Tesbihteki eşleme ve sıralama

Bediüzzaman Hazretleri, namaz tesbihatında otuz üç adet zikredilen üç zikir komutlarını, bilinen ve uygulanandan farklı eşleştirir ve sıralar.

Bilinen ve uygulanan şekil “Zül Celâli Sübhanallah, zül-Kemali Elhamdülillah ve zül-Kudreti Allahuekber” idi. Yani Celâl sıfatı ile Sübhanallah, kemal sıfatı ile elhamdülillah, kudret sıfatı ile Allahuekber şeklinde de zikrediliyordu.

Üstad ise; celâline karşı kavlen ve fiilen Sübhanallah diye takdisi, kemaline karşı lafzen ve amelen Allahuekber diye tazimi, cemaline karşı kalben ve lisanen ve bedenen elhamdülillah diye şükrederek zikretmemizi Dokuzuncu Söz’de ifade eder.

Bu tanzim ve eşleştirmede celâl sıfatı ile Sübhanallah, kemal sıfatı ile Allahuekber, cemal sıfatı ile de elhamdülillah zikrini eşleştirerek âdeta komut ifadelerini terennüm eder. Mutad zikir komutlarından farklı olarak, burada celâli Sübhanallah ile cemali elhamdülillah ve kemali de Allahuekber ifadesi ile eşleştirmiştir.

Niçin?

Mesnevi’de[1] Sübhanallah’ın celâl sıfatını, Elhamdüllah’ın cemal sıfatını dolaylı olarak tavsif ettiğini ifade eder. Sonsuz azamet ve haşmet mânâsındaki celâl sıfatına sahip olan Allah’ı, mahlûk ve halife olma hasebiyle insanın, O’dan sonsuz uzak noktadaki konumunda Rabbinin noksansız ve eksiksiz olma vasfını Sübhanallah ile ilan eder ve etmeli. Sonsuz güzellik mânâsındaki cemal sıfatını içine alan elhamdülillah ile Cenab-ı Hakkın rahmetiyle kula ve mahlûka yakın olduğuna işaret eder. Tıpkı zatı ile milyonlarca kilometre uzakta olan Güneşin aydınlatmak ve ısıtmak sıfatıyla yakınımızda olması gibi.

Benzetmek gibi olmasın ama rahmeti ile çok yakın olan Rabbimize hamd, Zatı ile çok uzak olan Rabbimizi tesbih ediyoruz. Her iki mânâ ve makamı karıştırmamak lazımdır. Eğer karıştırmadan bakılabilirse o zaman her iki mânâ ve makamı hem tebdil ederek hem de birlikte nazar edilebilir. Zat, makamından mahlûk; mahlûk makamından Zat, ayrı ayrı nazar edildiği gibi birlikte de nazar edilir. En âlâsı olan cem noktasında tesbih ve hamd beraberce zikredilebilir.

İmanın tekrarlanan mütalâalarla tabaka tabaka yükselmesinin bir nevi basamakları olan bahsi geçen tesbih ifadelerinde bu mânâların tefekkürü tavsiye edilen bir keyfiyettir.

Üstadın tesbih zikri bilinenden farklıdır ve makamına göre değişmektedir. Uygulanan sıralama Sübhanallah, elhamdülillah, Allahuekber iken Üstad, Dokuzuncu Söz’de Sübhanallah, Allahuekber ve elhamdülillah şeklinde tanzim eder. Bu sıralama Birinci Söz’deki zikir, fikir ve şükür sıralamasında şükür/elhamdülillahın sona konulmasıyla tetabuk ediyor. Bununla beraber mesela Yirmi Dokuzuncu Lem’anın bablarındaki sıralamada elhamdülillah ortadadır.

Niçin?

Dokuzuncu Söz ve Birinci Söz’deki sıralama makamı şükür makamı gereği olan hamd ifadesi sona konulması münasip olurken, Yirmi Dokuzuncu Söz gibi tefekkür ve marifet makamlarında tekbir ifadesi isabetle sıralamada sona konulmuş.

O halde; celâl sıfatıyla Sübhanallahın kavlen zikriyle masivadan elini çeken kalb, nimetiyle ihtiyacını karşılayan Rabbinincemal sıfatını amelen elhamdülillah şükrünün ardından izzet, azamet ve kibriya sahibi Rabbini bütün kemal sıfatların sahibi mânâsında kalben Allahuekber ile tekbir eder ve etmelidir.

Mehmet Çetin

Sende yorum yazabilirsin