Kayıtlı ve Kelepçeli Olarak Sevk Edilmeden Evvel Davete İcabet Et!

Yakın bir zamanda özel bir hastanede muayene oldum, muayene ve tetkiklerin neticesinde anjiyo oldum.  Anjiyodan sonra kalbimin ana damarlarından üç tanesi tıkalı olduğu, daha evvel de bir kriz geçirmiş olduğumu, ikinci kriz de ise müdahale şansı zorlaşacağı cihetle ameliyat olmam gerektiğini söylediler.

Ameliyatla oluşacak tüm riskleri göze alarak, eve telefon açtım, filan hastanedeyim, ameliyata karar verdim, dedim. Bu ani karar ailem için beklenmeyen bir durum olsa da hep beraber hemfikir olduk, ölüm gerçekleşmiş ise bu ameliyat ölüm için bir sebep olabilir, dedim. Vasiyetimi de ihmal etmedim. Ailemle helalleştikten sonra ameliyathaneye beni götürdüler.

Ameliyat masasında uzanmış bir halde iken doktorlardan biri “Rüstem amca, kilon kaç, boyun kaç?” anladım ki narkozun etkisini öğrenmek istiyorlar. Kendi kendime dedim ki, artık ne kilo ne de boyun ölçüsü benim için para etmez. Üstat diyor ki: “Hayal dairesi geniştir, istediğin kadar içine gire bilirsin.”  “Evet, âlemde tekâmül kanunu vardır. Bu kanuna tâbi olan, neşvünema kanununa dâhildir. Bu kanuna dâhil olanın bir ömr-i tabiîsi vardır; ecelin pençesinden kurtulamaz.” 1

Herhalde benim de bu masadan kalkıp kalkamayacağım belli değildir, dedim. Artık ahirete bir yol göründü, bari son bir nasuh tövbemi yapayım, şahadet kelimesini getirdim, Yâ Rabbi! Bu durumda artık senden başka halaskar görmüyorum, hav ve rica arasında gidip- geliyorum.  “İnsanın akıl ve fikir meydanı öyle bir vus’attedir ki ihatası mümkün değildir…” 2

Allah’a yalvarıyorum, o’nun Enbiya  ve Evliyaları şefaatçi yapıyorum, hiç amma hiç durmuyorum, çünkü ölmek istemiyordum, biraz daha a’mal, biraz daha ibadet yapayım bu ihtiyarlık dönemimde hayır ve hasenat sermayemi artırayım diye yaşamak için biraz daha, biraz daha yaşayayım diye çırpınıyordum….

Bediüzzaman Hazretleri, hayat için ne güzel buyurmuş: “ “Evet, hayat Kudret-i Ezeliyenin en büyük ve en ince ve en acip bir mü’cizesidir ve bütün nimetlerden üstündür ve mebde ve meadan burhanlarından en zahir burhandır.”  Elbette, hayatın güzelliği Cenab-i Allah’ın kâinattaki bu güzel masnuatlarını temaşa etmek, tefekkür etmek ve onlara şahit olmak için güzeldir.  Cenab-i Allah birçok Ayat-i Kerimede insanları “Şahit” olarak göstermiştir. Şahit olmak “Şehitlik” mertebesinden daha evladır.

Bir sabah namazından sonra Resulullah (asm) sahabelere hitaben bu gece kim rüya görmüş ise anlatsın, buyururlar. Bir sahabe gördüğü rüyayı şöyle anlatır: “ Cennettin kapısının önünde iki kişiyi beklerken gördüm. Biri Şehit, diğeri ise şehitten bir sene sonra vefat etmiş, ben de merak ettim acaba onlardan hangisi önce cennette girecektir. Baktım ki şehitten bir sene sonra vefat eden kişi önce cennete girdi.

Resulullah (asm) Buyurdular: “Evet şehitten bir sene sonra ölen, o üç ayları görmüş, Leyle-i Kadir görmüş, mübarek gün ve geceleri görmüş bu nedenle Cenab-i Allah’ın bu güzel nimetlerine bir sene dada fazla “Şahitlik” etmiştir.  Dolayısıyla “Şahitlik mertebesi “şehitlikten daha evladır.”…

Ben de ömrüm buraya kadar, hayat yolculuğum bitti; berzah âleme gideceğim, diyordumsa da, gene “Şahit” kalmak tercihimdi. Asrın müceddidi diyor ki. “ Her insanın tam manasıyla hayali bir dünyası vardır; fakat öldüğü zaman dünyası yıkılır, kıyameti kopar.” 3

Mademki ölüm var, kurtuluş yoktur. Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi, “… Kayıtlı ve kelepçeli olarak sevk edilmeden evvel davetine icabet et.”  4

Rüstem Garzanlı

www.NurNet.org

17.03.2016

Dipnotlar:

1-İşaratü’l İ’caz say.321

2- Mesnevi-i Nuriye say.151

3- Mesnevi-i Nuriye say.109

4- Mesnevi-i Nuriye say. 201

Sende yorum yazabilirsin