Dua’nın Mahiyeti

Bediüzzaman der ki, dua bir sır-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, dergâh-ı izzetine kusurlarını, esteğfirullahe (Allah mağfiret etsin) ve sübhanellahe (Allah her türlü kusur ve noksandan uzaktır) ile ilan etmektir. Dua bir ibadettir. Dualar ibadetin yapılması için birer vakittirler. Mesela, güneşin tutulması durumunda kılınan iki rekâtlık nafile namazı (küsuf namazı) veya yağmursuzluk, yağmur namazına birer vakittir.

Zalimlerin tasallutu ve belaların gelmesi bazı hususi dualara vakittir. Bu vakitler kaldıkça o namazlar ve o dualar yapılır. Eğer bu vakitlerde dünyevi maksatlar hâsıl olursa nur üstüne nur olur. “İcabet, duaya iktiran etmedi” yani istek yaptın, duanla beraber istek yerine gelmedi diyemezsin. “Henüz vakit inkıza (sonu gelme) etmemiş, duaya devam lazımdır” diyebilirsin. Çünkü o maksatlar duaların başlangıcıdır. Neticesi değildir.

Her yapılan dualara Cenab-ı Allah’ın cevap vermesi, kabulün ta kendisi değildir. Duaya cevap verilir, cevapsız bırakılmaz. Talep edene yardım, ancak cevap verenin gayesine bağlıdır. Mesela, doktoru çağırdığın zaman  “Ne istersin?” diye cevap verir. Fakat bu yemeği veya bu ilacı bana ver” dediğin vakit, bazen verir, bazen hastalığına, mizacına uygun olmadığından vermez.

“Aziz kardeşlerim!

Bu defa motorlu kayık içinde Eğridir’den Barla’ya giderken denizin dehşeti, emsalsiz fırtınası Leyle-i Kadirdeki dehşetli hastalık gibi zahmet noktasını kaldırıp büyük bir rahmete vesile olduğunu sizlere müjde veriyorum. Altı arkadaş ile beraber şehit olmak, yedi ihtimalden altı ihtimal ile deniz bize geniş bir kabir olmak için zemin hazırlandı. Fakat o hal altında mükerrer tecrübelerle yağmurun Risale-i Nur’la alâkadarlığı ve şimdi çok zamandır yağmura şiddetli ihtiyaç olduğu bu zamanda Risale-i Nurun gizli düşmanlarının tehlikesinden ve geniş plânından kurtulmasına bir işaret olarak o dehşetli haletimiz bir sadaka-i makbule hükmüne geçtiği remziyle o rahmet-i İlâhîden gelen emr-i Rahmaniyi imtisalindeki iştiyak ile yağmurun bir annesi olan bu deniz, o rahmete dair emr-i İlâhîyi gayet heyecanla ve iştiyak ile acelelik ile getirmek için, bir şefkat tokadı nevinden Nur Talebeleri olan bizim başımızı tokat ile yüzümüzü ve gözümüzü yağmurla okşadı.

Biz bu haleti zahiren hiddet, mânen şefkatkârâne okşamak nevinde gördük. Ben daha fırtına ve yağmur başlamadan evvel hiss-i kable’l-vuku ile hazine-i rahmete bir anahtar olacak dehşetli ve heyecanlı bir musibet hissettiğimden mütemadiyen Cevşen’i ve Şah-ı Nakşibend’in virdini okuyordum. Denizin o dehşeti içinde kemal-i şevk ile o mübarek denizi kabir olarak kabul ediyordum. Böyle kaza ile vefat eden şehid hükmünde olduğu gibi, şehid de veli hükmünde olmasından altı arkadaşıma acımadım. Yalnız içinde bulunan çocuğa bir parça acıdım. O kayığın makinası bozulduğu ve yelkeni de rüzgâr onun aksiyle geldiği için, faide vermediğini ve denizin mevcleri de pek büyük; evvelâ kayığa ve zahiren bize hücum etmesiyle beraber kayığın içine girmediği için kemal-i sabır ve şükürle karşıladık ve sâlimen sahile çıktık. Elhamdülillâhi alâküllihâl dedik…” Emirdağ Lahikası

Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır. Bazen o gibi duaların hürmetine, en büyük bir şey en küçük bir şeye musahhar ve muti olur. Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir masumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar.” M.Nuriye S.124

Kabul olmamanın sebeplerinden biri de, duayı ibadet niyetiyle yapmayıp, istenilen şeyi maksud-ı bizzat edildiğinde aksülamel olur; o dua ibadetinde ihlâs kırılır, makbul olmaz.

Rüstem Garzanlı / Diyarbakır

www.NurNet.org

 

6 tane yorum yapılmış

  1. bahattin dedi ki:

    dua yüce allahın insan bahşettiği en güzel nimetlerden bir tansesidir. dua ile semavi kapılar açılır ve yüce allah insanın isteklerini verir. yüce rabbim bizi ve bütün müslümanları af etsin ve cennetine alsın…

  2. Kalem dedi ki:

    Duanız olmasa ne öneminiz var ?

  3. AHMET TANYERİ dedi ki:

    İnsanlar, şiddetli ihtiyaçları olduğu ve felâketlere mâruz kaldıkları zaman Allah’ın zikrine ve duaya yönelirler. Çünkü o zaman, duaya muhtaçtır ve duanın zamanı gelmiş demektir. Rüstem kardeşimizin yukarıda sergilemiş olduğu yorum çok güzel ve yerinde olmuştur. Cenab-i Allah, 0nun ve bizlerin dualarını kabul etsin. Amiiin… Ahmet TANYERİ

  4. HALİL AĞRAK dedi ki:

    “Ey rahmeti her şeyi kaplayan! Ey her şeyin iç yüzü ve hükümralığı elinde olan! Ey kendisine hiç bir şey zarar vermeyen! Kendisine hiç bir şey fayda sağlamayan. Kendisini hiç bir şey mağlup edemeyen. Kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan. Kendisine hiçbirşey ağır gelmeyen,hiçbir şeyden yardım beklemeyen,hiçbir şey kendisini başka bir şeyle meşgul olmasından alıkoyamayan,hiçbir şey kendisine benzemeyen,hiçbir şey kendisini aciz bırakmayan Allah’ım! Bizleri affet.”(amin)
    “Ey Kur’an’ı indiren! Kur’an hürmetine,ölüm benim dilimi susturduktan sonra bu duayı benim bedenime tekrar etmesi için bu kitabı vekil kabul eyle.”(amin)

    “Ya Rabbi! Bizi her yerde kulluğunun gereğini yapan,uluhiyyetinin dergahında durup sana yalvaran ve Seni daha iyi tanımakla meşgul olan kullar eyle.”(amin)

    “Allah’ım! Hastalığı artıran,şifası güçleşen,çaresiz kalan,musibeti fazlalaşan ve Senden başka sığınak ve ümidi olmayan kullarına merhamet et.”(amin)

    “Allah’ım! Bizi saadet ehlinden eyle. Bizi saidlerle birlikte haşreyle ve saidlerle cennete koy. Bunu seçkin peygamberin Hz. Muhammed’in şefaatiyle lütfet.”(amin)

  5. Ali İhsan dedi ki:

    “Dua, “kul” olan insanin, “Sultanlar Sultani”nin huzuruna cikip perdesiz ve hailsiz olarak istek ve arzularini dile getirmesidir.“

  6. EJDER dedi ki:

    RÜSTEM AMCA YİNE HER ZAMANKİ GİBİ OLGUN ,GÜZEL ve ENGİN BİLGİLERİNİZİ VE DÜŞÜNCELERİNİZİ BİZİMLE PAYLAŞMIŞSINIZ
    RABBİM YAR VE YARDIMCINIZ OLSUN ALLAHIN SELAMETİ BAŞINIZDAN EKSİK OLMAZIN
    BU TÜR BİLGİLERİNİZİ VE ENGİN DÜŞÜNCELERİNİZİ HER ZAMAN İÇİN BİZİLERLE PAYLAŞMANIZI TEMNLİ EDER ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM SAYGI VE HÜRMETLERİMLE

Sende yorum yazabilirsin