Müslümanlar Dünyaya Yeniden Yön Verecek
Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Muhakemat adlı eserinden istifade ettiğimiz bu yazımızda kâinatın yaratılışındaki temel felsefeyi, insanın bu nizamdaki yerini ve İslam dünyasının geleceğine dair müjdeli öngörülerini nazara vereceğiz.
Muhatabımız “Ukûl-ü selime” yani sağduyu sahibi herkes.
Yaratılışta iyilik, güzellik ve doğruluk asıldır; şer ise dolaylı ve azınlıktadır. Halk-ı şer, şer değil, kesb-i şer şerdir.” Yani şerrin yaratılması şer değil, şerrin işlenmesi şerdir.
Her bir bilim dalı astronomi, biyoloji, fizik vb. kendi alanındaki muazzam nizamı anlatır. Bilim, genel kurallardan ibarettir. Bir yerde kural kaide varsa, orada bir düzen bir intizam var demektir. Dolayısıyla tüm bilimler, kâinattaki mükemmel düzenin sadık birer şahididir. Bazen düzensizlik gibi görünen şeyler, bizim bakış açımızın dar olmasından kaynaklanır. Olayın bütününe bakıldığında, en geniş dairede nizamın hüküm sürdüğü görülür.
İnsan, kâinatın en şerefli varlığıdır. Ancak bu büyük değer, büyük bir sorumluluk getirir:
İnsan ebediyet için yaratılmıştır. Kabiliyetleri bu dünyaya sığmayacak kadar geniştir. Kâinattaki her şey Allah’ın emrine itaat ederken, insanın isyanı ve zulmü karşılıksız kalamaz. Eğer insan ıslah olmazsa, kâinatın diğer unsurları yıldızlar, zemin, gök bu şekavetçi bedbaht insanı bünyesinden atmak isteyecektir. Dünyada tam bir adalet ve denge çoğu zaman görülmez. İnsandaki sonsuz arzuların tatmini ve büyük cinayetlerin cezası ancak ahirette, o büyük mahkemede mümkün olabilir.
Üstad, İslam dünyasının ve Asya kıtasının gelecekte maddi ve manevi olarak yükseleceği müjdeler. Bu yükselişi sağlayacak beş temel kuvvet şunlardır:
1.Bilim ve medeniyetle donanmış gerçek İslam anlayışı.
2. Gelişen imkânlar ve araçlarla birlikte duyulan büyük kalkınma ihtiyacı.
3. Batı’nın refahını, Doğu’nun sefaletini gören Asya halkının uyanması ve rekabet hissi.
4. İslam’ın tevhid birlik ilkesi, düşüncelerin birleşmesi telahuk-u efkâr ve fıtratın bozulmamış olması.
5.Karamsarlığın ye’sin ölmesiyle gelen azim ve Allah’ın adını yüceltme i’la-yı kelimetullah arzusu.
Üstad, Avrupa medeniyetinin neden sarsıldığını iki sebebe bağlar:
* Din ve fazileti dışlayıp nefsi arzuları esas almaları.
* Merhametsizlikten doğan korkunç gelir adaletsizliği.
Bu sorunlara çözüm olarak İslam’ın “Zekât” müessesesini sunar. Zekât, toplumdaki sınıflar arası kavgayı bitirecek en mükemmel ilaçtır.
Üstad, Asya’nın ve İslamiyetin talihini açacak anahtarın “meşrutiyet ve hürriyet” olduğu belirtilir. Ancak bu hürriyetin, İslam’ın edebi ve terbiyesi içinde olması gerektiği şartını koşmaktadır. Modern medeniyetin iyi yanlarının aslında İslam’ın başka şekle bürünmüş hakikatleri olduğu hatırlatılır.
Bediüzzaman Hazretleri ümitsizliği reddeder. Kâinatın hayır üzerine kurulduğunu, bilimin bu hayra şahitlik ettiğini ve Müslümanların medeniyetin fenlerini ve İslam’ın hakikatlerini birleştirerek gelecekte dünyaya yeniden yön vereceğini müjdelemektedir.
Çetin Kılıç
Kaynak: Muhakemat








