İstanbul’un Fethinden Sonra Galata Zimmilerine Verilen Ahidname

Müslüman ecdadımız, günümüzdeki Avrupalılar gibi çifte standartlı davranmamıştır. Nazarî planda va’d ettiğini, uygulamadaki bazı hatalar dışında aynen tatbik etmiştir. Bunun canlı bir misalini, zimmîlere tanınan hakları yazılı bir emir ve ahidnâme haline getiren Fâtih Sultan Mehmed’in ţu fermanında görüyoruz:

“Galata Zimmîlerine Verilen Ahidnâme”

(Galata zimmîlerin ahid-nâmesidir. Ebül-Feth Sultân Muham-med Han İstanbul’u feth eyledükde vermiştir. Rumca yazılub üzerine tuğra çekilmiştir)

“Ben Ulu Padişâh ve ulu şehinşâh Sultan Muhammed Hân bin Sultân Murâd’ım. Yemin ederim ki, yeri göğü yaradan Perverdiğar hakkı içün ve Hazret-i Resûlün -Aley’is Salâtü Ve’s-Selâm- pâk, münevver, mutahhar ruhu içün ve yedi Mushaf hakkı içün ve yüz yirmi dörtbin peygamberler hakkı içün, dedem ruhîçün ve babam ruhîçün, benim baţým içün ve oğlanların başîçün, kılıç hakkîçün, şimdiki hâlde Galata’nın halkı ve merdüm-zâdeleri atebe-i ulyâma dostluk içün Papaları Pravizin ve Markizoh Frenku ve tercümanları Nikoroz Baluğu ile Kalâ-i mezûrenin miftâhın gönderüb bana kul olmağa itâat ve inkıyâd göstermişler. Ben dahi;

  1. Kabul eyledim ki, kendülerin âyinleri ve erkânları ne vechile câri ola-gelirse, yine ol üslûb üzere âdetlerin ve erkânların yerine getüreler. Ben dahi üzerlerine varub kal’alarını yıkub harâb etmeyem.
  1. Buyurdum ki, kendülerin malları ve rızıkları ve mülkleri ve mahzenleri ve bağları ve değirmenleri ve gemileri ve sandalları ve bilcümle metâ’ları ve avretleri ve oğlancıkları ve kulları ve câriyelerin kendülerin ellerinde mukarrer ola, müte’ârız olmayam ve üşendirmeyem.
  1. Anlar dahi rençberlik edeler. Gayrı memleketlerim gibi deryâdan ve kurudan sefer edeler, kimesne mâni ve müzâhim olmaa, mu’âf ve müsellem olalar.
  1. Ben dahi üzerlerine harâc vaz’ edem, sâl be-sâl edâ edeler gayrılar gibi. Ve ben dahi bunların üzerlerine nazar-ı Şerifim dirîğ buyurmayub koruyam gayrı memleketlerim gibi.
  1. Ve kiliseleri ellerinde ola, okuyalar âyinlerince. Ammâ çan ve nâkûs çalmayalar. Ve kiliselerin alub mescid etmeyem. Bunlar dahi yeni kilise yapmayalar.
  1. Ve Ceneviz bâzirgânları deryadan ve kurudan rençberlik edüb geleler ve gideler. Gümrüklerin âdet üzere vereler. Anlara kimesne te’addî etmeye.
  1. Ve buyurdum ki, yeniçeriliğe oğlan almayam ve bir kâfiri rızâsı olmadan müslüman etmeyeler ve kendüleri aralarında kimi ihtiyâr ederlerse maslahatları içün kethüdâ nasbedeler.
  1. Ve buyurdım ki, evlerine doğancı ve kul konmaya ve kal’a-i mezkûre halkı ve bâzirgânları angaryadan mu’âf ve müsellem olalar.

Ţöyle bileler, alâmet i Ţerife i’timâd kýlalar.

Tahrîren fi Evâhir-i Cemâziyelûlâ sene seb’in ve hamsîn ve semâne-mi’ete”

(857 H./1453 M.) .

(Paris, Bib. Nat. ms. fonds turc anc. n.130. fol. 78)

 Prof.Dr. Ahmet Akgündüz

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin