Farkında Olmadan Kullandığımız Kelimeler-2

Farz olan ibadetlerin ifasında riya olmazken, başkasının riyakârlık olarak anlamasına sebep olmamaya dikkat edilmelidir. “Sebep olan işleyen gibidir.” düsturuna göre zanna sebep olmak sui zan yapmak gibi kabul edilir. Farz ibadetlerimizin yapılması bir nev’i ilân ve tebliğ olmakla beraber, o makamın gereği ihlâsla, sadakatle ama vakarla yapılması da işaret edilen bir husustur. Nafile ibadetlerimizin gizli veya hususi yapılması tavsiye edilir. Bu konuya bir de kılınacak namaz için “kılalım da aradan çıkaralım veya bu boşlukta namazı araya sıkıştıralım vs.” ifadesi hiç de doğru olmayan ifademizdir. Namaz, aradan çıkarılacak değil, ilk başa konulacak vazifelerimizdendir.

Hayatın uzun olduğu zannı bizi en çok yanıltan duygulardandır. Bu zanna dayanarak müthiş planlar yaparız. Gerçekleştirilmesine malzeme olacak hazırlıklarla geçerken günümüz, başımıza isabet eden bir musibet taşı isabet edebilir.

Altı tarafı ayna ile kaplanarak geniş görünen şimdiki zamanın hayat odasının geniş ve büyük olmadığını anlarız, o musibetle. El verir ki yeniden aynı hataya düşmeyelim ve yaşanandan ders alarak bu hatamızı da düzeltebilelim.

İnsanoğlunun çaresiz kaldığında aczini ifade eden hâli çok rikkatime dokunur. Sebeplere teşebbüs ettikten, yapılacakları yerine getirdikten, elindeki imkânları bütünüyle kullandıktan sonra “yapacak bir şey yok” der.

Gerçekten yapacak bir şeyi yok mu insanoğlunun? Yapacağımız en önemli şey dururken neden yapacak bir şey kalmasın ki? Acizliğinin dibini ifade eden cümleyi söylerken en güçlü noktada olduğunu unutup, yapacak bir şeyinin olmadığını nasıl ifade edebilir, gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Duânın ne kadar güçlü bir istinad noktası olduğunu idrak eden bir insan, ellerini açtığı zaman yapacak ne kadar daha çok şey olduğunu anlayacaktır.

Küçücük bir damla gibi aczin dibinde olduğunu idrak ederek gide gide denize kavuşup, âdeta okyanus kadar azameti arkasına alan insanoğlunun hâlâ yapacak bir şey yok demeye hakkı var mı? Bilse idi fakirlikte zenginlik, aczde kuvvet var, o zaman yapacak bir şey yok der miydi?

Yaratılışımızdaki en büyük sır, acziyet ve fakrımızdır. Âdeta iki güçlü dayanak gibidir. Bu öyle bir dayanak ki yavrunun âcizliği aslanı hizmetkâr kılar.

Evet, hayatın iniş ve çıkışları vardır. Bu yolda, akımlara kapılıp gitmeden, hatalarımızı düzeltme, istikamete girme, vasatta devam edebilme bizi beklemekte. Hepsine değilse bile, hiç olmazsa her gün bir hatanın düzeltilmesi niyeti ve gayreti kararlılığı içinde olmalıyız. Her gün en az bir hatamızı düzeltelim ki, bu günümüz dünden farklı olsun.

Pişman olduğumuz “dün”lerimiz “bugün”e bu dersleri vermeli. Gelin kendimize yardım edelim, lütfen.

Sen, herkesten fazla kendine yakınsın, farkında mısın?

Mehmet Çetin

www.mehmetcetin.de

25 Aralık 2011 Çiftehavuzlar Çiğli İzmir

Sende yorum yazabilirsin