İslam’da Reform Deneyişleri

Reformcular yapmak istedikleri değişiklikler için uzun hazırlıklara ihtiyaç duyuyorlar,aynı zamanda milletin tepkilerinde tereddütlü görünüyorlar. Bazen dinin özünde, ibadetlerde vs. bir devrime karar verdikleri halde gelen tepkilerden çekinerek geri alıyorlar.

Devrimciler dine karşı devrimlerini yapmak istediklerini önde gelen fakat imanı bütün olmayan din adamı ve ulema takımından kimselere yaptırıyorlardı.

Böylelerini bulmak hiçte zor olmuyordu, tayinle gelen milletvekillerinin içinde bol bol vardı

Ahmet Hamdi Başar, sözde din adamlarından üzüntüyle şöyle bahseder;

Dindar gözükmemek için herkes elinden geleni yapıyordu, iki eski hoca mebus vardı, bunlardan biri Allah’a küfür ediyor diğeri bütçeden camilere verilen tahsisatın halk evlerine devredilmesini istiyordu.”

 Hilafetin kaldırılması teklifini Urfa milletvekili Şeyh Saffet Efendi vermiştir. Eskişehir milletvekili Abdullah Azmi, Konya milletvekili Musa Kazım’da Şer’iye vekâletinin kaldırılmasını en çok savunan sarıklılardı.

1932 de kapatılan İlahiyat fakültelerinin kapatılma tekliflerinin altında da halkın evvelce çok güvendiği kişilerin imzaları bulunmaktadır.

Konunun daha iyi anlaşılması için Fuat Köprülünün başında bulunduğu komisyonun” Islahat Lahikasının” birkaç maddesini sunuyoruz.

Buna göre alınan tedbirler şunlardır.

Mabetlerimiz oturmaya uygun bir hale getirilecek.

Sıralar, elbiselikler tesis edilecek.

Temiz ayakkabı ile girilmesi tercih edilecek.

İbadet lisanı Türkçe olacak.

Heyecanlı ve estetik olması için teganni ye müsait imam ve müezzin yetiştirilecek.

Ayrıca musiki aletleri ve enstrümantal musikiye kat’i ihtiyaç vardır.

Hitabeti güçlü din filozoflarına hutbeler verdilirmeli ve İlahiyat fakültelerinde bunlardan istihdam edilmeli.

Bu tavsiyeler anlı şanlı din ve edebiyat bilginlerinden gelince milleti can evinden vurmuştur.

Ne var ki bu tavsiyeler iş başındaki hükümet tarafından benimsenmiş olmasına rağmen Dinin Sahibi olan Allah(cc) buna müsaade etmemiş bu aziz milletin imanına zeval getirememişlerdir.

Çetin KILIÇ/LÜLEBURGAZ

www.NurNet.Org

1 tane yorum yapılmış

  1. Nâbî dedi ki:

    Belki zındıkanın en sinsi planı İslamiyeti “reforma ihtiyaçlı bir din” anlayışıyla halka takdim etmek oluyor. Oysa semavi içtihadlar dinin esasatını her asır için taze ve istifade edilebilir manada tutmaya kafidir. Müsellematta zaten içtihad olmaz; nazariyattaki içtihadlar ehlince yapılırsa zaman ve dinin esasatı arasında boşluk kalmaz, tam örtüşürler. (Risale-i nurun hükümlerinde olduğu gibi: tevhidin iktiza ettiği hal/tavır nasıl yaşanacak lahikalarda anlatılmış, hepimizde makes buluyor, kalben aklen tasdik ediyoruz ki tevhid böyle yaşanır.)

Sende yorum yazabilirsin