Sevgi Konferansı

İnsan, muhabbet ve sevgi…

Sevginin mahiyeti, anlamı ve kullanım yolları.

Ne için sevmek?

Ailemizi, arkadaşlarımızı ve insanları nasıl sevmek?

Doğru sevginin neticesinde neler elde edeceğiz?

Sevgimizi acaba doğru bir yöne mi sevkediyoruz?

ve daha fazla soruya cevap alabileceğiniz bu konferans özel bir okulda düzenlemiştir. Konferanstan Hakan Oflaz‘ın konuşmasını izleyeceksiniz.

Katılımcıları okulun talebe ve öğretmenleri tarafından oluşan bu konferansın diğer okullarda da bu kadar güzel bir şekilde tertip edilip düzenlenmesi temennisiyle gururla sitemizde yayınlıyoruz.

 

5 tane yorum yapılmış

  1. Kalem dedi ki:

    Yüce Rabbim diğer okullarda da bu tip konferansları yapabilecek kabiliyette yönetici ve öğretmenler nasip etsin inşallah.. Bu organizasyonu düzenleyenleri yürekten tebrik ediyoruz..

  2. bahattin doğan dedi ki:

    BİRİNCİ NÜKTE: Birinci defa يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى bir ameliyat-ı cerrahiye hükmünde kalbi masivadan tecrid ediyor, kesiyor. Şöyle ki: İnsan, mahiyet-i câmiiyeti itibariyle mevcudatın hemen ekserîsiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercedilmiştir. Onun için insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennet’e bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azab çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir manevî azaba medar oluyor. O azabı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünki kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemal-i bâkiye mâlik bir zâta tevcih etmek için verilmiş. O insan sû’-i istimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarfettiği cihetle kusur ediyor, kusurun cezasını, firakın azabıyla çekiyor.
    Lem’alar ( 14 )

  3. bahattin doğan dedi ki:

    İşte bu kusurdan teberri edip o fâni mahbubattan kat’-ı alâka etmek, o mahbublar onu terketmeden evvel o onları terketmek cihetiyle Mahbub-u Bâki’ye hasr-ı muhabbeti ifade eden يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى olan birinci cümlesi: “Bâki-i Hakikî yalnız sensin. Masiva fânidir. Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz.” manasını ifade ediyor. “Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; onlar beni bırakmadan evvel ben onları يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى demekle bırakıyorum. Yalnız sen bâkisin ve senin ibkan ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyle ise senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller.” demektir. İşte bu halette kalb, hadsiz mahbubatından vazgeçiyor. Hüsün ve cemalleri üstünde fânilik damgasını görür, alâka-i kalbi keser. Eğer kesmezse, mahbubları adedince manevî cerihalar oluyor.
    Lem’alar ( 15 )

  4. bahattin doğan dedi ki:

    allah hocamızdan razı olsun…

  5. metin ertem dedi ki:

    Allah(c.c) için sevgi ve muhabbeti
    gerçekleri güzellikleri artırmak için paylaşmak gerek sevgi ve muhabbetlerimle ……

Sende yorum yazabilirsin