Allah İle Kul Hakkı Nedir?

İslâmiyet’te iki türlü hak vardır. Biri Allah hakkı, diğeri de kul hakkıdır. Allah hakkı: İnsanın Rabbine karşı işlediği bir günahtan dolayı hukukullah yani Allah hakkı denir. Kişi tövbe ederse ve Allah, dilerse affedebilir.

Kul hakkı: Kulun malına, hayatına, namusuna, haysiyetine yapılan tecavüzlere maddi hukuk; dinine kalbine yapılan sıkıntı ve tecavüzlere de manevi hukuk denir. Başkasının malını gasp eden kişi, evvelâ mal sahibi ile ölmüş ise varisi ile helâlleşmesi gerekir. Vâris yoksa veya bulunamıyorsa, çaldığı veya gasp ettiği mal kadar fakirlere dağıtılması halinde yapılan hatadan bir pişmanlık ve samimi bir tövbenin delâleti olur.

Şayet cana kıymışsa, önce yaptığı hatadan pişmanlık duyması ve tövbe etmesi gerekir. Ölenin yakınları ile helâlleşmesi, varisleri tarafından istenmesi halinde bir miktar malın verilmesi lazımdır. Bulunduğu yerde İslam hukuku tatbik ediliyorsa ve varislerin de talebi varsa, kısas yapılır. İslâm’da kısas müeyyidesinin uygulanmasının bir hikmeti caydırıcı olma ve bir hukukun tahakukudur. Kur’an’ı Kerim’de mealen şöyle geçer: “Ey akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır.” Bakara, 2/179

İnsan hukukunda öldürme olayı, elbette büyük günahlardan sayılır. Çünkü kâinatı yok edebilecek bir günahla karşı karşıya kalınmaktadır. “Kim bir nefsi, kısas yahut yeryüzünde fesat çıkarma sebeplerinin biri olmaksızın öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir.”
(Mâide Sûresi, 32)

Bediüzzaman, konu ile alakalı şöyle diyor: “Bir mâsumun hayatı, kanı, hatta umum beşer için de olsa heder olmaz. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir.”
( Sünuhat)

Cenab-i Allah, büyük kudret sahibidir. Bir insanı yaratmakla, Hz. Âdem (as)’den bugüne kadar yaratılan bütün insanların toplamı arasında fark yoktur. Bu nedenle bir insanı öldürmekle bütün insanları öldürmek arasında da fark yoktur.

Yâni, Allah’ın sonsuz kudretine nazaran bir insan yaratmakla bütün insanları yaratmak arasında fark olmadığı gibi, Onun sonsuz rahmet ve adaleti noktasında da bir insanın katli ile bütün insanların katli arasında da fark yoktur.

Rahmet sahibi Allah, dilerse hukukunda vaz geçebilir; kul hakkı ise, kula aittir. Kul hakkı ancak kul affeder. Bediüzzaman, kul hakkı konusunda şöyle buyurur: “ Zira kimden kime geçerse geçsin, helâl edilmedikçe bu haktan kurtulmak mümkün değildir.”

Allah, insanlara değer vermiş, şerefli bir mahlûk olarak yaratmıştır. İnsanların haysiyet, namus ve şeref gibi manevi hukukuna yapılan haksızlığın telafisi zordur. Çünkü, Haysiyet ve namusa yapılan tecavüzler için helâllik istemek hattı zatında terbiyesizliktir. Ancak günahı açığa vurmadan bendeki günahlarını afet demek; dememekten daha iyidir. Önemli olan, helalleşmeye cüret edilemeyen günahlardan uzak kalmaktır.

Günümüzde dünyanın birçok memleketlerinde olduğu gibi memleketimizde de şeref ve haysiyetini muhafaza edemeyen insanlar vardır. Meselâ, zina gibi ahlaksızlığın yaygınlaştığı ve hatta bazı islâm devletlerinde de zina kanununun meşrulaştırdığını bilinmektedir. İslamiyet’in yasak ettiği ve kebâir saydığı büyük günahlardan olan zina; ahlaken de nefret ve çirkin bir teşebbüstür. Bu ahlaksızlığın gizli veya açığı tamamen yasak ve çirkin bir davranıştır. Bu çirkin fiilin işlemesinde, anne, baba, akraba ve tüm aile bireylerin şeref ve haysiyetleri rencide ediliyor. Zina, iki şahıs arasında cereyan eden bir edepsizlik olsa da beraberinde birçok insan hukukuna da tecavüzdür. Geçici iki- üç dakikalık dünya zevki için hem dünyada hem de ahirette rezil olmaya değmez. Şeref ve haysiyet bir namustur, başkasının namusuna kem gözle bakmadan önce kişi şahsında bir empati yaparsa her halde namusun ne olduğunu anlar.

Netice olarak gerek Allah hakkı gerekse insan hakkına riayet etmek lazımdır. Günahkâr, günah ve hatalarından dolayı pişmanlık duyması, helalleşebilecek hak sahipleri ile helallik istemesi ve Kur’an terbiyesinde hizmetlerinin artırılması ile inşallah akıbeti bir hüsn’ü-hatimeye vesile olur.

Konu ile alakalı Âyat-i Kerimde mealen: “Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir.” buyurmuştur.(Zümer Suresi, 53)

Rüstem Garzanlı

www.NurNet.org

Sende yorum yazabilirsin