Neden Risale-i Nur !

Risale-i Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mu’cize-i Kur’aniyedir. Tarihçe-i Hayat ( 463 )

Her zaman herkes için hem toplum hem dünya için bir kişi ve eserler çıkar. Nazarlar bunlara tevcih edilip pürdikkat kesilir. Bunun tarih boyunca nice nümumeleri vardır. 1900 lerden ta kıyamete dek var olacak olan İbadet, Şahs-i Kemalat ve içtimai,  ahlaki, şahsi ve ubudiyet ve psikoloji  ve hayata doğru bakıp hadiseleri doğru tahlil etmek için de Risale-i Nur Külliyatı bu ümmetin ihtiyacına bir Kuran Tefsiri olarak Cenab-ı Haktan ihsan edilmiştir. Buna dair Emirdağ Lahikasından bazı metinler:

Evet, Risale-i Nur’un te’lifi, zuhuru ve neşri ile beraber hizmet-i Nuriyenin ve ders-i Kur’aniyenin taliminde ve îfasında ve meslek-i Nuriyenin taallümünde ve uzun bir zamandaki hizmetin devamında vaki’ olacak binler ahval ve hücuma maruz talebelerin cereyanlar karşısında sebat, metanet ve ihlasla hareketlerinde onlara yol gösterecek, hizmet-i Kur’aniyenin inkişafında sühulete medar olacak ikaz ve ihtarlara elbette ihtiyaç zarurîdir, kat’îdir, bedihîdir. Emirdağ Lahikası-1 (7)

Lâhika mektubları bilhâssa yazıldığı zaman itibariyle de büyük ehemmiyet kesbeden bir devrin mahsulü olması ve birçok içtimaî mes’eleleri ve küllî imanî bir nazar-ı hakikatle mütalaa, mülahaza ve küllîleşmesi gibi cihetlerde büyük kıymeti haizdir. Emirdağ Lahikası-1 ( 5 )

..hem küfr-ü mutlak cereyanı ki, hiçbir din ve maneviyatı tanımayan ve Allah’a iman hakikatına karşı muaraza ederek dinsizliği neşreden, İslâmî fikri zedeleyen ve bütün beşeriyeti tehdid eden, yeni nesillere ve gençliğe imansızlık fikr-i küfrîsini aşılamak isteyen kitab, broşür, gazete gibi neşir vasıtalarının İslâm ve iman düşmanlarınca ön plâna alındığı böyle acib ve dehşetli bir zamanda elbette Risale-i Nur’a, okunmasına, neşredilmesine şiddetle ihtiyaç ve zaruret var.

Emirdağ Lahikası-1 ( 7 )

Asırlarca Kur’an’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatı göstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin, ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-ı İslâmiye ve Kur’aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir. Emirdağ Lahikası-1 ( 8 )

Ey insanlar adaveti bırakınız, Kur’an dersini dinleyip birleşiniz; yoksa sizi mahvedeceğiz” diye beyanıyla bu zamanın şartları ve îcabları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur’anın nuruyla göstererek hakîmane irşadın ve tevfik-i İlahiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin îfası gibi noktalardan Risale-i Nur’un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor. İşte Lâhika Mektubları bu gibi hususlara da işaret ediyor. Değişen dünya hâdiseleri, geniş ve küllî mes’eleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur’aniyenin esaslarını ders veriyor. Emirdağ Lahikası-1 ( 9 )

Şimdi bu mehazlara baktığımızda Risale-i Nur Külliyatının ilm-i hal’i hükmünde olan 5 Lahikaya – bunlar: Sikke-i Tastik, Tarihçe-i Hayat, Barla, Kastamonu, Emirdağ Lahikaları – hareket edilmezse insan allame, müçtehid hatta şeyh-ül İslam da olsa elinde Kuran ve Sünnetten iktibas edilmiş, ilham edilmiş olan tarz-ı harekete uyup o lokomotife vagon olursa istikameti bulur.

Yok ben kendi hevama göre hareket edeceğim deyip “Yoksa başka bir çığır açmakla hem o zarar eder, hem bu müstakim ve metin cadde-i Kur’aniyeye bilmeyerek zarar verir; belki zındıkaya bilmiyerek bir nevi yardım hesabına geçer.Tarihçe-i Hayat (323) ” peşine takılan kimseleri de sadakatsızlık yoluna sürükler ve abim, şeyhim, hocam diyorsa vardır bir hikmeti Kuran ve Sünnete muhalif görünse de diyerek dalalete kadar sürükler imanını kaybeder.

Bizlerin elinde ölçü olan Kuran ve Sünnetten İktibas Olan Risale-i Nur Külliyatından Lahikalar’ı düstur ve esas olarak kabul edip, uygulayıp, üssül esas yapıp hareketimizin merkezine koymalıyız. risale-i nur’u esas alıp hareket edilmesiyle hayatta rahat edilecektir.

İmani bahisleri hemen herkesin anlama tarzı aynıdır. Ama Lahikaları anlama, kabul etme, tatbik edip uygulamak ise değişkenlik göstermektedir. Mesela birisi kader meselesine dair tahşidat ve açıklamalar yaparken üstadın bırakmış olduğu tarza sadakatı gösteremekte.

Veya üstadın vasiyetine sadakatı gösterememekte.

Veya Lahikaları kabul etmemekte Ahmedin Mehmede mektubu olarak değerlendirmekte.

İşte tüm bu noksan ve arızalardan kurtulmanın çare-i yeganesi Risale-i Nurun Lahikalarına göre Hizmet etmektedir. Taki Risale-i Nur Hizmeti olsun. Mehdiyet cereyanı olsun. Saadet-i dareynin hizmeti olsun. Langurlungur tepetaklak olmasın.

Bahtiyardır o kimse ki: Risale-i Nurun Lahikalarından Hissesi azim ola.

Bedbahttır o kimse ki: Risale-i Nurun Lahikalarından Hissesi az veya hiç olmaya.

Biz risale-i nuru gaye-i hayat edinenler ve tarz-ı hareket edinenler için vazgeçilmez, hava gibi, ekmek gibi, ziya gibi bir zaruri ihtiyaçtır. Yok ben kafama göre hareket ederim dersen paşa keyfin bilir mahşerde şirket-i maneviyeden, iştirak-i amaldan mahrum kalmanla görürsün o ben kafama göre hareket ederim demeyi.

Allah Bizleri istikametten Ayırmasın, Sadakatla Daire İçinde Kaim Etsin inşallah.

Selam ve Dua ile / Muhammed Numan ÖZEL

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin