Ebedi hayat kimler için vardır

İnsanda ebedî yaşamak arzusu vardır; bazıları sanki bu arzuları dünyadayken gerçekleşebilirmiş gibi, dünyada ebedî yaşamanın çarelerini boşuna ararlar! 

Halbuki, insan ebed için yaratılmıştır ve onu Yaratan tarafından ona ebedî hayat verilecektir.

İnsanı yaratan Allah, ona ebedî hayat vereceği için, onu yaratırken ebedî hayat arzusunu da içine koymaktadır. Risale-i Nur eserlerinde bahsedilen “Vermek istemeseydi, istemek vermezdi” sözü de, insana âhirette ebedî hayat verileceğini çok kısa olarak ifade eden bir vecîzedir.

“Ebedî hayat kimler için vardır?” sorusunun cevabı –eğer gayb âlemini hariç tutarsak– “âlem-i şehadet” denilen bize görünen âlemdeki varlıklar arasında, tüm fertleriyle olmak üzere, sadece insanlar için vardır.

Bazı meşhur kişilerin bazı gazete, dergi, kitap, afiş  gibi  yerlerdeki resimlerinin altında onların isimleri ve isimlerinin yanında  -parentez içinde- doğdukları yıl ve onun yanında (-) işareti ve onun yanında da o kişinin ölüm yılı yerine “yatık 8 rakkamı” şeklinde gösterilen “sonsuz işareti“ne  rastlanıyor ve oradaki “sonsuz işareti”,  o kişinin sonsuza kadar yaşayacağını ifade etmek için kullanılıyor!

Halbuki, dünya fanîdir ve dünyada sonsuza kadar yaşanamaz. Ancak dünyadan sonraki hayatta sonsuza kadar yaşamak vardır ve o da sadece meşhur bazı kişiler için değildir; her insan içindir. O sonsuz hayattan feragat etmek de mümkün değildir.

Böyle bir durumda, insan için asıl mühim olan da, bu dünyadaki hayatından sonra gideceği âhiret âleminde sonsuza kadar yaşamasının hangi şartlarda olacağıdır.

O şartların, dünya hayatları esnasında  âkil-bâliğ ve mükellef olarak,  Allah ve Resûlünün bildirdiklerine son nefeslerine kadar uyarak yaşayanlar için cennet ve bunun aksi şekilde aykırı olarak yaşayanlar için de cehennem olacağını âlemlerin Rabbi  olan Allah gönderdiği Kur’an adlı kitabıyla ve Resulü Muhammed (s.a.s.) vasıtasıyla bize bildirmiştir.

Âhirette, cennet ve cehennemden başka, doğrudan ne cennete ne de cehenneme  gönderilecek olanların da geçici veya ebedî olarak, a’râf denilen, cennetle cehennem arası bir yerde yaşayacaklarından dinî kaynaklarımızda bahsedilmektedir.

Bekir Topaloğlu ve İlyas Çelebi’nin “Kelâm Terimleri Sözlüğü”nde a’râf hakkında şu bilgiler verilmektedir:

A’râf “Sur, kale burcu, dağ ve tepenin en yüksek kısmı’ manâlarına gelen urf  kelimesinin çoğuludur. Bilmek manâsına gelen irfân kökünden türediğini söyleyenler de vardır. Kur’an’da ashâbü’l-a’râf (el-A’râf 7/46, 48) şeklinde geçmektedir. A’râfın cennetle cehennemi birbirinden ayıran bölgedeki surun yüksek kısmının adı, sırat üzerinde yüksek bir yer veya cennetle cehennem arasında bir mevki olduğu belirtilmiştir. Burada bulunacaklar konusunda da şu görüşler ileri sürülmüştür: 1– İyi ve kötü amelleri eşit olan müminler. Bunlar a’râfta bir müddet bekletildikten sonra Allah’ın lutfuyla cennete girecek olan kişilerdir. 2- Âhirette müminler ile kâfirleri yüzlerinden tanıyacak olan melekler. 3- Cennet ve cehennem ehlini birbirinden ayırarak haklarında şehadette bulunacak olan peygamberler, şehidler ve âlimler gibi yüksek şahsiyetler. 4- Müşriklerin buluğ çağından önce ölen çocukları, ayrıca mecnunlar gibi cennet veya cehenneme girmeyi gerektirecek durumda olmayan kişiler.

Kur’an’da a’râfta bulunanların cennete girmeyi şiddetle arzu edecekleri halde oraya girmeden cennetlikleri selamlayacakları, gözleri cehennem ehline çevrilince de “Rabbimiz, bizi bu zalimler zümresiyle beraber bulundurma!” diye dua edecekleri (el-A’râf 7/46, 47) bildirilmektedir. Bu da söz konusu dört görüşten, daha çok birincisini doğrular mahiyettedir.

Kur’an’da Nebe’ (Amme) Sûresinin son âyetlnde Allah (mealen) şöyle diyor 

40- Biz, sizi, yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim edeceğine bakacak ve kâfir diyecek ki. “Ah ne olurdu, keşke ben de toprak olsaydım”.

Bazı müfessirlere göre, o âyette geçen “toprak” kelimesi hakikî manâsında kullanılmıştır. Şöyle ki; âhirette hayvanlar toprak olacaklarından dolayı, dünyada insan olmanın hakkını veremeyenler ve mesuliyetlerini yerine getiremeyenler de o gün hayvanlar gibi toprak olmak isteyeceklerdir.

Hayvanlar da diriltilip mahşer meydanında toplanacaklar; böylece boynuzsuzun hakkı ona eziyet vermiş olan boynuzludan alınacaktır (1).  Bu durum hadis-i şerifte ifade edilmektedir.  Daha sonra bu hesaplar bitince, o hayvanlara, “Toprak olunuz” emri verilecektir. İşte o anda kâfir, kendisinin de onlar gibi toprak olarak Allah’ın azabından kurtulmayı arzu edecektir (2).

Gerçek böyle olduğundan, yukarıda da söylediğimiz gibi, bazı meşhur kişilerin resimlerinin altında  ve isimlerinin yanında, doğum tarihleri yazıldıktan sonra ölüm tarihlerinin yerine “sonsuz işareti” konulmuş olduğunu gördüğümüzde bu bilgileri hatırlamalıyız.

Prof.Dr. Mustafa Nutku

——————————————————————————————————–

(1) Müslim, birr 60; Tirmizî kıyâmet 2.

(2) Câmiu’l-Beyân; el-Câmiu li Ahkâmi’l -Kur’an.

1 tane yorum yapılmış

  1. Hakan pehlivan dedi ki:

    Çok teşekkür ediyorum abicim duplajsiz sansürsüz okuyoruz bu bilgileri tesettür hasendir selam eder dua ederim.. İsar ilim ve irfan derneği kısacası Osmanlıca dan

Sende yorum yazabilirsin