Alparslan Açıkgenç – Said Nursi – Diyanet Ansiklopedisi

TENKİD ve TAHLİL

ALPARSLAN AÇIKGENÇ –

DİYANET ANSİKLOPEDİSİ 35. Cilt – SAİD NURSİ

Evvela: AÇIKGENÇ’in yazdığı araştırması için tebrik ederim. 2008’de tahlil ettiğim bu araştırmayı kendisine ulaştırmak için birisine vermiştim.

 

Ulaşmadığına bugğnlerde kanaat getirdiğim için güncellemek istedim ve kamuoyuna arz ediyorum.

 

AÇIKGENÇ’ten de çalışmalarının devamını beklerim.

Muhammed Numan ÖZEL / YOZGAT – Haziran 2015

__________________________

1 –Tahsil hayatı onun zeki ve kabiliyetli bir öğrenci olduğunu gösterir. Konuları çok hızlı kavrayabildiği için hocaları kendisinin dersleri atlayarak takip etmesinden hoşlanmıyordu ve bu durum onun sık sık hoca değiştirmesine yol açıyordu. Sonunda Doğubayazıt’ta Şeyh Muhammed Celâlî’nin ders halkasına girerek 1892 yılında henüz on dört yaşında iken icâzet aldı. (35/566p.4)

 

C:burada sanki tahsil hayatı kesintisiz devam etmiştir gibi bir izlenim kazandırmaya çalışılmış. Bu izlenim kazandırma çalışması ise Külliyatını buralardan alıntılar yaparak yazdı gibi bir fikri akla kapı açtırmak içindir.

1/a:Kesintisiz eğitiminin sadece üç ay olduğu, diğerlerinin daha kısa sürdüğü kendi beyanından anlaşılmaktadır. (35/565p.4)

C:Bu cümleyi madde 1’in devamında kullanması ise bir tenakustur. Çünkü madde 1 de ki metinde kesintisiz bir tahsil havası, akabinde ki cümlede sadece 3 aydır demekle çelişmektedir.

2:1915’te bir milis gücü oluşturarak kaymakam rütbesiyle orduya katıldı. (35/566p.3)

C:Harb-i Umumîde GönüllüAlayKumandanı olarak iki sene çalıştım, çarpıştım. Mektubat ( 75 )”demektedir Said Nursi. Bu ise Albay rütbesine tekabül etmektedir Kamakam’a değil.

 

3: özellikle üniversite gençleriyle görüşüp onlara İslâm’ı anlatmaya çalıştı. Fakat yaşının çok ilerlemesi sebebiyle bu faaliyetler sağlığını etkiledi. Ağır hasta olduğu halde kendi isteğiyle Emirdağ’dan Urfa’ya nakledildi ve 23 Mart 1960 tarihinde vefat etti. Urfa’daki mezarına halkın yoğun ilgisi dolayısıyla endişelenen dönemin askerî yönetimi tarafından cesedi bilinmeyen bir yere nakledildi. (35/567p.1)

 

C:Said NURSİ ömrünün son dönemini Emirdağ’da değil, Isparta’da geçirmiştir. Hayatının bu dönemi ise gene rahat geçmemiştir. Göz hapsi ve takipler ve ziyaretine gelenlere eziyetler devam etmiştir.

4:Said Nursi’ye göre felsefe ve kelâmın önemli bir sorunu olan âlemin varlığı ve yaratılış amacı, insanın âlem içindeki konumu problemi ancak Kur’ân-ı Kerîm’in hidayeti ışığında tatmin edici bir izaha kavuşturulabilir. Kur’an’a dayanan bir düşünür şunu anlar ki insan geçmiş zamanın derinliklerinden gelen, varlık alanına uğrayıp geleceğin güzelliklerine doğru yürüyen bir mahlûktur. Bu büyük yolculuk sırasında kâinat durağı onun sadece maddî boyutunu teşkil etmektedir. Said Nursi’ye göre insanlığın nereden gelip nereye gittiği gibi teorik soruları felsefe seslendirmiş, Hz. Muhammed de kâinatı yaratan ve idare eden gücün Allah olduğunu bildirmiştir (Külliyât, s. 1159). (35/567p.2)

C:varlığın yaratılış ve dünya macerası kısmını ve torik sorulara cevap veren sadece Hz. Muhammed (asv) değil 124.000 enbiya cevaplamıştır bunu sadece Hz. Muhammed (asv)’a atfetmek teorik olarak yanlıştır. Buna dair yüz yirmi dört bin enbiyanın ona dair ihbarını keşf ile tasdik eden evliyadan ve asfiyadan hadd ü hesaba gelmez sadık muhbirler haber verdikleri halde..Asa-yı Musa (12)

 

5:Buna göre rabbimizi bize tanıtan üç büyük öğretici vardır: Tabiat, hâtemü’l-enbiyâ Hz. Muhammed ve Kur’ân-ı Kerîm (Külliyât, s. 91-96). (35/567p.Son)

 

C: Rabbimizi bize tarif eden üç büyük, küllî muarrif var. Birisi: Şu kitab-ı kâinattır ki..

Birisi: Şu kitab-ı kebirin âyet-i kübrası olan Hâtem-ül Enbiya Aleyhissalâtü Vesselâm’dır..

Birisi de Kur’an-ı Azîmüşşan’dır. Sözler ( 235 )

 

Burada sadeleştirme yaparken dünyada ki sisteme mataryalistler tarafından verilen tabiat ismi kullananılması Çok geniş bir kapsamı olan kainat’ı, içerisinde var olan kasır ve nakıs bir kuvvete indirgenmiştir. Bu bir hatadır.

 

6:  “Risâle-i Nûr” adını verdiği külliyatını Sözler, Mektûbât, Lem‘alar ve Şualar olmak üzere dört temel eserden teşkil etmiştir. Arapça yazdığı eserleri hariç diğerlerinin neredeyse tamamı iki cilt halinde Risale-i Nur Külliyatı adıyla yayımlanmıştır. (35/569p.Son)

 

C:Risale-i Nur Adını verdiği külliyatı tamamı 20 ciltten oluşmaktadır. Nesil yayınlarının nakıs bir çalışması olan 2 ciltlik çalışmayı nazara vermesi Risale-i Nur Külliyatının muazzamlığını küçültmekten öte bir şey değildir. Bu bir psikolojik küçümseme taktiğidir.

 

7:Etkileri ve Nurculuk Hareketi. Said Nursi, Türkiye’de büyük bir kitleyi etkilemiş olmasına rağmen onun İslâm ve Batı dünyasındaki tesiri başlangıçta oldukça az olmuştur. Bunun önemli sebeplerinden biri, Nursi’nin vefat ettiği 1960 yılından 1980’li yıllara kadar eserlerinin ve talebelerinin takibe uğramasıdır. Diğer bir sebebi de talebelerinin onun görüşlerini yayabilecek ve bunlar üzerine yeni görüşler geliştirebilecek birikime sahip olmamasıydı. (35/570p.2)

 

C:Bu metinde Risalelerin ve Nurculuk akımının gelişmesinin önündeki bir engel de Nurcuların bilgisizliği olarak ileri sürmektedir. Nurcuların birikimsiz olduğunu iddia etmek ise basiretsizlikten öte bir şey değildir. Lakin o takip ve Tevfik ise bir realite olmasına rağmen nurcular faaliyetlerinden geri durmamıştır.

 

8:Risâle-i Nûr hareketinin bir bilgi geleneği oluşturduğu söylenebilir. Ancak bunun İslâm medeniyeti içerisinde yeni bir düşünce geleneğine dönüşüp dönüşmeyeceği henüz belli değildir.

(35/571p.4)

C:Risale-i Nur eserleri 1908’den beri Osmanlı ve Anadolu Topraklarında kendisini göstermiş olan bir telifattır. Hal böyle iken böyle bir iddiada bulunmak ise nurun tarihini bilmemekten kaynaklanmaktadır. Veya kıskançlık eseri bir sözdür.

 

9:Fethullah Gülen, Risâle-i Nûr’dan etkilenmesi dolayısıyla Nurculuk hareketi içinde mütalaa edilmektedir. Gülen de Said Nursi gibi medrese eğitimi almış, daha sonra felsefe, sosyoloji, edebiyat, sanat ve tarih bilimlerinde kendini yetiştirmiştir. Hayat felsefesinde ve İslâm’a hizmet yönteminde önder ve hedef insan olarak Hz. Peygamber’i seçtiğini belirten Gülen’in bu yaklaşımından kendisini bağımsız bir hareket olarak takdim etmeyi ve böyle algılanmayı istediği anlaşılmaktadır. Fethullah Gülen, Said Nursi’yi kendi ifadesiyle “asrın beyin yapıcısı” olarak görmüş, fakat hiçbir zaman Nurculuk tabirini onaylamamıştır. Said Nursi’nin çizdiği hizmet anlayışı çerçevesinde hareket ederek Risâle-i Nûr metinlerinde belirlenen düsturları birer rehber olarak seçtiğini açıkça belirtmiştir (Gündem, s. 132, 173). Fethullah Gülen ilk defa İzmir’de lise ve üniversite öğrencilerinin barınabileceği bir yurt yapma girişiminde bulunarak bugün dünyaya yayılan okul ve eğitim hizmetlerini başlatmıştır. Her zaman yeni hizmet yöntemleri geliştirip insanlara yeni hedefler göstermeye çalışan Gülen’in bu arayışları Gülen hareketinin basın ve kitlesel iletişim hayatına yönelmesini sağlamış, bu hareket çerçevesinde günümüz Türk eğitim sistemi içinde çeşitli kurslar ve dershaneler açılmıştır. 1991 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği dağılıp Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri bağımsızlıklarını elde edince eğitim kurumları bu ülkelere taşınmış.. (37/576p.Son)

 

C:burada mevzu bahis Bediüzzaman Said Nursi iken Fethullah Gülen’den reklamvari bu madde içinde bahsetmek Gülen’i Nurculuğun sanki Said Nursiden sonra ki üstadı gibi göstermek çabası gibi durmaktadır. Gülen nurcular arasında olmadığını, kendisinin nurcu olmadığını da belirtmiştir. Bura da bunun yazılması ise bir yere yaranmak veya nurculuğun sistemini Gülene bağlamaya çalışmak gibi bir gayret olmuştur.

 

10:Sonuç olarak bilimsellik günümüzde en önemli sorun olarak Risâle-i Nûr hareketinin önünde durmaktadır. (37/577p.2)

 

C:Din madde ile analiz edilecek bir oble veya nesne değildir. Bu sebeple tün islami hareketleri ve savundukları islam davasını “bilim ile din çelişir, çatışır.” Paranoyasının ekmeğine bal kaymak sürmektir.

 

11: bilimsellik günümüzde en önemli sorun olarak Risâle-i Nûr hareketinin önünde durmaktadır. Bunun farkında olarak bu dönemde bazı yeni oluşum ve faaliyetler ortaya çıkmıştır. Said Nursi’nin fikir ve eserlerinin bilimsel açıdan ele alınması için sarfedilen bu tür gayretler, ulusal ve uluslararası düzeyde yapılan toplantılar, akademik sempozyumlar ve makale, kitap türünde yayınlar bu ihtiyacı gidermeye çalışmaktadır. (37/577p.2)

 

C:Kur’an Tilmizleri olan Risale-i Nur Talebeleriislami hizmetler eden tüm camialar içerisinde ilim, fen ve teknolojiye en çok değer veren ve kültürel seviyesi en yüksek olan bir akademik hizmettir. Kitap makale.. gibi çalışmalar ise düşünen beyinlerin istifadelerinden hasıl olup istifadeye sunulan mataryallerdir.

 

12:diğer ihyâ hareketleriyle benzer özellikler taşıdığını ve aynı sorunlarla karşı karşıya kaldığını, bununla birlikte yeni açılımlarla hayatiyetini sürdürdüğünü söylemek mümkündür. (37/577p.2)

 

C:Bediüzzamanın öğretileri, temelde itikadi ve ameli meselelerde diğer öğretilerle benzerlik gösterir. Lakin Bediüzzaman öğretilerinde getirdiği izah tarzları ve vermiş olduğu akli ve mantıki delil, bürhan ve hüccetler ile diğer ihya hareketlerinden farklılık arz eder. Bediüzzaman sistemini LAHİKA eserlerinde öğretmiştir.

 

13:..yeni açılımlarla hayatiyetini sürdürdüğünü söylemek mümkündür. (37/577p.2)

 

C:Risale-i Nur,  klasik skolastik bir usul ile gitmediği için tarihten silinmekle yüzyüze kalmamıştır. Böyle bir iddiada bulunmak Risale-i Nur hareketini ve Bediüzzamanın öğretilerini tam manasını bilmemenin neticesidir.

 

 

              PoliticsAÇIKGENÇ’in tezinin analizidir. Çalışmasını okumak isteyenler Diyanet islam ansiklopedisin 35. Cilt said nursi maddesine bakabilir.

 

Muhammed Numan ÖZEL

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin