Etiket: "uhuvvet"

Risale-i Nur Talebeleri Arasında Kardeşlik ve Hatır Gözetmenin Lüzumu ve Aksi Haldeki Manzara

Risale-i Nur Talebeleri Arasında Kardeşlik ve Hatır Gözetmenin Lüzumu ve Aksi Haldeki Manzara

Risale-i Nur yalnızca bir ilimî, fîkrî kitap değil, aynı zamanda bir cemaatin ve Müslümanların mektebine, bir manevî hizmetine verilen isimdir. Bu hizmeti omuzlayan talebeler, yalnız lisanıyla değil, kalbi de hâliyle de hakikatleri paylaşırlar. Bu birlikteliğin esası da uhuvvet ve hatır gözetmektir.

Devamını oku ›
Menfaatsiz Muhabbet ve Kudsî Rabıta

Menfaatsiz Muhabbet ve Kudsî Rabıta

Menfaatsiz muhabbet, sırf rızâ-i İlâhî için alâka ve uhuvvetten hâsıl olur. Nur Talebesi, bu kudsî rabıta ile arş-ı rahmete müteveccihtir. Marifetullah, muhabbetullah vesilesi bunlardır.

Devamını oku ›
Adâvete Muhabbet

Adâvete Muhabbet

Bedîüzzaman Said Nursî, insanın fıtratındaki muhabbet duygusunun yanlış yönlere sapmasıyla ortaya çıkan bir tehlikeye dikkat çekmektedir. “Adâvete muhabbet” ifadesi, bu noktada insanın düşmanlık hislerine duyduğu ilgiyi eleştirir. Çünkü insanlar muhabbet yerine kin ve adavetle bir nevi kendine adavet etmiş oluyor. Çünkü kâinat muhabbetle yaratılmıştır. Bu mayayı çıkartmaya çalışınca kendi sistemine zıt bir tutum sergilemiş oluyor. Bir süre sonrada ben merkezli bir anlayış türemiş oluyor.

Devamını oku ›
Tesadüm-ü Efkâr ve Kabil-i İltiyam Meselesi

Tesadüm-ü Efkâr ve Kabil-i İltiyam Meselesi

Bediüzzaman Hazretleri bir çok meseleye işaret ettiği gibi “tesadüm-ü efkâr” meselesi ile “ebedî kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak” tehlikesini, birbiriyle sıkı münasebet içinde olarak bizlere izah etmektedir. Zira hak namına ve hakikat hesabına olan fikir ayrılıkları hayırlı bir inkişaf doğururken, nefs-i emmare hesabına ve tarafgirlik saikiyle hareket eden ihtilaflar milletin kuvvetini zayıflatır, hatta hiçe indirir. İhtilaf doğurur inkişa’a sebep olur.

Devamını oku ›
Sana yakışan da budur

Sana yakışan da budur

“Nefsini ittiham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiaze eder. İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.”

Devamını oku ›