Siz Bu Aileyi Tanıyor Musunuz?

Evlilik kadın için şiir, erkek için şuurdur.

Barış bey ve Ayla Hanım çalıştığım polikliniğe şiddetli geçimsizlik nedeniyle gelmişlerdi. Barış bey öğretmen, Ayla hanım ise ev hanımıydı. Ayla hanımın eşi ile ilgili en büyük şikâyeti eşinin kendisi ile yeterince ilgilenmemesi ve yaptığı işi küçümsemesiydi. En çok da eşinin ona:

Sen bütün gün evde ne yapıyorsun ki?” demesiydi.

Bu cümle Ayla hanımın çileden çıkması için yeterliydi. Barış bey ise; bütün gün ailesi için çalıştığını ve eve geldiğinde içeri girer girmez eşinin ne kadar yorulduğunu, evi nasıl silip süpürdüğünü, çocukların onu ne kadar yorduğunu anlatmasından bıktığını söylüyordu. Barış beye göre asıl yorulan ve şikâyet etmesi gereken kişi kendisiydi. Eşi evde iki çocukla uğraşıyor, kendisi ise okulda yüzlerce çocukla uğraşıyordu. Bir de bu yetmezmiş gibi, eve geldiğinde rahat edeceği yerde, eşinin dırdırına (!) maruz kalıyordu.

Ayla hanımla ve Barış beyle önce yalnız görüştüm ve daha sonra onları birlikte dinledim.

Ayla hanım, bana bir de Barış beyin yanında, Barış beyin sizi en çok rahatsız eden özelliklerinden bahseder misiniz?

“Doktor bey hepsini anlatsam saatlerce konuşmam gerekir.”

“Siz kısaca özetlerseniz sevinirim.”

“Doktor Bey; eşimin bana ve yaptığım işe hiç saygısı yok. Sanki ev hanımları bütün gün yatıyor gibi. Ona yorulduğumu ve biraz yardıma ihtiyacım olduğunu söylesem, hemen bana bütün gün ne yaptın ki diyor. Daha ben anlatmadan başlıyor dalga geçmeye. Benim bütün gün yaptığım işler ona göre çocuk oyuncağı. Ayrıca bana eskisi gibi kıymet vermiyor. Eşimi tanımasam sanki hayatında başka biri var diyeceğim. Eve geldiğinde, ne bir hal hatır sorma var, ne de bir Allahın kelamı. İlk sorduğu şey:

Bu gün ne yemek yaptın? Veya sofra hazır mı? Oysa ben, benimle ilgilenmesini, halimi hatırımı sormasını, bir çift güzel kelam etmesini kısaca gönlümü almasını bekliyorum. Ama nerde bizimkinde o incelik.”

Ayla hanım isterseniz Barış beye soralım, bakalım bu söyleyeceklerinize ne cevap verecek? Barış bey siz ne söylemek istersiniz?

“Doktor Bey, yok öyle bir şey. Onun dediği gibi değil kazın ayağı. Ben bütün gün onlar için çalışıyorum. Elin kahrını çekiyorum. Eve nasıl geldiğimi kendisi görüyor. Çoğu zaman yorgunluktan yemek hazırlanana kadar kanepede sızıyorum. Doktor bey, ben eve geldiğimde Allah sizi inandırsın daha kapıyı açar açmaz ben içeri bile girmeden başlıyor şikâyet etmeye; bütün gün öldüm, canım çıktı çocuklarla uğraşmaktan, evi temizlerken çok yoruldum, şöyle yaptım, böyle yaptım diye bir başlıyor anlatmaya aşk olsun sustura bilene. Bazen eve geldiğimde evde olmuyor, geldiğinde eğer hasbelkader günün nasıl geçti? diye soracak olsam, başlıyor bütün gün komşularıyla ne konuştuklarını anlatmaya vıdı vıdı mübarek hiç bitmiyor. Bana adam gibi üç beş cümleyle özetlese ya nerdeee, sanki makineli tüfek. Bende artık sormuyorum. Sormayınca da ilgisiz biri olup çıkıyorum. Birde şimdi söylemedi ama beni hep komşunun kocasıyla kıyaslıyor. Bizim apartmanda karı koca memur bir çift var. Onlarla iyi görüşüyoruz. Neymiş adam karısına yemek yaparken, evi temizlerken, bulaşık yıkarken yardım ediyormuş. Ben niye öyle değilmişim? Kendisine kırk kere izah etmeye çalıştım. Onların ikisi de çalışıyor, tabi adam karısına yardım edecek. Kadında dışarıda çalışıyor ve ikisi de eve geç geliyorlar. Yemeği birlikte hazırlıyorlar, sofrayı birlikte kuruyorlar. Ama sen dışarıda çalışmıyorsun senin işin ev hanımlığı tabi ki yemeği sen yapacaksın, bulaşığı sen yıkayacaksın dediğim vakit; ben bencil, nezaketten uzak, yaptığı işi küçük gören biri olup çıkıyorum. Allah aşkına doktor bey haksız mıyım? Ben hem okulda bütün gün çalışıp yorulayım hem de eve gelip yemek hazırlayayım bu mu yani nezaket? Bu mu adalet? Sonra neymiş arada başka kadın mı varmış? Yahu benim okul dışında başka bir şeye ayıracak zamanım mı var ki? Tövbe, tövbe…”

Sanırım konuşmaların buraya kadar olan kısmından görüşmenin nasıl geliştiğini tahmin etmişsinizdir. Evet, Barış Bey ve Ayla Hanım prototipi aileler bu toplumda çok sık karşılaştığımız örneklerdir. Bu aile üzerinden birçok analiz yapacağız. Ayrıca kitabın geri kalan kısmında erkek ve kadınların neden farklı düşündüklerini ve aslında aynı şeyleri istemelerine rağmen nasıl farklı sonuçlara ulaştıklarının sebeplerini irdeleyeceğiz. Bu kitap işte tam da bu sebepten dolayı kaleme alındı

Uzm. Dr. Kenan Taştan / NurNet.Org / Evliliğinizin Kaçıncı Kilometresindesiniz Kitabından Alıntıdır…

Not: Yazarımızın yazıları eklenmeye devam edecektir…

1 tane yorum yapılmış

  1. Nabi dedi ki:

    Çok sevimli ve masum bir aile tablosu 🙂
    Biri okulda fani olmuş, diğeri ev işlerinde. Halbuki Allah’ın rızası birbirlerinde fani olmalarında idi..

Sende yorum yazabilirsin

%d blogcu bunu beğendi: