Aşk Neden Acı Veriyor

Aşk… Günümüz insanların bilhassa gençlerin sürekli mevzu bahis ettiği, üzerinde hayaller kurduğu ve kalbin hiç vazgeçemediği bir duygudur aşk. Peki, nedir aşkın tarifi? Bazılarımız insanın karşı cinse duyduğu aşırı sevgidir deyip aşkı dar bir kalıp içinde sıkıştıracak. Aşk sadece karşı cinse duyulan bir sevgi değil, sevdiğiniz tüm mevcudata örneğin paraya, arabaya, sevdiğiniz bir saat ya da kolye ya da giymeye kıyamadığınız bir elbiseye vs. düşkünlüğünüz ve sevginiz de aşktır. Peki ya ehli îman bir insanın Allaha olan aşırı muhabbeti ve peygamberimize (asm) olan sevgisi aşk değil mi? Aşktır, hem de aşkların en güzeli.

   Yukarıda mezkûr örneklerden de anlaşılacağı gibi aşk ikiye ayrılıyor: hakîki aşk ve mecâzi aşk. Asıl olan aşk hakiki aşktır yani muhabbetullahtır. Mecâzi aşk ise hakîki aşka giden mecâzi bir köprüdür. Ama ne yazık ki biz mecâzi aşkı hakîki aşkla karıştırıyoruz. Mecâzi aşk nerede, hakîki aşk nerede. İşte bu yüzden insanların özellikle gençlerin baş belası olmuştur bu mecâzi aşk.

   “Aşk şiddetli bir muhabbettir.” diyor Bediüzzaman Hazretleri. Demek ki biz neye şiddetli muhabbet ediyorsak ona farkında olarak ya da olmayarak âşık olmuşuzdur. Bazılarınız hadi oradan canım, ben şimdi çok sevdiğim arabama âşık mıyım diye hayret edebilir. Çünkü aşkı sadece mecâzi aşk olarak bilmişiz. Allah insanın mahiyet-i camiasına hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercetmiştir. Yani sevdiğimiz mevcudatı sınırı olmadan sonsuz sevebiliyoruz. Hâlbuki sevdiğimiz mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Gençliğimiz ve malımız Allah’a ısmarladık demeyip gittiği gibi. Ama bir türlü kabullenemiyoruz mahbublarımızın günü geldiğinde bizden ayrılacağını.

     Bazı arkadaşlarımın, karşı cinse olan şiddetli muhabbetlerine rağmen maşuklarından karşılık görmediğini hatta üstüne küçük düşürüldüğünü gördüm. Hem bazılarının sürekli bir keder ve elem içerisinde olduğunu ve aşk acısı çektiklerini müşahede ettim. Neden mutlu değiller de sürekli manevi bir azap içindeler? Hani aşk güzeldi? Neden aşk bu insanlara acı veriyor? Cevabı gayet kısa ve net:” Aşk, faniye müteveccih olduğu için.” Peki abi ben bu acıyı hak ediyor muyum diye sorarsan evet kardeşim kusur işlediğin ve hata sende olduğu için hak ediyorsun. Rabbimin sana vermiş olduğu sonsuz sevme duygusunu kalktın bir kıza verdin. Rabbim razı değil kardeşim senin bu hareketinden. İşte bu kusurundan dolayı elîm bir manevi azaba giriftar oldun. Hem bilmez misin Rabbimin zinaya yaklaşmayın dediğini. Rabbim yaklaşma diyor be kardeşim. Seni yiyip bitiren bu sevdan, haram sevda. Haram sevdadan hayır gelir mi? Hayır gelmediğini yakinen gördün değil mi. Hiç mutlu oldun mu peki? “Nerde abi ya. Bir gülüyorsam on ağlıyordum.” diyorsun. Hani değdi mi kardeşim onca ağlamaların, bak Allaha ısmarladık demeyip gitti mahbupların. Bu nasıl bir aşk ki sevdiğin sana azap çektirtiyor. “Ama abi ne yapayım çok seviyorum.” dersin. Ben de senin gibi çok seviyordum kardeşim ama Allah’ı daha çok. Benim için aşk “ Benim için her şeyi yaratan Rabbi’me, Senin için her şeyden vazgeçtim Ya Rabbi.” diyebilmektir. Ciddi düşünüyorum diyerek de haram ortadan kalkmıyor ha. Şeytan biz gençlere öyle tatlı yutturuyor ki bu bahaneyi. Şeytan bu arkadaş, şeytan. İmanımızı bu oyunuyla yakıp kavuruyor. Hem gelecekteki eşine tertemiz, alnın açık olarak gitmek varken neden mahcup olasın. Allah seni bu kadar değerli yaratmışken neden değerini düşüresin. Tabir caiz ise pazardaki elma olma kardeşim kuyumcuda ki elmas ol. Ve sen ne kadar temiz olursan nasibinde o kadar temiz olur inşallah. Madem gelecekte temiz bir eş istiyorsun sen de gençliğini temiz ve helal dairede yaşayacaksın.

   Gel kardeşim dinleyelim Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi ne diyor:” Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; bunlar beni bırakmadan evvel ben onları Yâ Bâkî Ente’l Bâkî (Ey Bâkî olan Allah, bâkî ancak sensin) demekle bırakıyorum. Yalnız Sen bâkîsin ve Senin ibkan ile mevcudat beka bulabildiğini itikad ederim. Öyle ise Senin muhabbetin ile onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe layık değiller.” Evet kardeşim gel, sen de Yâ Bâkî Ente’l Bakî diyerek Bâkî-i Hakîki’ye müteveccih ol. Ol ki mecaz-i aşkın hakiki aşka inkılap etsin ve o mahbublardan alâka-i kalbini kesebilesin ve mânevi azap olan aşk acısından kurtularak huzura kavuşabilesin.

   Bak kardeşim Yüce Mevlam biz gençlere ne güzel iltifat ediyor:” Ey benim için şehvetini terk edip, gençliğini feda eden genç, sen benim katımda bazı melekler gibisin.” Rabbimizin bu iltifatına tam manasıyla mazhar olabilmek duasıyla. Allaha emanet…

 

Said YÜKSEKDAĞ

said_yuksekdag@hotmail.com

Twitter: @SaidYuksekdag

www.NurNet.org

4 tane yorum yapılmış

  1. Muhammed Numan diyor ki:

    haram sevmekte bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalar ile o cüz’î lezzet, zehirli bir bal hükmüne geçer. Şualar ( 204 )

    Bu kısım ğayet manalı. Ya sen karşıyı veya karşı seni kıskanıyor o sevgi seni sıkıyor adeta boğuyor. Firak ise uzaklık, arzu, şehvet, kavuşamamak gibi.. Bir de beslediği hislere karşılık alamamak gibi meseler karşımıza çıkıyor ve adeta zindan hayatı yaşatıyor.

    • Said Yüksekdağ diyor ki:

      Aynen öyle Numan ağabey.. Mecazi aşk öyle bir şey ki bir üzüm tanesi yedirir yüz tokat vurur.. Kişiler birbirini mutlu edeyim derken kendilerinde ödün verip Allaha kul olacağına sevdiği insana bir nevi köle oluyor.. Onun uğruna heri şey yapmak istiyor ama netice alamadığı gibi daima azap içinde zindan içinde..

  2. hatice diyor ki:

    gerçekten güzel bir yazı ….

Sende yorum yazabilirsin