Nur Talebesinin Kardeşlerle Kaynaşmanın İdeal Vasıfları

“Aziz sıddık kardeşlerim! Bu eski ve yeni iki medrese-i yusufiyedeki şiddetli imtihanda sarsılmayan ve dersinden vazgeçmeyen ve yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde talebeliğini bırakmayan ve bu kadar tehacüme harşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zatları, ehl-i hakikat ve nesl-i ȃti alkışlayacağı gibi, melaike ve ruanîler dahi alkışlıyorlar diye kanaatim var. Fakat içinde hastalıklı va nazik ve fakirler bulunmasıyla, maddi sıkıntı ziyadedir. Ve buna karşı da her biriniz herbirisine birer tesellici ve ahlȃkta ve sabırda birer numune-i imtisal ve tesanüd ve taltife birer şefkatlı kardeş ve ders müzakeresinde birer zeki muhatap mücip ve güzel seciyelerin in’ikȃsında birer ȃyine olmanız, o maddi sıkıntıları hiçe indirir diye düşünüp, ruhumdan ziyade sevdiğim sizler hakkında teselli buluyorum.”  ş 305

Bakın Üstad Nur Talebelerini, hatları ile çerçeveliyor ve o gözle bakıyor. Risale-i Nurun istediği hasletler nedir. Hakiki Nur Talebesi, hangi sıfatları taşıması gerekiyor. Yukarıda Üstadımızın ifadesinden tam dersimizi almakla anlıyoruz ki: İslamiyetin kȇmalatını, yani dinin güzelliğini resmetmek teşhir etmek gerekiyor. Güzel ahlak güzel bir çiçeğe benzer. Bir gülü düşünün. Onda ne ne letafet, ne renk, koku, ne zerafet, ne incelik, ne tenasüp, ne itidal ne denge var, değil mi? Sanki bir gülde canlı bir hayat var. Bir gül bahçesine gittiğin vakit ruhun inbisat ediyor. İnsan olduğun için ondan lezzet alıyorsun. Bundan anlaşıyor ki Nur talebesi her hal ve harekȃtında dikkatlı olmalı. Hanımıyla geçinmekte, evlatlarını yetiştirmekte, komşusuna karşı davranışlarında, onlara karşı burun şişik davranmak yok, onlara karşı her zaman güler yüzlü olup  hal hatırlarını sormayı ihmal etmemeli.

            İşte bahsettiğim gibi gerçek mümin gül bahçesi gibidir. Onun yanına geldiğin zaman sükunet peyda olur, içine ferahlık düşer. Senin gamını kederini uçurur. Çünkü mümininde kokusu ve lezzeti vardır. Peygamberimiz (a.s.m.)buyuruyor ki: “Müminin hem kokusu hem tadı vardır. Münafiğin tadı yoktur.” İşte bir mü’minin imanı terakki ettiği nispette Kur’ȃnın ahlakına ayna olduğu nispette onun kıymeti artar. Allah kokumuzu ve tadımızı ziyadeleştirsin leziz kalsın. Ȃmin. Evet gerçek mü’min tesellide, ahlakta ve sabırda numune-i imtisal olur. O zaman biri onu gördüğü zaman imrenir. Ah keşke bende onun gibi olsam der. Çünkü onun ȃlemi huzurdur. Hedefi istikamettir, manevi terakki yolundadır. Risale-i Nurlardan o mü’min kendisi için yaşamaz bir cemaat için yaşar. Onun yaptığı iyilikte, Allah korusun kötülükte cemaate mal olur. Bir zaman bir nur talebesi da’vadakilere yakışmayan bir iş yapmıştı ağabeyler dediler: Hemen gazeteyle ilan etsin Nurcu olmadığını.

Evet üç sabrı elde edip numune-i imtisal olacaksın. Günahtan kaçınmakta, Allahın emirlerini yapmakta ve musebete karşı sabretmekte. Peygamberimiz (a.s.m.) buyuruyor “Sabır dinin yarısıdır” Bakara süresinin 153 ayetinde Allah sabrı namazdan önce zikrediyor: Yani “Sabır ve namaz ile Allahtan isteyin.” Diyor. Sabır insanın mahbubiyete çıkmasına yardımcı olur, ubudiyeti kȃmileye isal eder. İşte bir Nur Talebesi insanlığa numune-i imtisal olmalı her hayırlı ve faydalı işlerde, yalnız Nur Talebelerine değil, insanlığa örnek olmalı. Anne ve babası hayatta ise onları huzursuz huzur evine götürmek şöyle dursun kardeşlerine anne ve babamı size bırakmam ben  bakarım demeli. O mübareklerin her dertlerine derman olmak için gayret gösterir. Aç birisini doyurur iken kendi oh oh kendisi yemiş gibi fakirin yediğinden lezzet alır.

Evet Nur talebesi kardeşleri ile tesanüde son derece dikkatli olur. Zaten aramızdaki tesanüd gitse cemaatımızın tadı tuzu kalmaz. Şu davanın kudsiyetine  o hassasiyetle kavuşur. Sonra ders müzakeresinde zeki bir muhatap ve uyanık bir mucib (kabül edici olur) böylece onun seciyeleri in’ikȃsta bir ayna olmuş olur. Bundan anlaşıyor Üstadın “ruhumdan ziyade sevdiğim sizleri” kelimesinin manası. Yani talebelerini kendi ruhundan fazla sevmiş. Allah o sevgiyi hepimize versin Amin. Bu güzel hasletleri kazanmak için Risale-i Nurları çok okumaya gayret edeceğiz ve okurken dikkatimizi başka tarafa dağıtmadan anlamaya çalışacağız. Kardeşlerin ufak tefek nahoş laflarını kafamıza takıp onlarda asla gücenmeyeceğiz. Biz sabır ve şükür ile kazaya rıza kadere teslim ile vazifeye devam eder isek, kudreti İlahiye bire Rahmetle gelir İnşaallah. İşte bu haller bize az bir zamanda çok sevap ve hayrat kazanmaya vesile olur ümidindeyiz. Bu güzel hasletler bize ve kardeşlere ulaşmaları için duayı, bilhassa Tesbihatımızı asla terketmemeye gayret edeceğiz. Vesselam.

Abdülkadir Haktanır

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin