İnsanın En Mühim Vazifesi Hakkı Tebliğdir

Hadisi Şerifte: “İslama ters bir şey gördün mü elle boz, elle bozamazsan sözle, sözle de bozamazsan, o zaman onun o işinin aleyhine dua et, bu imanın en zayıf derecesidir.”

Yani bugün Müslümanlarda “Emri ma’ruf nehyi münker vazifesi çok azalmıştır. Bu gün herkes kendi menfaati ile uğraşıyor. Başkasının derdi için bana ne diyor. Bilhassa, İman ve İslamiyet ile meseleleri mühimsemiyor. Halbuki her Müslüman için Tevhid inancından- bir Allaha, Peygamberimizi (a.s.m.) ve İmanın dinimize lazım olan şartlarını Marifetullallahla öğrendikten sonra, sonu gelmeyen, İslam ahlakını, fıkıh meselelerini, İslam tarihini ve siyer bilgilerini Müslüman’ın bilmesi lazım.

Yukarıda dediğim gibi başta iman ve İslam’ın şartlarını bilerek yaşaması lazım, ondan sonra öteki bilgiler gelir. Üstad hazretleri ne diyor: “Neşri esrarı Kur’aniye bu memlekette hamiyeti diniye noktasında bu zamanda ben vazifedarım. Yoksa benim ne evladım var ne malım ne hanem. Allah kişinin rusuhiyetini kalplere, ruhlara gönüllere nakşetmek için sahabelere islam tarihinde yaptığı nakışları, diğer ümmetlerden çok farklı dereceye Sahabeler sahiptir.

Yani Müslüman Allahın dininin kutsiyetini nefsinde yaşamak, ȃleminde bütünlemek ve muhtaçlara ulaştırmaktır. Her zaman İslamın intişarı kılıçtan fazla tebliğ ile olmuştur. Bakın Hudeybiye’de iş bitiren kılıç değil barış idi. Hakikatı Kur’aniyeyinin mukaddes esrarını ve hakikatını, Sahabeler çok güzel yaşadılar, çok güzel intikal ettirdiler. Hakikatı Kur’aniyeyi insanlara taşıdılar. İslamın tebliği işte budur.

Son asrımızda bu hakikatları karıştırarak hedefine ulaşmamak için çok engellendi. Burayı iyi anlamak lazımdır. Çok kimse iltibas ediyor. İslamda cihad harici düşmana kȃfire karşıdır. Ancak dahile saldırırsa o zaman cihad olur. Çünkü o senin dinini  mukaddesatını, memleketini, vatanını parçalamak ister. Halbuki dahilde saldımazlarsa, irşad vardır tebliğ vardır, Allahın marifetini muhabbetini kalplere nakşetmek vardır. Çünkü vatandaşlarımızın bir çoğu dinden ve İslamiyetten uzaklaşmıştır. Bunda seninde bir vebalin yok mu? Niye dini ona ulaştırmadın, niye ona Allah’ı anlatmadın? Bizimde herkesin gibi payımız var, bu mahrumiyette. Onun için dahilden islamiyet münakaşayı kaldırmıştır.

İslam tarihinde dahilde çatışma tek bir defa olmuştur. Hz. Ali ile Hz. Muaviye arasında bir hadise olmuş. Onun dışında islam tarihinde dahilde çatışma olmamıştır. Avrupada ise  üçyüz sene mezhep çatışması olmuş, birbirine girmişler. Korkunç kan akıtmışlar. İslam dahilde çatışmayı mübarezeli çatışmayı, dövüşmeyi kelle uçurmayı yasaklamıştır. Dahilde yalnız tebliğ var irşad vardır. İnsanları Allah yoluna, iyilikle güzel sözle çağırmak, tebliği güzel bir şekilde yapmak vardır. Tebliğ ma’nasını izah için Peygamberimiz (a.s.m.) buyuruyor ki: “Bir şehir bir belde ağzına kadar evliyalar ile dolu olsa bile, eğer o beldede tebliğ ve emri bilma’ruf kesilirse belalar sel gibi o halkın üzerlerine yağar.” Çünkü tebliğ ile mümin etrafını aydılatır.

Bakın bir arkadaş fakültede dört yıldır okuyor, tebliğ vazifesini yapmıyor. Risale-i Nuru okuyan bir Müslümandan beklenen en ciddi vazifelerden biri, kendi imanını kurtardıktan sonra müslümanların etrafını aydınlatması icab ediyor.  O kardeş arkadaşlarını araştırıp daha müsait olanları derse getirmiyorsa, yanında arayış içinde olanları arayıp derse getirmiyorsa? Ona Allah rızası için imana ait meselerden hiç bir şey anlatmıyorsa o kardeş vazifesini yapmamıştır. Biz buna başka mana veremeyiz…

Bu hakikatleri kardeşler ile paylaşan: Abdülkadir HAKTANIR

 

Sende yorum yazabilirsin