Boşanma (4) Yeni Evlilikler ve Çocuklar

Boşanma (4) Yeni Evlilikler ve Çocuklar

Çocuğu olanların, boşanma sonrası yeni evlilik yapacakları zaman, çocuksuz birine göre on kat daha fazla düşünmeleri gerekir. Zira sonraki evliliklerde çocuk konusundaki yanlış tutumlar hem çocukların psikolojisini olumsuz etkileyebiliyor hem de karı-koca arasını bozabiliyor.

Öncelikle evlilik görüşmesi safhasında çocuklarla ilgili mevzuların net bir şekilde eş adayı ile konuşulması lazım.

Zira baştan açık açık konuşulmayan konular, sonradan sıkıntılara sebep olabilir. “Ben öyle anlamıştım, böyle zannetmemiştim, çocuğun bizde kalabileceği hiç aklıma gelmemişti” gibi cümlelerle evlilik sonrası huzur kaçırabilir.

Çocuğu kendinde kalmayan kişi, eş adayına çocuğun ara ara gelip kalacağını, hatta ölümlü dünya yanında kaldığı ebeveynin başına bir şey gelirse onlarla kalabileceği baştan konuşmalı. Bunu kabul etmeyen kişiyle evlilik düşünmemeli. Bu konuda net cevap alınmalı.

Çocukları ile oturacak kişide şartları konuşmalı. Baştan konuşulup kabul edilen konular eş adaylarının birbirlerine verdikleri sözlerdir.

Ve herkes verdiği sözde durmalı. Müslümanın en önemli şiarı güvenilir olması ve sözünde durmasıdır.  Sözünde durmayan kişiler bu arada dindarlığı da kimseye bırakmıyorlar. Dindarlık dilde değil esas gönülde olmalı. Keyfi olarak sözünden dönenin dindarlığından bahsedilemez.

Bu konuda pek çok olay duyup şahit oluyorum.

Mesela çocuklar sebebi ile yaşanacak yer ve hanımın bağlı olduğu camia ile ilgili konuda evlilik öncesi tamam deyip sonrasında iki konuda da sözünde durmayarak problem çıkaran erkek yüzünden biten evlilik var.

Ya da başta kabul ettiği halde sonradan eşinin çocuğunu istemeyenler “ailene gönder” diyenler olabiliyor. Güvenilirliğini kaybetmek her şeyini kaybetmektir.

Evlilik içinde çocuk yüzünden problem çıktığında problemi çözmek lazım, çocuğu evden uzaklaştırmak değil.

Çocuğu olup evlenmeye niyet edenlerin ve evlenenlerin dikkat etmeleri gereken bir kaç husus:

Birincisi çocuğun yaşı. Küçük çocuklar ya da ergenliği atlatmış olanlar anne ya da babasının yeni eşini daha kolay kabullenebiliyorlar. Yaşı küçük olan çocuklar, ebeveynler doğru davrandığında yeni eşi anne ya da baba gibi kabullenebiliyorlar. Bu kendi ebeveyni ile olan ilişkisini de olumsuz etkilemiyor. Yeter ki yetişkinler doğru davransın.

Ergenliği atlatanlar pek fazla dert etmiyorlar. Yine ebeveynlerin tavırları önemli.

En riskli olan yaş grubu ergenlik çağında olanlar. Zira bir yandan kendi kimliğini kişiliğini oturtmaya çalışırken kendi anne ve babasının sözlerini bile dinlemek istemezken yeni birine alışmak onunla yaşamak anne ya da babasını onunla paylaşmak ergenlere zor gelebiliyor, problem çıkarabiliyor. Bu yaşta çocuğu olan ve kendisi ile yaşayacak olanlar evlenmek için iyi düşünüp belki onların biraz büyümesini bekleyebilirler.

İkincisi; çocuğun ebeveynin eşini benimsemesi için onu kıskandırmamak gerek. Çocuk aileye katılan yeni kişiyi kabullenip sevene, ona alışana kadar onun yanında karı-kocanın fazla muhabbetli davranmaması iyi olur. Zira bu çocukta anneyi ya da babayı kaybetme duygusuna sebep olursa çocuk ona tavır alabilir ya da kendi içine kapanabilir.

Tabii bu karı-koca birbirine soğuk davransınlar demek değil, normal davransınlar fakat ilk başlarda biraz dikkatli olunması iyi olur. Ki kendi anne-babasının muhabbetini bile kıskanan çocuklar olabiliyor. Onların eşlerini ilk başlarda kıskanabilirler. Bu kıskançlığı körükleyecek davranışlardan sakınmak lazım. Zira çocuklar zamanla bu duruma alışacaklardır. Hele onu severlerse kıskançlık kalmayabilir.

Çocuk onu sevsin diye çocuğa eş övgüsü yapmak, onun kıskançlık duygularını harekete geçirebilir. Bırakın çocuk kendi tanısın kendi sevsin. Siz uğraşırsanız kıskanabilir. Onu benden çok seviyor duygusunu kapılabilir. Eş sevgisinin ve çocuk sevgisinin ayrı kategorilerde olduğunu çocuk düşünemez. Pek çok yetişkin bile bunları ayıramıyor.

Evlilik safhasında ya da yeni evlilik vakitlerinde, mutlu olan çiftler, bu mutluluğu çocukları ile paylaşarak onların da mutlu olacağını varsayıyorlar fakat çocuklar genellikle kıskanıyorlar. Belki anne ya da babası adına mutlu oluyorlardır fakat kendi adlarına kıskanabilirler. Ve seveceklerse bile ön yargılı davranıp problem çıkarabilirlar.

Aynı durum çocuğun yanında kalmadığı ebeveyn için de geçerli. Hafta sonu sizi görmek için can atan, sizi özleyen çocuğunuza yeni eşinizle ne kadar mutlu olduğunuzu göstermeye çalışırsanız çocuğunuzu kırar ve kıskanmasına, onunla rekabet etmesine sebep olabilirsiniz.

Bazıları da yeni eşi ile çok mutlu olmasa bile sırf eski eşine çocuklarla çok mutlu olduğu haberi ulaşsın da eski eşi kıskansın diye çocukların yanında çok mutluymuş gibi davranıp onlara yeni eşini övebiliyor. Bu tür davranışlar çocukları üzmekten başka bir işe yaramaz.

Bir de eski eşinin evlenmesinden dolayı kıskanan kişilerin yanlış tavırları var. Bu kişiler hem eski eşlerinin evlenmesine hem de çocuğunun onların yeni eşine sevmesini kıskandıkları için çocuklarını yalan yanlış sözlerle o kişiden soğutmaya çalışabiliyorlar. Çocuk da etki altında kalınca zararı yine çocuk görüyor. Çocuk ebeveynin kıskançlığından öyle davrandığını düşünemiyor ve onun sözlerine inanabiliyor bu yüzden de yeni eşe soğuk davranabiliyor. Bu durum ebeveyni ile de arasının bozulmasına da sebep olabiliyor. Sonuçta en çok çocuk üzülüyor.

Bir dikkat edilecek mevzu da yeni eş ve çocuklar arasında dengeli davranmaktır. Korku ve kaygı ile hareket ederseniz hata edersiniz. Bir taraf için diğer tarafı ihmal etmeyin ya da kötü davranmayın.

Toplumda bir üvey anne ve üvey baba paranoyası var. Bunun etkisinde kalmayın ve yakınlarınızın kışkırtmalarına kapılmayın,

Öncelikle, çocuğuma kötü mü davranıyor, kaygısı ile gözünüz hep eşinizin üzerinde olmasın. Kötü davrandığı varsayımı ile hareket edip onun davranışlarını kötüye yormayın. Açıkça kötü muameleler görmedikçe. Eşiniz çocuklarla kaynaşmak için elinden gelen gayreti gösterdiği halde, haksız bir şekilde sizin güvensizliğinizle karşılaşırsa hem size kızgınlık duyar hem çocuklara kızgınlık duyar, onlar yüzünden sevilmediğini ve mutsuz olduğunu düşünmeye başlar.

En başta yapılması gereken şey güvenmektir. Zaten ilk başta evlilik öncesi iyice düşünüp taşınıp merhametine, ahlakına güvendiğiniz kişiyi tercih etmeye çalışın. Bundan sonrası o da bir insan.  Üvey anne ya da babanın da öz  anne- baba gibi yeri geldiğinde çocuğu uyarma hakkı vardır. Bu durumlarda alınganlık etmek hatalıdır. Ufak tefek problemlere takılmayın üzeriden durmayın. Öz anne-baba-çocuklar arasında da yaşanacak sıkıntılar olduğu gibi sonraki evliliklerde de böyle problemler çıkacaktır. Esas olan daimi ve kasıtlı olmaması.

Bazıları kişiler ise çocukları ile yeni eşe karşı bir çete oluşturabiliyorlar. Biz beraberiz sen ayrısın, dışarıdasın, bizim önceliklerimiz daha önemli mesajı verebiliyorlar, o zaman da evlilik bitiş noktasına gelebiliyor.

Tabii eşinizin çocuklarınıza alenen kötü davrandığını görüp ses çıkarmamaktan bahsetmiyorum.  “Aman güç bela yeni bir evlilik yaptık o da çocuklar yüzünden bozulmasın.” diye çocuklara eziyet ettiğini gördüğü halde eşinden yana olup çocuklarına sahip çıkmayan kişiler de olabiliyor. Ne çocuklar için eşe ne de eş için çocuklara zulmedilmemeli. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.

Kısacası çocuklu kişilerin yeni evlilik yaparken iyi düşünüp taşınması lazım. Taraflardan ikisinin de çocuğu kendisi ile yaşayacaksa işler biraz daha zor hale gelebilir. Zira çocuklar arasında rekabet olabilir. Çocuklar kendi anne ya da babasının başka bir çocuğu sevmesini, onula ilgilenmesini ve o çocuğun “anne ya da baba” demesini fazlaca kıskanabilirler. Bunun acısını da hem karşısındaki çocuktan hem de anne ve babadan çıkarabilirler.

Mesela bu yüzden evliliği çatırdayan bir karı-kocayı yakın tanıyan birinden şöyle bir olay duymuştum. Erkeğin üç yaşındaki çocuğu babasının eşine “anne” diyor ve çok seviyor. Fakat kadının onlarla yaşayan on yaşlarındaki çocuğu annesinin bu çocuğu sevmesini ve çocuğun ona anne demesini çok kıskanıyor ve “o sana anne demeyecek” diye tutturuyor. Kadında kendi çocuğunu üzmemek için diğer çocuğa anne demeyi yasaklıyor.Bu arada bu çocuk kendi annesini hiç görmüyor çünkü annesi onu görmek istemiyor.

Bu arada bir parantez açalım çocuğu babada kalan kadınlarda çocuğunu hiç görmeme meselesini çok duyuyorum. Duruma  iyi niyetle bakıp yormak istiyorum. Acaba görüp ayrılmak mı zor geliyor yoksa her ayrılıkta çocuğun daha çok üzüleceğini mi düşünüyorlar bilemiyorum fakat böyle bir gerçek var. Annelerin çocuklarını özlemediklerini zannetmiyorum.

Bu çocuğun annesi de yakın oturduğu halde çocuğunu hiç görmüyor. Kadın “bana artık anne deme” deyince kocası da bu duruma çok bozuluyor o da kadının oğluna soğuk davranmaya başlıyor. Bu yüzden araları bozuluyor.

İki tarafında çocukları onlarla yaşayacaksa evlilik meselesini çok çok iyi düşünmek lazım. “Kocaman bir aile olacağız” cümlesi kulağa hoş geliyor fakat çocuklar kendi kardeşleri ile bir olup evin içinde iki cephe oluşturabilirler. Çocukları  idare etmek zannedildiğinden daha zor olabilir.

Bir de önceki evliliğinden olan çocuklarını dilediği zaman görme hakkı olduğu halde karısının korkusundan hiç görmeyen ya da çok az gören babalar var. Bu babalar bilsinler ki o evlatlara yapmadıkları babalıktan ahirette hesaba çekilecekler. Bir baba bütün evlatlarından sorumludur. Çocuklar için baba güvendir, dayanaktır. O dayanağı yıkmasınlar. Kendileri yeni evliliklerinden olan çocuklarla ya da yeni eşlerinin çocukları ile babalık duygularını giderebilirler fakat baba yolu gözleyen diğer çocukların baba ihtiyacını kolay kolay kimse kapatamaz.

Bu konuda erkeğin ilk evliliğinden olan çocukları ve yeni evliliğinden olan çocukları ve varsa eşinin çocukları arasında adaletli davranması lazım.

Çocuk sevmek ve sevindirmek çok sevaptır. Müslümanın bu bilinçle hareket etmesi lazım. Kişinin eşinin çocuklarını sevmesi koruyup kollaması onlara hizmet etmesi Allah indinde kıymetlidir. Fakat kendi çocuklarını da ihmal etmemelidir.

Kadın olsun erkek olsun kendine güvenemeyen başkasının çocuğunu sevemem ya da sahiplenemem diye düşünenlerin çocuğu olan biri ile evlenmemesi gerek. Zira bu hem eşe hem kendine hem çocuklara eziyet olur. İyi düşünüp öyle karar verilmeli.

Özetle sonraki evliliklerde eş ve çocuk arasında kalmamaya özen göstermeli, birini tercih ederek diğerini incitmemeli, ikisi ile güzel bir idare yolu tutmak için gayret sarf edilmeli.

Sema Maraşlı 

Kaynak: cocukaile.net

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin