Kur’an’dan Bir kelime ”Duhân”

Duhân, Arapça bir kelimedir ve ‘duman’ mânâsına gelir. Kur’an-ı Kerim’de bu kelime sadece iki ayette geçer. Çok ilginçtir ki, birisi kâinatın, yerin ve göğün yaratılması anlatılırken, diğeri ise kıyamet tasvir edilirken kullanılmıştır. Fussilet Suresi, 10-12. âyetlerde kâinatın yaratılışı şöyle aktarılır: ‘O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada bereketler yarattı. Ve onda arayanlar için dört günde eşit gıdalar yarattı. Sonra göğe yöneldi ki, o duman halindeydi. Ona ve yere dedi ki: İsteyerek ve istemeyerek ikiniz de gelin. İkisi de dediler ki: İsteyerek geldik. Böylece iki gün içerisinde yedi gök var etti. Ve her göğün işini kendisine bildirdi. Biz dünya semasını ışıklarla donattık, koruduk. İşte bu, Azîz ve Alîm olan Allah’ın takdiridir.’
İsmini, içinde geçen 10. ayetteki bir kelimeden alan Duhân Suresi’nde kıyamet sahneleri şöyle canlandırılır: ‘Öyleyse gözle. Göğün açıkça bir duman çıkaracağı gün, bu duman bütün insanları bürüyecektir. Şüphesiz ki bu, elem verici bir azaptır.’ Âyette geçen ‘Duhân’ kelimesi hakkında İbn Kesîr açıklama yaparken aktardığı bazı hadis-i şeriflerden sonra sonra, bunu kıyamet alâmetlerinden birisi olarak değerlendirmiştir.1
kuranDuhânın kıyamet alâmeti olduğunu Bediüzzaman da Şuâlar isimli eserinde ‘haşir ve kıyametin bir alâmeti olan duhân’2 şeklinde ifade eder. Hatta Bediüzzaman, yerin ve göğün yaratılması esnasında gerçekleşen olaylarla kıyamet esnasında yaşanacak olaylar arasındaki ortak noktalara dikkat çekerek şu ifadeleri kullanır: ‘…Semânın sonra göğe yöneldi ki, o duman halindeydi’ hâletindeki vaziyetinden tut, tâ duhânla inşikakına (parçalanmasına) ve yıldızların düşüp, hadsiz fezada dağılmasına kadar…’3
Ayetleri ve ayetler hakkında yapılan yorumları dikkate aldığımızda şu sonuca ulaşırız: Kâinatın yaratılışı ile ölümü demek olan kıyamet esnasında meydana gelecek olaylar hemen hemen aynı olacaktır. Kur’an’ın bu ifadeleri acaba ne ölçüde günümüz biliminin sunduğu bilgilerle uyum halindedir? Acaba, taban tabana zıt bilgiler mi aktarılmakta, yoksa insanoğlu binlerce yıllık birikimine rağmen Kur’an’ın asırlar önce verdiği haberleri mi doğrulamaktadır?
Kâinatın yaratılışı ve Duhân günümüz bilimi, bütün kâinatın büyük bir patlamayla meydana geldiğini kabul etmektedir. Big Bang Teorisi olarak anılan bu görüşe göre, bundan 12-16 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlamanın ardından çok yoğun miktarda toz bulutları açığa çıkmıştır. Milyarlarca seneyle ifade edilebilecek zaman dilimleri içinde bu gaz ve toz bulutları belli yerlerde yoğunlaşmaya, büzüşmeye ve yoğunlaşmanın çok güçlü olduğu yerlerde kendi etraflarında dönmeye başlamışlardır. Bu yoğunlaşmalar ve dönüşler sonucu uzayın derinliklerinde milyarlarca galaksi ve yıldız sistemleri meydana gelmiştir. Bu büyük hadise ve ilk yaratılış Enbiyâ Suresin’in 30. ayetinde şöyle özetlenir: ‘O inkar edenler görmüyorlar mı ki başlangıçta göklerle yer birbiriyle bitişikken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık. Yine de onlar inanmayacaklar mı?’ Yani her şey, hattâ henüz yaratılmamış olan ‘gökler ve yer’ bile, tek bir noktadayken büyük patlama ile yaratılmış ve birbirlerinden ayrılarak evrenin bugünkü şeklini meydana getirmişlerdir.
Ayetin ifadelerini Big Bang teorisi ile karşılaştırdığımızda tam bir uyum içinde olduklarını görürüz. Oysa Big Bang’in bilimsel bir teori olarak ortaya atılması ancak 20. yüzyılda mümkün olmuştur. Gerek Big Bang teorisi, gerekse yukarıdaki açıklamalar, ilk başta verdiğimiz ve duhân kelimesini ilk yaratılış esnasında göklerin bir ‘duman’ halinde olduğunu ifade eden ayetlerle büyük bir paralellik arzetmektedir.
Duhân’dan nebulaya gerek kâinatın ilk yaratılışı esnasındaki oluşumları göstermek için, gerekse kıyametin gelişini haber veren bir alâmet veya kıyâmetten sonraki aşamada meydana gelecek bir olay şeklinde sunulan ‘Duhân’, bizlere günümüz biliminin tespit ettiği bir kavramı çağrıştırmaktadır: Nebula.
Şimdi nebula hakkında biraz bilgi verelim:
Nebula, en kısa tanımıyla, uzayın derinliklerinde bulunan gaz ve atomik toz bulutlarıdır. Bu toz bulutları bir yandan çok büyük boyutlardaki yıldızların ömürlerini tamamladıktan sonra patlamalarıyla oluşurlar, diğer yandan zaman içerisinde yeni doğacak yıldızlar için adeta beşiklik yaparlar. Dev boyutlarda bir yıldız büyük bir patlamayla yaşamının sonuna gelir ve Nebulalar ortaya çıkar; ancak ölen yıldız başka milyonlarca yıldızın doğumu için gereken maddeyi uzay boşluğuna yayar. Zamanla atomik reaksiyon içinde sıkışır, ısınır ve nükleer patlamalar ile yıldız topluluklarını oluştururlar. Galaksiler içindeki dev yıldızlar ve küçük yıldızlar yakıtları tükenerek içlerine çöker ve parçalanırlar ve süper novaları oluştururlar. Daha sonra süper novalar da fizyon olayı ile patlar ve süper nova olayı meydana gelir. Süper nova patlaması uzayda bir bayram şenliği gibidir. Çok muhteşem bir ışık seli halinde uzayı aydınlatır.
dunyaKıyamet ve Nebula dünya üzerindeki sayısız kıyamet örnekleri, bizim için büyük kıyamete misâl teşkil eder. Aslında aynı durum, boyutlarını ifade etmekte güçlük çektiğimiz galaksimizde ve belki milyarlarca galakside ve yine milyarlarca yıl zarfında meydana gelen hadiseler, inşâ ve tahripler için de geçerlidir. Çünkü. Biz bilsek de bilmesek de, tespit edebilsek de edemesek de, kâinatın her köşesindeki büyük çaplı doğum ve ölümler sürekli olarak tekrarlanır durur. Belki her an bir galakside bir kıyamet kopar. Şu ayetlerdeki sahneler uçsuz bucaksız kâinatın bir yerlerinde uygulanır: ‘Güneş dürülüp toplandığında; yıldızlar döküldüğünde; dağlar yürütüldüğünde.’4 ‘Gök yarıldığı zaman; yıldızlar saçıldığı zaman; denizler kaynayıp birbirine karıştığı zaman.’5
Bu muazzam kıyâmetler de, tıpı bedenimizde, tıpkı yeryüzünde olduğu gibi, büyük kıyametin; ardından gelecek yeni bir âlemin ve yeni bir dirilişin habercisidir. Ve ilim yeni kıyâmetleri keşfettikçe, bizim önümüze, ‘Haşre mani hiçbir şey yoktur’ hakikatine dair inanılmaz tablolar ortaya koyacaktır.
1- İbn Kesîr, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, C. 13, s. 7180-7187
2- Şuâlar, Kaynaklı, İndeksli, Lügatli Risale-i Nur Külliyatı, C. 1, s. 934.
3- Sözler, C.1, s. 177.
4- Tekvir Suresi, 81:1-3. 5- İnfitar Suresi, 82:1-3
Veli Sırım / Zafer Dergisi

 

1 tane yorum yapılmış

  1. Yusuf Yaman diyor ki:

    GÖKTE Kİ BÜYÜK BULUT VE KURAN’DAKİ DUHAN SURESİ
    Hazırlayan :Yusuf YAMAN
    Stratosferde kilometrelerce yükseklikte, milyonlarca ton sülfürik asit içeren bir bulut bulunuyor. Bu sülfürik asit yağmuru bilim insanlarınca tespit edilmiştir.
    Kuzey yarım küreyi çevreleyen bu gizemli taç garip olmakla birlikte, sokaktaki adama önemsiz gelebilir. Ne de olsa kullandığımız havayı oluşturan troposferin dışında duruyor. Yeryüzüne inmesi ise yıllar alır diye düşünebiliriz. Ancak;
    Yüce ALLAH, Kuran’da Duhan suresinde biz insanları uyarıyor.
    Duhan:10- Artık göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle.
    İnsanlar azabı hak ettikleri zaman gökten apaçık bir duman gelecektir. O günü bekleyin diyor.
    Duhan: 11- İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır o.
    Duman insanlara ulaştığında, insanları kuşattığında acı bir azap verecektir.
    Duhan: 12- Rabbimiz azabı bizden kaldır. Muhakkak ki biz müminleriz.
    İnsanlar bu acı veren Sülfürik asit azabından kurtarılmaları için yaratan ve yaşatan Allah’a yalvarıp yakaracaklar, Mümin olduklarını söyleyecekler. Umarım inandırıcı olurlar.
    Duhan: 16- O gün büyük vuruşla vururuz.
    O, gün vurulan bu büyük vuruşun ne olduğunu ALLAH bilir.
    Duhan: 19- Allah’a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getirdim.
    Allah’ın indirdiği ile ilgilenmeyen, O’nun indirdiği kitapları okuyup anlamaya çalışmayan, bilgilenip bilgisini üretime dönüştürmeyen, insanlar için yararlı işler yapmayan, görevlerini bilinçli olarak yerine getirmeyen, dinde ayrımcılık yapan, Allah’ ve Kuran’a eşler koşan, Allah’a karşı nankörlük eden, Allah’ın verdiği nimetlere şükretmeyen insanoğlu, Allah’ın indirdiği delillerin farkında olmayı kavrayamıyor.

    Duhan: 33- Onlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik.
    Allah’ın ayetlerinde bildirdiğini, olmayacaklarmış gibi algılayan. Dünyanın İnsanlar için bir denenme ve sınav yeri olduğunu kavrayamayan insanların sonu; öyle görünüyor ki asit yağmurlarıyla azap içinde yok olmaktır. Doğrusunu Allah bilir.
    Duhan: 41- Bir gündür ki o, dostun dosta yararı olmaz.
    Evet, o gün kimse kimseye yardım edemez. Çünkü herkesin üzerine asit yağmurları iniyor, herkes kendisini nasıl kurtaracağının telaşındadır. Korunanlar ise, Allah’ın koruması altındadırlar.
    Duhan: 43, 44.45- Günahkârların yemeği zakkum ağacıdır. Erimiş maden gibi karınlarında kaynar.
    Asit yağmurları inmeye başlayınca, zakkum ağacından başka bitkiler ve ağaçlar hep yok olur. Allah’ın korumaya aldığı insanlar dışında kalan günahkârlar, zakkum ağacı yiyerek karınlarını doyururlar. Ancak bu ağaç karınlarında başka bir azaba dönüşür. Günahkârların karınlarında erimiş maden gibi kaynar.
    Duhan: 59-Artık beklemeye geç, çünkü onlar da beklemektedir.
    Muhtemelen günümüz kıyameti, insanların dünyayı kirletmeleri sonucu oluşan asit yağmurları ve Yaratanın hazır beklettiği Sülfürik asitten oluşan yağmur bulutundan gelecek şiddetli yağmurla insanlar yeryüzünde, acı ve azap çekerek can vereceklerdir. Doğrusunu Allah bilir.
    Biz insanlara gelen uyarılar, bunu bize apaçıkça bildiriyor.
    Örnek olarak
    Hz NUH Tufanında nasıl ki, yerden fışkıran sular ile gökten indirilen sular bir işin olması için işbirliği yaptı ise, günümüzde de hava kirliliğinden meydana gelen asit yağmurları ile Allah’ın hazır beklettiği Sülfürik asit yağmur bulutu işbirliği yaparak insanların kökünü kurutacaktır. Duhan suresi bunu apaçık bize söylüyor.
    Kurtuluş; Allah’ın indirdiği ile hemhal olmak ve insanlara emanet edilen bu dünyayı ilk zamandaki gibi yeşil hale getirmekle mümkün olacaktır, kanısındayım.

Sende yorum yazabilirsin