Kainat Çapında Bir Resmigeçit

Uzun zamandır görüşmediğimiz bir dostumuzla görüştüğümüzde “Nasılsınız?” sorusuna bazen, “Değişen bir şey yok, eski tas eski hamam devam ediyoruz’’ cevabını alırız.

Halbuki tas da, hamam da çok defa değişmiştir ama biz farkında değiliz.

Nasıl mı?..

Cenab-ı Hak her bir asrı, her bir seneyi ve her bir günü bir model yapmış, düzenli bir şekilde değiştiriyor ve canlı cansız her şey bir resmi geçitte, kendine verilen görevi yerine getiriyor.

Her bir asırda; çevremizdeki binalar ve insanlar değişiyor. Bunun en güzel örneğini de çocukluk çevremizdeki insanların, zamanla bir bir değişip, 50-60’lı yaşlarda karşımıza yeni yüzler ve yeni simalar çıktığında görüyoruz. Sonuçta çevre modeli gün be gün değiştiriliyor.

Her bir yılda ise; insan modelindeki yaklaşık yüz trilyon hücre, genel olarak mitoz bölünme yolu ile iki defa yenileniyor. Bu hücrelerde görev yapan atomlar, altı ayda görevlerini tamamlayıp, yerlerini yeni atomlara bırakıyor. Yeni gelen atomlar da, altı ay sonra yeni atomlara görev devri yapıyorlar. Sonuçta, vücut modelinde de yılda iki defa devir teslim yapılıyor; yani iki defa vücut yenileniyor.

agacBu yıllık değişiklik, ağaç modellerinde kısmen görünüyor. Çünkü, kışta kupkuru bir kütük şekline bürünen ağaçlarda, bahar mevsimi ile yeni atomlarla yeni bir faaliyet başlıyor… Yeni yaprak, çiçek ve meyveler yapılıyor. Güz mevsimi geldiğinde ise ağaçta bu atomların görevleri bitiyor, meyveler ve sararmış yapraklar ağaçtan ayrılıyorlar ve gelecek yeni baharda ise bunların yerlerine yenileri geliyor.

Bitkilerin büyük bir kısmını oluşturan otlarda ise bu yıllık değişim ve nöbet değişimi topluca gerçekleştiriliyor. Çünkü bu modelde; bir tohum ve bu tohum içerisindeki DNA yazılımına göre, her baharda yeni atomlar ve moleküller ile yeni hücreler, organlar ve dokular yapılıyor. Her bir ot, Onun izin ve kuvvetiyle; resmigeçit görevini yapıyor. En başta yaratıcının nazarına arz-ı endam ediyor ve sonuçta bitkiler yeni tohumları ve meyveleri bize bırakıp gidiyor. Güz mevsiminde; adeta görevini tam yapma aşkı ile sararıp solan bir asker gibi sararıp soluyor ve toprağa düşerek; yeni baharda gelip, görev yapacak atomlar için zemin hazırlanıyor.

Her bir günde ise; üç öğün yemek ve bu yemeklerle alınan besinlerin sindirimiyle; her insanın vücudunda bulunan milyonlarca molekül, yeni atomların katılmasıyla değiştiriliyor. Her asker alım döneminde yeni askerlerin gelmesi ile orduda eski askerlerin terhis edildiği gibi, vücut ordusuna da her gün milyonlarca atomun besinler yoluyla katılması ile vücutta görevini tamamlamış milyonlarca atom terhis olup ayrılıyor.

Bu zaman dilimini saat, dakika ve saniye gibi daha küçük birimlere indirmek mümkün…

Demek çevremiz ve çevremizdeki insanlar aynı gibi görünse de, bu çevre ve insanlarda; bir anda milyonlarca değişiklikler gerçekleştiriliyor. Vücutlarından atomların bir kısmı ayrılıp giderken, bir kısmı ise onların yerlerine gelip çalışıyorlar.

Bu değişiklikler gerçekleşirken, biz de bunların farkına varıp kâinata ve mevcudata bakışımızı değiştirmeliyiz ki, hayatın farklı bir yüzünü görebilelim…

Her bir dağ-deniz, insan-hayvan, ağaç ve ot gibi canlı cansız her şey Cenab-ı Hakk’ın emir ve kuvvetiyle ve Onun nazarına karşı resmigeçitlerini ve görevlerini güzel bir şekilde yaparken, kendine akıllı ve şuurlu diyen bir insanın; kâinatın bu resmigeçidinde elini kolunu sallayarak hiçbir şeyden habersiz bir şekilde geçmesi, insana en yakışmayan bir hal değil midir!..

Kendisi ve çevresini hakkıyla tanıyan ve ona göre hayatını düzenleyen insanlardan olmamız dileklerimle…

Prof. Dr. Metin Bülbül / Zafer Dergisi

2 tane yorum yapılmış

  1. HİLAL dedi ki:

    Sayın Hocama!
    Medresettü’z Zehra’nın müfredatında okutulması için Risale-i Nur perspektifinden bakarak yazılmış biyokimya kitabını yazması dileğiyle…

  2. durak bozan dedi ki:

    yazılar çok küçük zorlanıyoruz.

Sende yorum yazabilirsin