Ümidi Olduğunuz İnsanların Ümitlerini Kırmayın

Belkide Tutundukları Son Dal Siz Olabilirsiniz!

 

Ümidi olduğunuz insanların ümitlerini kırmayın belkide tutundukları son dal siz olabilirsiniz diyordu ehlullah. Çok zaman bu sözü düşünmüşümdür. Öyle ya hal ehli demek halden dertten anlayan demekti. Öyle ya hal ehli olmak hak ile hem hal olmak demekti. Sosyal yaşam içinde kime temas etsem hep bir dert hep bir sıkıntı hep bir imtihan hali herkeste var. Ortak nokta ise insanın insana dert olmasından birbirlerinin canını yakmaktan başka bir şey göremedim. Zira hastalık olsa şifa veren Rabbim var deyip sabır gösteriliyor fakirlik olsa Allah rızkımıza kefil çalışırız elbet ihsan eder deniliyor musibet olsa buda geçer yahu denilip kulluğa devam ediliyor. Fakat bir insanın başka bir insana verdiği zararlar ne hastalığa ne fakirliğe nede musibete benziyor. Bu hepsinden daha ağır bir imtihan oluyor. Hem bu sıkıntıya sebep olanı hemde bu sıkıntıya uğrayanı mahvediyor. Sıkıntıya uğrayan belki ahiret cihetinde kazanıyor fakat sıkıntıya sebep olan kimse ahiretinide dünyası ile beraber berbat ediyor. Hem tevbeside kolay olmuyor geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor. Zira kul hakkıda yeniliyorsa şayet dünyada kabirde haşirde mizanda her yerde ebedi şekavet üzerine şekavet. Cenabı Hak birilerinin canını yakanlardan eylemesin muhafaza buyursun.

 

Birde bu sıkıntıya düşeni gördüğünde senin mümince duruşuna görüşüne bakıp sana el açtığında ona ümit verip bir tekmede sen vurursan önceki zalimlerden daha zalim olursun. El açana el uzatıp yardımcı olmayacaksan o eli baştan tutma. Tuttuysan sonuna kadar tut ki kurtuluş için sana güvenen itimat eden o kimseyi yarı yolda bir başına bırakma. Kardeşi aç iken tok yatan bizden değildir diyen Efendimiz aleyhisselam’ın bu sözünü hiç unutma. Buradaki mesele senin tok yatıp onun aç yatması sebebi ile ona bir kap yemek götürmek değildir. Aksine insanlarda maddi açlık dışında manevi açlıkta vardır maddi hastalıkların yanında manevi hastalıkları da vardır. Eğer bu işin tabibi değilsen yola çıkma. Yola çıktıysan o yolda kimseyi bırakıp terk etme.

 

Mümin elinden dilinden emin olan kimsedir buyuran Fahri Kainat efendimiz aleyhisselam ümmetine öyle bir ders veriyor ki eğer elinden dilinden ve sair azalarından diğer insanların senden emin olmaması durumunda dünya ahiret hüsran yaşayacağını sakın aklından kalbinden imanından çıkarma. 

 

Vaktiyle derviş kıyafetli bir kimse bir kuşa sevdalanır onu yakalamak ister ancak yakalarken kuşun kanatları elinde kırılır. Hikaye bu ya, bu kuş gider kadı efendiye davacı olur. Der ki bu dervişten şikayetçiyim zira kanatlarımı kırdı. Kadı efendi dervişe sorar bu kuşun kanatlarını neden kırdın. Derviş cevap verir derki kanatları vardı uçup kaçabilirdi o vakit bende kanatlarını kırmış olmazdım. Kadı tekrar kuşa sorar derviş böyle diyor sen ne dersin. Kuş cevap verir: Kadı efendi ben bu dervişteki kisvenin İslam kisvesi olduğunu görünce bu beni incitmez sandım nereden bileyim o bir münafıkmış.

 

Evet kıssa burada tamam oldu okuyan hissesini alsın derim. Şimdi biz Hakkın kulu olup o kisve de iken insanlar o kisvemize bakıp kuş misali önümüzde olsalar ve güvenseler onun kanatlarını kıran kimse gibi mi olacağız yoksa ona yem veren kimse gibi mi olacağız. 

 

Şayet burada kanat kıran olursak unutmayalım ki Allah o kuşlara daha çok kanat ve uçacakları cennetler ihsan eder ancak o kanadı kıranları nasıl bir bitmeyen elim bir sonun başlangıcı ile yüzleşeceklerini anlamak isterseniz Kuran-ı Hakimin yüzlerce ayetindeki şiddetli ikaz ihtara bakmalarını tavsiye ederim. Unutmayalım gülerek günah işleyen ağlayarak kabre girer bir daha gülemez. Hem İslam kisvesinde iken zalim olursa ki İslama dil uzattırdığı için İslam adına yalancı olduğu için ayrı bir hesapta oradan başına açılır.

 

Madem ömür kısadır madem ecel kesindir madem geçmişimiz ölmüştür madem geleceğimizde herkes ölecektir madem iki ölümün arasındayız o halde Allah’ın ihsan ettiği kulluk şerefi ve ahlakı ile niçin tertemiz bir şekilde Rabbimizin huzuruna dönmek için çalışmayalım. Var mı bizi bu mutlak kesin akıbetten kurtaracak başka bir kuvvet. Madem yok,  sayılı nefeslerimizi O nun ilahi rıza dairesinden başka başka nefeslere harcarsak bize verdiği emanetlerinde hesabı sorulacaktır.

 

Sözün özü İslami kisvedeyseniz onun hakkını verin. Zira size güvenen inanan duaları ile size destek veren kim bilir milyonlar insan milyonlar hüsnü zanlar var. Bunları kırmayın derim. Ehlullahın dediği gibi ümidi olduğunuz insanların ümidini kırmayın. Hem bilemezsiniz belkide sizi vesile kılan Allah nasibinizi ve kurtuluşunuzu bu ikram ve ihsanlarınızın üstüne yazmıştır. Bu fırsatı kaçırmayın kavli ve fiili dualar ile kul olun kül olacak amellerden kaçın ve insanlar içinde insanlara faydalı bir birey olun. Zira insanlığın en hayırlısı o insanlığa faydalı olan dır müjde-i nebeviyesinin ihbarı içinde ebedi müjdelere yol alırsınız. Kim bilir belki sizinde kurtuluşunuz size el açana yardım etmeniz vesilesiyledir. 

Herşey gönlünüzce olsun demiyorum herşey Allah’ın istediği gibi olsun o vakit gönlünüzle beraber gönüllerde hoşnut olacaktır.

Selam Hudaya Tabi Olanların Üzerine Olsun

 

Araştırmacı Yazar

Süleyman Yasin AKDENİZ/habermektebi.com

Sende yorum yazabilirsin