Sahabe Kimdir? Sahabeler Diğer İnsanlardan Üstün Müdür?

Sahabe-i kiram efendilerimizin faziletlerine geçmeden önce Sahabe ne demek? Üstünlükleri nereden geliyor? Kur’an-ı Kerim ve Resullullah Efendimiz (SAV) Sahabe Efendilerimiz hakkında ne buyurmuşlar?

Hz. Peygamber’i (SAV) gören, O’na iman edip kendisiyle birlikte hareket eden ve bu inancını koruyarak vefat eden kimseye sahabe denir. (1)

Essebebü ke’l fâil” (sebep olan yapan gibidir) hadisi şerifinden yola çıkarak Kur’anı kerimin ayetlerinin ve Peygamber efendimizin(sav) Hadis-i Şeriflerinin bize kadar taşınmasına sebep olan sahabe efendilerimiz, dünyadaki tüm müslümanların ibadetlerinde hisse sahibidir diyebiliriz.

Kur’anı Kerim’de Sahabe-i Kiram Efendilerimiz;

Fetih süresinde “Muhammed Allah’ın Rasulü’dür. Onunla beraber bulunanlar ve O’nun maiyetinde olanlar ise, küfre ve kafirlere karşı çok çetindirler” buyuruyor.

Muhacirlerden ve ensardan o ilkler, o önde gidenler ve birde ihsan şuuruyla onlara tabi olanlar var ya, Allah onlardan razı,onlarda Allah’an razıdır.” (Tevbe,9/100)

Onlarda (muhacirlerden)evvel orasını (Medine’yi) yurt ve iman ocağı edinmiş olan (ensar-ı kiram), kendilerine hicret edip gelenlere sevgi beslerler, severler onları. Onlara verdiklerinden dolayı kalplerinde en ufak bir hacet, talep, elem, pişmanlık da duymazlar. Kendileri fakru hacet içinde bile olsalar, onları öz canlarından daha üstün tutar, öz canlarına tercih ederler. Kim nefsinin hırsından ve cimriliğinden korunursa, işte böyledir muradına erenler, onlardır kurtulanlar.” (Haşr,59/9)

Ayet-i Kerimeler sadece bir kaçıdır.

Hadis-i şeriflerde Sahabe-i kiram Efendilerimiz;


“Ashabım hakkında uygunsuz sözler söylemeyin.Eğer sizden birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve bunun tamamını Allah yolunda infak etse,bu,onların bir-iki avuçluk infakına, hatta yarısına bile mukabil gelmez.
” (2)

“Onları seven,beni sevdiği için sever;onlara buğzeden,bana buğzettiği için buğzeder. Onlara eziyet veren, bana eziyet vermiş, bana eziyet veren Allah’a eziyet etmiş sayılır. Allah’a eziyet vereni de, Allah hemen cezalandırır.” (3)

“İnsanların en hayırlıları, benim şu içinde bulunduğum asırda yaşayanlardır. (Ak çağ bu aydınlık çağdır) sonra onların peşinden gelenler(Tabiin), daha sonra da onların peşinden gelenler (Tebe-i Tabiin). Onlardan sonra(kötü) bir nesil gelecek. Birinin şahadeti yeminini, yeminide şahadetini geçecektir.” (4)

Allah kendisine kulluk serfiraz olanların kalplerine baktı, baktı da Hz. Muhammed’i (sav)seçti ve mahlukatına nebi olarak gönderdi. Sonra da insanların kalbine baktı (ve O’na ümmet olabilecek, kendisi gibi ısmarlama insanlar olarak) O’nun ashabını seçti; Onları dininin yardımcıları ve peygamberinin vezirleri yaptı.” (5)

Hadisi şerifler yine Sahabe efendilerimizi anlatan bir çok hadisi şeriften sadece birkaçıdır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri de “Enbiyadan sonra nevi beşerin en eftali Sahabedir” buyurmaktadır.

“Bunun sebebinin üç hikmeti bulunduğunu söyleyen Bediüzzaman Hazretleri, bunlardan,

birinci sebep;  Sohbet-i Nebeviye öyle bir iksirdir ki, bir dakikada ona mazhar bir zât, senelerle seyr ü sülûke mukabil, hakikatın envarına mazhar olur. Çünki: Sohbette insibağ ve in’ikâs vardır. Mâlûmdur ki: İn’ikâs ve tebaiyetle, o Nur-u âzam-ı Nübüvvetle beraber en azîm bir mertebeye çıkabilir. Nasılki, bir sultanın hizmetkârı ve onun tebaiyeti ile öyle bir mevkiye çıkar ki, bir şah çıkamaz. İşte şu sırdandır ki, en büyük veliler sahabe derecesine çıkamıyorlar.

ikinci sebep; Çünki o zamanda, o inkılâb-ı azîm-i İslâmîde hayır ve hak bütün güzelliğiyle, şer ve bâtıl bütün çirkinliğiyle görülmüş ve maddeten hissedilmiş. Şer ve hayır ortasında öyle bir ayrılık ve kizb ve sıdk mabeyninde öyle bir mesâfe açılmıştı ki, küfür ve îmân kadar, belki Cehennem ve Cennet kadar beynleri uzaklaştı. Kizb ve şer ve bâtılın dellâlı ve nümunesi olan Müseylime-i Kezzâb ve maskaraca kelimeleri olduğundan, fıtraten hissiyat-ı ulviye sahibi ve maâlî-i ahlâka meftun ve izzet ve mübahatâ meyyal olan sahabeler, elbette ihtiyarlarıyla, kizb ve şerre ellerini uzatıp, Müseylime derekesine düşmemişler. Sıdk ve hayır ve hakkın dellâlı ve nümunesi olan Habibullah’ın (A.S.M.) a’lâ-yı illiyyîn-i Kemâlâtındaki makamına bakarak, bütün kuvvet ve himmetleriyle, o tarafa koşmak mukteza-yı seciyeleridir.

üçüncü sebep; Nübüvvetin velâyete nisbeti, Güneşin ayn-ı zâtıyla, âyinelerde görülen Güneşin misâli gibidir. İşte daire-i nübüvvet, daire-i velâyetten ne kadar yüksek ise, daire-i nübüvvetin hademeleri ve o güneşin yıldızları olan sahabeler dahi, daire-i velâyetteki sulehâya o derece tefevvuku olmak lâzım geliyor. Hattâ velâyet-i kübrâ olan veraset-i nübüvvet ve sıddîkıyet ki, sahabelerin velâyetidir; bir veli kazansa, yine saff-ı evvel olan sahabelerin makamına yetişmez.(6) buyuruyor.

Şüphesiz her sahabi aynı değildir

Mekke’de iman eden ilk Müslümanlar,  Aşere-i Mübeşşere, Hz. Hatice ve Bilal el-Habeşî gibi, Hz. Ömer’in İslam’a girişinden sonra Müslüman olan Dâru’n-nedve ashabı, Peygamberliğin beşinci yılında Habeşistan’a hicret edenler, bu tabakaya Birinci Habeş Hicretine katılan 11 erkek ve dört hanım ile İkinci Habeş Hicretinde yer alan yaklaşık 83 sahabi dahildir. Birinci Akabe Biatinde bulunanlar, Birinci Akabe Biatinden sonra Müslüman olup İkinci Akabe Biatine katılanlar, Hz. Peygamber daha Kuba’da iken Medine’ye giren Muhacirler, Bedir Harbine iştirak eden sahabiler, Bedir Harbi ile Hudeybiye Anlaşması arasında hicret edenler, Hudeybiye’de ağaç altında Hz. Peygamber’e biat edenler, Hudeybiye Anlaşması ile Mekke’nin fethi arasında hicret edenler, Mekke’nin fethi esnasında Müslüman olanlar, Mekke’nin fethinde ve Veda haccında Rasûl-i Ekrem’i gören çocuklar… diye katogorilere ayrılmaktadırlar.

Sahabe-i Kiram efendilerimiz çok namaz kılardı. Onların alınlarında ve yüzlerinde secde izini görebilirdiniz .Allah, onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır.

Hicret eden Sahabe Efendilerimiz yurtlarından,yuvalarından vazgeçmiş ve Mekkeden Medineye göç etmişlerdir. Medineli Sahabe Efendilerimizde onlara bağırlarını açmış kucaklamış, onları o günkü imkanlarının en iyisiyle barındırmışlardır .O nasıl barındırmak, o nasıl kucak açmak ki kendi aç yatmış misafirine ikram etmiş, iki eşi olanlar birini arkadaşına teklif edecek kadar fedakarlıkta bulunmuşlardır. Bu gününün insanının anlayamayacağı seviyede insanlık sdersi vermişlerdir.

Sahabe-i Kiram, Allah’a ve Peygamberine(sav) verdiği sözden asla dönmemiş, sadakatlarından zerre miktar taviz vermemişlerdir. Canlarını ve mallarını Allah yolunda seve seve feda etmişler. Vücutları lime lime doğranırcasına şehadete koşmuşlar kefenleri olmamacasına mallarını tasadduk etmişlerdir. İşte Hz. Hamza (R.A.), işte Hz Enes (R.A.) , perde açılsa gayb görünse yakınim artmayacak diyecek kadar imanları hiç ama hiç sarsılmadı, her biri birer yıldızdır onların, yolunu şaşırmış gemiler misali insanlık onlara bakarak onlara uyarak sahili selamete erebilir. Onlar ümmet içinde en temiz kalpli, kullukta en ileri ve dosdoğru olanlardır sadece ahireti düşünürler dünya umurlarında değildir, onlara cehennem ateşi değmeyecektir.”İnandık,tastik ettik ve teslim olduk ey Resulümüz” diyerek teslimiyetin en azami örneğini bizzat yaşayarak göstermişlerdir. Onlar sıradan insanlar değildir Allah katında makamları dereceleri vardır evliyalar asfiyalar gelebilir,büyük insanlar hayır ve fazilet sahibi kişiler gelebilir ama mutlak hayır ve fazilet ashab-ı kirama aittir, bu günün evliyası o makama eremez (Devam edecek..)

Çetin KILIÇ /LÜLEBURGAZ

www.NurNet.Org

(1)ibn hacer,el isabe

(2)Buhari

(3)Tirmizi

(4) Müslim

(5) Ebu nuaym

(6)Risale-i Nur 27.söz

Kaynaklar:

– Kütübü Sittte,

– Son Peygamber,

– Fethullah Gülen sohbetleri

Sende yorum yazabilirsin