Merhum Bayram Yüksel Ağabeyin Hatıralarından

Vefatının 18. yılında Bayram Yüksel Ağabeyimizi Rahmetle anmak vesilesi ile; bazı hatıralarını sizinle paylaşacağız… 1931 – 1997

      1-Üstad hazretleri (Mevlüdi nebevi gecesi hariç) diğer leyle-i mübarek’eleri ihya ettirirdi uyutmazdı. Uyuyanlara ibrikle su dökerek uyandırırdı. Ayrıca Ramazanın on beşinci gecesinden sonra. Uyumazdı. Üstad Hazretleri, kendi de mübarek gecelerde ve Ramazanın son on beş gününün gecelerinde uyumazdı.

      2- Bir ders esnasında 17. lem’a daki notalar bahsi okunurken,Üstad Hazretlerinin hazır olduğu bir derste Ağabeylerden biri “Ey gafil Said” ibaresini okuyunca, Üstad Hazretleri,”Keçeli beni itham etmeye hakkınız yok.” Dedi. O ibare yerine “Ey gafil nefsim! Veya ey gafil filan! “ (Okuyan kendi ismini söylesin) ma’nasında sözler söyledi.

     3- Bir gün, Üstad Hazretleri, “Kardeşim bu zaman çok acayip olmuş, elini versen kolunu alır, kolunu versen vücudunu alır. Zaruri rızkı bulsanız kifayet ediniz.” Diyerek bizlere buyurdular ki, “Siz hayatı içtimaiye girmek mecbur kalırsanız, ancak çobanlığa izin veriyorum!” Dedi.

      4- Bingöl Milletvekili (Said) Üstadın yanına geliyor ve Ankara’dan çok sıkıldığını söylüyor. Üstad Hazretleri, “yok yok! Ankara’nın her mahallesinde, her semtinde bir dershane olacak!” diyor. “Ankara’da en kara bir halet hissettim, fakat sonra Ankara nurlandı.” Diyor.

5- Mustafa Birlik Ağabey, Üstad Hazretlerine, “Zekât yerine Risale-i Nur Kitaplarından dağıta bilirmiyim?” diye sorunca,Üstad Hazretleri, “olur!” dedi.

     6- Üstad Hazretleri, “ Tembellik, hastalık ve yorgunluk nefsin desisesidir!” diyor ve hiç sevmiyordu!

     7- Üstad Hazretleri, “Gavsi A’zam Allahtan hizmet için ömür rica etmiş. Bende Risale-i Nur matbaalarda bitinceye kadar Allahtan ömür istiyorum.” Dedi.

     8- Öğlene kadar ders yaptığımız oldu. Fakat bu Arapça Mesnevi’yi okuma zamana mahsus idi. Sâir zamanlarda, birer ikişer sahife olarak, sabah dersinde okurduk.

     9- Üstad Hazretleri, “Evlatlarım evlatlarım, Risale-i Nur dinsizlerin, Komünistlerin Masonların belini kırmıştır. Merak etmeyiniz! Risale-i Nur daima galiptir. Yeter ki siz Risale-i Nura sadik kalın!” Diyordu.

     10- Üstad Hazretleri, “Eğer mümkün olsaydı, Risale-i Nurun  bir sahifesinin yazılması için on altın verecektim.” Dedi.

     11- Yine Üstad Hazretleri, “Acaba Risale-i Nur dairesine girip de, bütün bütün daireden atılan var mı?” Diyor. Sonra ben hiç hatırlamıyorum.” Diyordu.

     12- Üstad Hazretleri, “Birbirinize haksız yere seksen sopa vursanız, buradaki  netice-i azîme için burayı bırakıp bir yere gitmeyeceksiniz!” diyordu.

     13- Üstad Hazretleri, “Dünyanın şaşaalı bir devri gelecek inşâallah. Ben görmeyeceğim, ben kabrimde seyredeceğim. Mustafa Sungurda bana ders okuyacak.”diyordu.

     14- Üstad Hazretleri, Emirdağında iken Ziya Arun Ağabey  ayrılıyor. “Üstad Hazretleri keşke ben gelinceye kadar tutsa idiniz!” (Ziya Ağabeyin Meczübane hareketinden, Bayram ağabey de onun gitmesini arzu ediyor. Bayram Ağabey onun bavulunu taşıyor o kolu bir hafta ağırıyor.) Üstad Hazretleri, “Ziya duamda birinci tabakada iken şimdi yedinci tabakaya zor kabul ediyorum.” Dedi. Yine, Üstad Hazretleri, “Ziya hayatı içtimaiyenin boşluğunu bildi, tımarhaneye kapandı. Şimdi orada imamlık yapıyor, hizmet ediyor.” Dedi. Haşiye: (Ziya Ağabeyde irsî bir meczûbiyet vardı!)

     15- Üstad Hazretleri, Ben kızdığım zaman kalben değil, sûreten hiddetleniyorum.” derdi.

     16- Bir gün Ceylan, Tahiri, Sungur Ağabeyler, Bayram Ağabeyin bulunduğu bir derste “Üstad Hazretleri: Siz zannediyor musunuz ki biz beş altı kişilik bir ders yapıyoruz. Biz bu dersimizde Anadolu’daki binler cemaatlerin arasına girip ders yapıyoruz.” dedi.

     17- Üstad Hazretleri, “Nasıl ki Cuma akşamları camilerde tecdid-i iman yapılıyor. Bizde Risale-i Nur okuyarak tecdidi iman yapıyoruz.” diyordu.

     18- Üstad Hazretlerinin en çok kızdığı, islamiyet’e zarar veren İngilizler ve Fransızlar idi. Ağabeylere diyordu ki: “Fransız ve İngilizler, Sidreye uçaklarını gönderip bombarduman yapsalar beş para ehemmiyet vermeyeceğim. Sizde ehemmiyet vermeyin. “Zübeyir yap bir kahve, diyeceğım!”

     19- Üstad hazretleri, Tarihçe-i Hayat on ordu yirmi mecmua kadar hizmet edecek!” diyordu.

      20- Üstad Hazretleri, beş saat geçmeyince yemek yemez, iki saat geçmeyince de su içmezdi. Çamaşırını sık sık değiştirirdi. Yıkamak için aldığımızda gül gibi kokunca, ancak kirli olduğunu anlıyorduk!

     21- Üstad Hazretleri, ben koreye giderken: “Tam, tam, inkârı uluhiyete karşı gitmek lazımdır. Ben ya seni ya ceylanı gönderiyordum. Orada kafana göre bir arkadaş edin. Nefis ve şeytan’ın seni sıkıştırdığında: Beni hatıla. Korktuğun zaman da beni hatırla! Senin lisan-ı halın, lisan-ı kalından daha ziyade tesir edecektir.” diyordu.

      22- Kore’de bir gün, Bayram ağabeye de radyo yayını için, Türkiyedeki vatandaşların için  bir diyeceğin varmı?” diye soruyorlar?  Oda Üstadım Bediüzzaman Hazretlerine selam ederim, Ellerinden öperim.” Demiş. Bu sırada Üstad mahkemeden çıkınca, radyoyu açtırır ve o anda yayında olan Bayram Ağabeyin konuşmasını dinler.

     23- Üstad Hazretleri, İsparta için “Bu mübarek şehri ihya etmek için, her gün cennet’ten altı damla bu göle, (Gölcüğ’e) damlıyor. Demiş. (Terzi mehmed’den)bu haber.

     24- Hava assubayları üstadı ziyate gelirken jip devriliyor! Üstad onlara ziyaretinizin makbuliyetine işarettir.” Buyururlar.

     25- Üstad Hazretleri birbirine dil ile gıyabı dualara ehemmiyet veriyordu. Sabah namazından  bir saat evvel  başladığı duada beş metre uzunluğunda (ve bir metre genişliğinde) kâğıda yazılı şecerede bulunan isimlere bağışlıyordu. Üstad Hazretleri, mübarek zatların hepsine dua ediyordu. Buyururlardı ki: Nasıl zarfın üzere isim yazılınca mektüp adrese kolay gider; aynen öylede birbirinize ismen dua ederseniz, o zarftaki gibi olur ve yerine gider.” derdi.

Abdülkadir Haktanır

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin