Deftere Yazılanlar

“Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.” (İsra Suresi 71)

İnsan, ipi boğazına sarılıp istediği yerde otlamak için başıboş bırakılmamıştır. Belki, bütün amellerinin suretleri alınıp amel defterine yazılır ve bütün fiillerinin sonuçları muhasebe için kayıt altına alınır. On bir ayın sultanı Ramazanı yaşıyoruz. Manevi ticaret ayı ramazan. Ticaret yaparken kar ve zararlarımızı deftere yazarız. Ramazanda yapacağımız manevi ticaretler amel defterine yazılmaktadır. Manevi ticaret sonucunda kazandıklarımızı amel defteri verildiğinde göreceğiz.

Defter, hepimizin bildiği gibi üzerinde yazı veya çizim yapılması amacıyla boş kağıtların birleştirilmesiyle meydana getirilen bir nesnedir.

Günlüklerin yazıldığı defterler, hatıra, şiir defterleri,  öğrencilik yıllarında çantamızda taşımak zorunda kaldığımız kimi kareli kimi çizgili, bilmem kaç formalı, ön kapağında güzel resimler arka kapağında haftalık ders programı ve çarpım tablosu bulunan okul defterlerimize dahi kendimizden bir şeyler katmışızdır farkına varmadan. Kiminin kenarlarına çiçek, desen çizmişizdir, kiminin ilk sayfalarını güzel sözlerle, mısralarla doldurmuşuzdur. Benim çocukluğumda bir spor defterim vardı. Büyük boy çizgisiz harita ve metot defteri adı altında satılan bir defter almıştım. Her sayfasına tuttuğum futbol takımı ile ilgili yazılar yazdığımı, gazetelerden maçlarla ilgili yayınlanan resimleri keserek yapıştırdığımı hatırlıyorum…

Söz uçar, yazı kalır. Defterler sözlerin uçmaması için, yazıya dönüştüğü nesnelerdir. Öğrencilik yıllarımızda, İlk okuldan, üniversiteye kadar hatta hayatımız boyunca bir şeyler öğrenmek için anlatılanları, yazılanları not almışızdır. Hepimizin not defterleri vardır. Artık dijital not defterlerimiz var.

Hayatta eğitimler, öğretimler sonucunda bir meslek sahibi oluruz. Kendi işimizi kurarız, devlet veya özel sektörde çalışmaya başlarız. Çalışmalarımız ilgili defterler kayıtlarla başlar. Kendi işimizi kuracaksak devletin ilgili kurumlarına kaydımızı yaptırırız. Yani devletin defterlerine kaydımızı yaptırırız. Daha sonra devlet yaptığımız bütün faaliyetleri, alışları, satışları, ödemeleri, tahsilatları defterlere kaydetmemizi ister. Yaptığımızın işlerin hesabını sorar. Yaptığımız bir işlemi deftere kaydetmemişsek, evrakını düzenlememişsek ceza yazar.

Özetle, kurulan ticari işletmeler, iktisadi ve mali durumlarını, borç ve alacak ilişkilerini takip etmek,  her bir faaliyet dönemi sonuçlarını belgelendirmek için yasaların öngördüğü, işletme yapılarına uygun defterleri tutmak zorundadır. İşletme defteri, Yevmiye defteri, Defter-i kebir, Envanter defteri, Karar defteri…Yasal defterler, bir yandan vergi mükelleflerinin gelir ve giderlerini vergi yasalarında belirtilen şekilde kayıt edilerek ödenmeleri gereken vergilerin denetimine imkan sağlarken, diğer yandan işletmeler hakkında karar verecek olanlara bilgi  sağlaması, işletme ile ilgili veri oluşturması açısından önem arz etmektedir.

Her kitap başlangıçta yalnızca boş bir defterden ibarettir. Boş sayfaları her gün  yaşayarak yaptıklarımızla doldururuz … Eksik yanımızı, insan yanımızı, hatalarımızı, sevaplarımızı deftere yazar, tamamlarız. Dünyanın bittiği yerde bekler bizi defterlerin sayfaları.   Her defterin bir ömrü olduğu gibi her ömrün de bir defteri vardır ve yürüdükçe sayfalarını silinmez yazılarla doldururuz . Aldığımız nefes kadar satır, yaşadığımız yıl kadar sayfa bırakırız ardımızda. Herkesin bir ömür defteri vardır.

Her ömrün defteri, Amel defteridir. Amel defteri, İnsanın ömrü boyunca işlediği iyi-kötü işlerin, faaliyetlerin, eylemlerin, amellerinin yazıldığı manevî defter demektir. İnsanın yaşadığı bütün hayatın ayrıntılarıyla kaydedildiği ana defter veya insanın kendi davranışlarıyla yazılan ve mahşer günü için esas tutulan büyük defter. Kur’ân’a göre, kendilerine Kirâmen Kâtibîn denilen şerefli melekler insanın her yaptığını bilip kayda almaktadırlar. Bu melekler insanla birlikte bulunmakta, insanın sağında ve solunda oturmakta ve insanın söylediği her sözü, eylemi zabta geçirmektedirler. İnsan, kendi amel defterinde hayatının bütün teferruatını görünce hayret edecek ve Kur`an`ın tabiriyle şöyle diyecek “Eyvah bize, bu deftere ne olmuş, küçük büyük bırakmayıp hepsini toplamış.” (Kehf, 18/49). Amel defterine güzel, doğru şeyler yazanlar ebedi mutluluğu elde edeceklerdir…

 Tohumların ve çekirdeklerin baharın amel defterinin sayfaları hükmünde olduğunu ve içindeki programların ikinci baharda yeniden, daha parlak ve daha alımlı bir biçimde neşredildiğini vurgulayan Bediüzzaman, insanın hayatının neticesi olan amel defterinin de insanın  hizmetine ve ibadetine çok büyük sevap verilmek ve işledikleri günahların hesabı sorulmak üzere muhafaza edildiğini ve mahşer gününde neşredileceğini kaydeder.

Cenâb-ı Hakkın Âdil, Hakîm, Hafîz ve Rakîb isimleri insan için amel defteri tutulmasını ve yaptıklarının harfiyen yazılmasını gerekli ve hatta zorunlu kılmaktadır. Koca baharın çiçekli meyveli bütün bitkilerinin amel defterleri eksiksizce tohumlarında yazılmakta ve ikinci bir baharda onlara göre eşsiz bir muhasebe içinde sayfa sayfa neşredilmektedir. Böylece kocaman diğer bir baharın, önceki baharı aratmayacak derecede yeryüzünü kaplaması Cenâb-ı Hakkın Hafîz isminin ne derece şiddetle tecelli halinde bulunduğunu göstermektedir.

“Nakkaş-ı Ezeli gözümüzün önünde kışın beyaz sayfasını çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, yeryüzü sayfasında üç yüz binden fazla çeşit mahlukatı kudret ve kader kalemiyle en güzel şekilde yazar. Birbiri içinde birbirine karışmaz; beraber yazar birbirine mani olmaz. Teşkilce, suretçe birbirinden ayrı, hiç şaşırtmaz, yanlış yazmaz.” .”(Sözler, 10. Söz)

Hafîz (1) isminin bu yüksek tecellisi gösteriyor ki, insan için önemli bir amel muhasebe defteri açılacak, mahiyetçe en büyük, en şanlı ve en şerefli olan insanın amelleri, fiilleri, mühim bir hesap ve mizana girecek. Ona göre muamele görecek.

İnsan başıboş yaratılmamıştır. Yaptıkları Amel defterine kaydedilmektedir. Yaptıklarının hesabını verecektir. Zerre miktarı hayrın ve şerrin karşılığını bulacaktır. Deftere yazılanların şahitleri kendi nefsinden olacaktır. Herkesin sustuğu günde kişinin kendi azaları konuşacak ve defterde yazılanlara şahitlik edecektir.

Amel defterimizin kapanmasını istemiyorsak, Sevgili Peygamberimiz (sav), Müslim’in Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet ettiği hadis-i şerifi unutmayalım: “İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat.” (Müslim, Vasiyyet, 14.)

Amel defterimizin kapanmayıp da devam etmesini istiyorsak, Allah’ın bize bu dünyada bahşettiği fani nimetleri ebediye çevirmek istiyorsak, bu dünyada hiç olmazsa bu üç salih amelden birini yapmaya gayret etmeliyiz.

Defterlerine güzel, doğru şeyler yazanlara, amel defterlerini kapatmayanlara ne mutlu…

Deftere yazı yazılırken eli görmeyen kişi, yazı kalemin oynamasıyla yazılıyor sanır. Mevlana

 (1)- el-Hafîz, koruyup gözeten, kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, kullarının yaptığı işleri bütün tafsilatıyla bilen; kullarının niyetlerini ve gönüllerinden geçenleri bilen, Kendisine gâip ve gizli olan hiç bir şey bulunmayan, hadisatı eksiksiz kaydedip hesaba çekmek üzere muhafaza eden, has kullarını helâk ve şer yerlerinden muhafaza eden, kudretiyle, her şeyi dengede tutan demektir.

Mehmet Abidin Kartal

Sende yorum yazabilirsin