Kısalan Günler

Günler süratle kısalmaya başladı. Birçok ülke saatlerini geri aldı ve kış saatini tatbike başladı. Günler niçin kısalır? Hep bir kararda gitse, ne olurdu?

Havanın çabucak karardığını gören veya namaz vakitleri her gün, bir öncekinden biraz farklı olabildiği için, takvimdeki vakitleri her gün yeniden kontrol eden insanın aklından bunlar geçebiliyor. Bir temenni değil, fakat bir sual olarak tekrarlasak:

“–Acaba günlerin uzunluğu, artıp eksilmeden bir yılın her gününde aynı kalsa ne olurdu?

Günlerin uzayıp kısalması, mevsimlerin de değişmesiyle birlikte meydana gelir. Mevsimlerin değişmesinin ise dünyanın kendi etrafındaki dönüş ekseninin 23 derece 27 dakikalık eğimiyle ilgili olduğu coğrafya kitaplarında izah edilmektedir. Demek ki, günlerin uzayıp kısalması olmasaydı, mevsimler de olmazdı. Zira iki hadise de, dünyanın kendi etrafındaki dönüş ekseninin 23 derece 27 dakika eğik oluşu sebebine bağlıdır.

Bu eğiklik olmasaydı meydana gelebilecek diğer bir hadise de, yeryüzündeki sulardan buharlaşan suların sadece kuzey ve güneye gitmesi ve bunun neticesinde de, her iki kutupta çok muazzam buz kıtalarının teşekkülü olabilecekti.

Dünyanın dönüş eksenine bu eğimi veren, muhafaza ettiren ve buna bağlı olarak da mevsimleri, günlerin uzayıp kısalmasını meydana getiren Müsebbib (sebebleri yapan) kimdir?

Kur’an-ı Kerim’de, günlerin uzayıp kısalması hadisesi üzerinde düşünüp ibret almağa teşvik eden âyetler vardır:

Gece ile gündüzün (uzayıp kısalarak) birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde, (Allah’a saygı duyup, emrine uygun şekilde yaşamak isteyen) bir toplum için elbette (Onun birliğine ve kudretine dair) nice deliller (ibretler) vardır.” (Yunus Sûresi, Âyet: 6)

Geceden bir kısmını gündüzün içerisine katar (böylece gündüzler uzar), gündüzden de gecenin içerisine katar (böylece geceler uzar). O, sînelerin özünü hakkıyla bilendir.”(Hadîd Suresi, Âyet: 6)

Gece ile gündüzün (aydınlık ve karanlık, kısa ve uzun vaziyetlerle) değişmesinde, Allah’ın gökten bir rızık (sebebi olan yağmuru) indirip de onunla yeryüzüne ölümünden (kurumasından) sonra can vermesinde, rüzgarları (türlü hallere) çevirmesinde, aklı erip anlayan bir toplum için nice işaret(ve ibret)ler vardır.” (Câsiye Sûresi, Âyet: 5)

Fenlerin en önemli faydasının, yukarıda mealleri verilmiş olanlar gibi Kur’an âyetlerinin işaret ettiği Allah’ın (C.C.) varlığını, birliğini, sıfatlarını düşünmek için malzeme olabilecek bilgileri vermesi olduğu söylenebilir.

Bir Hadis-i Şerifte;

Tefekkür gibi (farz ve vacipler dışında) ibadet yoktur” diğer bir Hadis-i Şerifte ise:

Yazık o kimseye ki, (kâinatın büyük kitabındaki) böyle âyetleri okur da, bunlarda tefekküre dalmaz” buyrulmuştur.

Gece ile gündüzün büyüyüp küçülerek, arka arkaya değişip durmasındaki ve Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı bütün varlıklardaki büyük deliller, fenlerin verdiği bilgilerin selim akılla ve ibret nazarıyla tetkik edilmesiyle görülebilir. Bu deliller çoktur ve kitaplarda verilebilecek misallerin sayısıyla sınırlı değildir. Günlerin kısalması ve havanın erken kararmasıyla güneşin ısı ve ışığından daha az istifade edebildiğimiz kış mevsimi her yıl tekrarlanır; buna her yıl tekrarlandığı için, alışkanlık nazarıyla bakılmamalıdır.

Günlerin kısalması, gecelerin uzaması demektir. Bu uzun maddî gecelerimizde manevî güneşlerden aydınlanabilirsek, vicdanımızı dinî ilimlerle ziyalandırarak ve aklımızı da fennî ilimlerle nurlandırarak, bu ikisinin imtizacıyla hakikatin nefsimizdeki tecellîsine ayna olabilir ve onun şuuru ile yaşayabilirsek; kısalan günlerin ardındaki maddî karanlıklı uzun gecelerimiz, ebedî Cennetlerdeki nurlu gündüzleri semere verebilecektir İnşaallah…

Prof. Dr. Mustafa NUTKU

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin