Ya Atatürk Olmasaydı?

Dr. Senai Demirci’nin “Atatürk olmasaydı” başlıklı bir videosunu dinlediğimde, hayretler içinde kalmıştım. Üstü örtülü kalan bazı gerçekleri açıklarken de müthiş bir sanat ve edebiyat sergilemiş, beyinlerde fırtına koparıyordu. O videoyu tekrar dinleyerek, deşifre etmeyi ve sizlerle paylaşmayı düşünmüştüm. Neyse ki biraz araştırdıktan sonra, yazılı şeklini de buldum.

Dr. Demirci o karanlık ve ceberut yıllarda yaşananları tamamen doğru bir biçimde ifşa etmiş. Bu güne kadar yanlış bilinenleri ya da özellikle yanlış bildirilenleri, en azından bir kısım yaşananları delil göstererek tüm akılları ikna etmiş. Genç kardeşlerimizin de bu gerçekleri öğrenmeleri için, köşemde aynen paylaşmayı uygun gördüm. Umarım sizler de çok beğeneceksiniz:

Atatürk olmasaydı, Fransızlar Antep’ten sonra ülkenin bütününü işgal eder, kadınların örtüsünü başından çeken askerlerin baskısı altında kalırdık. Başı örtülü kızlar okullarda okuyamaz ve başörtülü memur olunamazdı. Annesi ve karısı örtülü diye, namaz kılıyor diye subaylar ordudan atılırdı. (!)

Atatürk olmasaydı, İtalyanlar bir yolunu bulup geçmişimizle bağımızı koparmak için HARF DEVRİMİ yapar. Mesela yeryüzünün en değerli kütüphanelerinden Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki el yazma eserleri en az 90 yıl sustururdu. (Bakınız, FAS; İspanya ve Fransa işgali altında binlerce zulme uğratıldığı halde, HARF DEVRİMİ yapmadılar. Osmanlı harflerini yasaklamanın zulüm boyutunu düşününüz.). Bununla da yetinmez, Müslümanların halifesini aşağılayarak yurtdışına sürerdi.

Atatürk olmasaydı, İngilizler Kastamonu’ya aniden çıkarma yapar. Churchill herkesi şapka giymeye zorlardı. Şapka giymeyi reddeden vatandaşları için seyyar mahkemeler kurar, seri idamlar yaptırırdı. Hatta şapka kanuna karşı çıkıyor diye iki önemli şehri Rize’yi ve Trabzon’u denizden bombalatırdı.

Atatürk olmasaydı, Amerikalılar ülkenin yönetimini ele geçirir. Seçilmiş ilk meclisi zorla dağıtır. Ali Şükrü gibi vatansever düşünürleri öldürtür. Kendi keyiflerine göre kurdukları meclis sayesinde, ülkeyi en az 30 yıl tek parti ile yönetirlerdi. Kendi adamları dışında kimseye oy hakkı vermezler, seçilme hakkı tanımazlardı.

Atatürk olmasaydı, Hitler ülkeyi işgal eder. Türk ırkını üstün ırk ilan eder, Kürtleri, Rumları ve Ermenileri aşağı ırk sayar. “Türkiye Türklerindir” dedikten sonra kendilerini Türk saymayanları Anadolu’dan sürerdi. Hitler bununla da yetinmez, Dersim’de sırf Kürt diye çoluk çocuk, kadın erkek on binlerce savunmasızı bombalarla imha ederdi.

Atatürk olmasaydı, Ruslar Anadolu’yu ele geçirir, camileri ahır yapardı. Medreseleri kapatırdı. Devrin en önemli düşünce odakları olan tekke ve zaviyeleri yasaklardı. Ezanı susturur, yerine anlamsız gürültüler koyardı.

Atatürk olmasaydı, İstanbul Yunanlılara kalırdı. Yunanlılar Fatih Sultan Mehmed’den Bizans’ın intikamını almak için, Ayasofya Camiini müzeye çevirirdi.

Neyse ki Atatürk geldi de… (Sanki Bunlar onun emriyle olmadı!!! MI…???)

Ben gençliğimde Necip Fazıl Kısakürek’in “Atatürk’ün bu ülkeye yaptığı; boğulan genç kızı kurtarıp kıyıda tecavüz etmeye benzer” sözünü, pek anlayamıyordum ve yadırgıyordum. Bu derlemeden sonra çok iyi anladım…

Bu yazıyı okuyunca, Fatih Altaylı’nın 19.10.2010 Teke-tek programında, masonluğun büyük üstadı Remzi Şanver’in itiraflarını hatırladım. ÇOK ÇOK ÖNEMLİ olduğu için, arşivden çıkararak aşağıda arz ediyorum:

• Fatih Altaylı’nın, “1935’te Atatürk’ün masonluğu yasaklamasıyla” ilgili sorusuna, Şanver’in verdiği cevap içindeki şu bölüme lütfen dikkat:

-“Aslında öyle bir süreç yaşandı, fakat o zamanın mason yöneticileri şöyle bir açıklama yaptılar: ‘BİZİM UMDELERİMİZ (yani, ilke ve prensiplerimiz) CHP.’DE İFADESİNİ BULDUĞUNDAN (!!!) BİZ MASONLUK FAALİYETLERİNİ KENDİMİZ KAPATIYORUZ’… Yani daha açık bir ifadeyle; “..halkı dinsizleştirme işini, CHP bizden çok-çok daha iyi yapıyor, bize hiç gerek kalmadığı için teşkilatlarımızı biz kendimiz kapattık..

(NOT: Bu kısmı internette var, lütfen o orijinal videodan izleyin! Çünkü alt yazısında bu bölüm kesilerek sansürleniyor. Oradaki, yani canlı videodaki ifadeler çok daha ağırdır.)

Şu soruların cevaplarını mutlaka bulunuz:

1. Acaba, Türkiye’deki (210’dan fazla) tüm mason teşkilatları ve diğer şer güçler toplansaydı, 27 sene içinde BİNLERCE İslam alimini asabilirler miydi?

2. Dini tedrisatı (medrese ve tekkeleri, okullarda din derslerini) susturabilirler miydi? HARF DEVRİMİ yapabilirlermiydi?

3. Kur’anı ve Ezanı yasaklayabilirler miydi?

4. Bir şapka kanunu ihdas edip, yüzlerce İslam alimini asabilirler miydi?

5. Binlerce camiyi kapatıp, gazino, depo, ahır v.s. yapabilirler miydi?…

• Bunlar ZULÜM değildir de nedir?

Zulmedenlere, yani zalimlere karşı nasıl davranmamız gerektiğini yüce Allah c.c. Hud suresi, 113. Ayette şöyle emrediyor: “Bir de sakın zulmedenlere (ZALİMLERE) meyletmeyin, sempati (bile) duymayın!… Yoksa size ateş dokunur. Aslında sizin Allah’tan başka yardımcınız yoktur. Sonra O’ndan da yardım görmezsiniz.”

İşte bizlerin bu konulara hassasiyet göstermemiz de, bu İlahi emirlere dayanıyor. Bazı abla ve abilerin, hangi akla hizmetle bu ayete TAMAMEN ZID hareket ettiklerini onlara sormak lazım…

A. Raif Öztürk

1 tane yorum yapılmış

  1. Nabi dedi ki:

    Çok doğru demişler. Lakin artık düşman daha sinsi, daha içerde. Çünkü süfyanizm, hayat-ı dünyeviyeyi ahirete tercih etme; ahireti görecek gözü olmama hali artık Müslümanların bile hayat anlayışına yerleşmeye başladı. Şu durumda çok acil ihlas ve ahiret ameliyatları yapmamız gerekiyor kendimize. Süfyan gitti ama dalaleti kaldı. Bunu temizlememiz gerekiyor. Ve minallahit tevfik..

Sende yorum yazabilirsin