Her makamın bir ahlâkı vardır

Yükseklerin karı ve fırtınası ne kadar çetinse, yüksek makamların çilesi ve imtihanı da o kadar çetindir.

Fakat günümüzde maddî makam olarak yükseklere talip ruhların bir o kadar ham ruhlar olması makamlara yapılan en büyük haksızlık olsa gerektir.

Her makam ve işte, o makamın gerektirdiği âli himmetleri ve yüksek ahlâkı taşıyan insan bulmak bu zamanda çok zorlaşmıştır. Günümüzde çığ gibi büyüyen eğitim sistemine ve günlük ilişkilere bulaşan bir hastalık vardır. Bu daseküler ahlâk dayatmasıdır.

İnsanlar arası iletişim teknikleri, vizyon, ikna becerisi, etkileme san’atı, güzel konuşma san’atı, problem çözme yeteneği arttırımı… v.s gibi bir dizi göstermelik ahlâk ile göz boyayan, sahte ve derin yaraları iyileştirmeyen bir sürü teknikler, beceriler, eğitimler…

Gerçek ahlâkın lâfta kaldığı ve sadece imajdaki rötuştan ibaret olan, kıymetsiz kametler revaç bulmaktadır. Beşeriyet çarşısının revaçlı malı bugünlerde bu Avrupa kaynaklı sözüm ona gelişim teknikleridir.

Riyakârlığı ve enaniyeti pompalayan bu tekniklerin alt yapısında hep bir başkasına kendimi nasıl sevdirebilirim ve sevimli gösterebilirim kaygısı olup, bu durum aslında halkın rızası görünümünde firavunlaştırma operasyonlarından başka bir şey değildir.

Evet, bu teknikler riyakâr, dalkavuk, iki yüzlü insan tiplerini üretmekten başka bir işe yaramaz.

Bu yüzden en güzel iletişim tekniği iyi niyet ve sıdktır.  Sağlıklı iletişim doğru ve güvenilir bir kimse olmakla başlar.  Bu açıdan bakıldığında en iyi iletişimci peygamberlerdir. Zira onların en önemli ve öncelikli vasfı, sıdk ve emniyettir. Sonra tebliğ gelir.

İşte bugün algılarımızla okadar oynanmış ki, cemiyet hayatında, kişilerin iştigal ettikleri işe lâyık ahlâkı ve şahsiyeti göstermeyi bırakın bir erdem olarak görmeyi, politik olmayı, siyaset yapmayı, menfaat odaklı düşünmeyi, köprüyü geçinceye kadar… gibi su-i ahlâklar erdem kabul edilir olmuştur.

Bu yüzden de içtimaî hayatta güven kalmamış ve yüksek makamları, ham ruhlar,  pes ahlâklılar işgal etmeye başlamıştır.

Bu hastalık iman Ku’rân hizmeti yapanlara da bulaştığında, yani manevî makamların gerektirdiği yüksek ahlâklar yaşanmadığı taktirde daha da tehlikeli hale gelmekte, mukaddesata gölge düşmekte ve vizyon kirlenmektedir. Ehl-i dünyanın öğrettiği sahte iletişim, gelişim ve görünümlerle, sahte imajlarla hizmet etmek, hizmete taarruzdur.

Hasılı; hak hizmetlerinin vesilelerinin de hak olması şarttır. Süflî nefislere ulvî ruh kılıfı  giydirmek gibidir. Bu yüzden bütün ahlâk-ı âliyenin zembereği hükmünde olan sıdk ve doğruluğu hayatına yerleştiremeyenlerden her türlü kötü ahlâk sûdur edecektir.

Kişinin iştigal ettiği her ne ise bu maddî de olabilir manevî de o makama uygun ahlâk taşıması çok önemlidir. Bu günkü içtimaî hastalıkların pek çoğunun sebebi de bu yüksek ahlâkın yoksunluğudur.

Yasemin YAŞAR

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin