Kürdler Neye Muhtaçdır?

Bedîüzzaman’ın II. Abdülhamid’e Takdim Ettiği Doğudaki Problemlerle Alakalı Mektubu (1324 R/1908): Kürdler Neye Muhtaçdır?

Bedîüzzaman’ın İstanbul’a  gelişi  Kasım 1907’dir.   Zira 30 Mayıs’da Van Vâlîliği’ne yazılan hakkındaki soruşturma yazısı, bu tarihde İstanbul’da olduğunu gösterdiği gibi, Hürriyet’in  ilânı demek olan  24 Temmuz 1908/11 Temmuz 1324 yani II. Meşrûtiyet’in ilânından evvel olduğu da gayet açıktır. Zira Şark ve Kürdistan Gazetesi’nin yayınladığı ve başka da bir kaynakla teyid edemediğimiz Bedîüzzaman’ın mektubu öncesinde, biraz sonra nakledeceğimiz gibi, istibdâd devrinde Mâbeyn’e takdim edilen mektup vasıflandırması bulunmaktadır. Adı geçen dergiden alarak yazıyı aynen yayınlamak istiyoruz. Zira bugün için de değerini muhâfaza eden tesbitler bulunmaktadır.

KÜRDLER NEYE MUHTAÇDIR?

Osmanlı Milleti arasında önemli bir unsur olan Kürdistan ahâlisinin durumu hükûmetçe bilinmekte ise de eğitim ve bilim konularında bazı isteklerimin arzına müsaade isterim:

Şu medeniyet asrında diğer kardeşleri gibi Kürdlerin de terakkîde aynı seviyeye ulaşmaları için Hükûmeti’n Kürdistan’ın kasaba ve köylerinde okullar açtığı görülmekte ise de, bunlardan sadece Türkçe bilenler istifade edebilmektedir. Dil bilmeyenler, sadece medreseleri kemâlatın kaynağı olarak görmekte ve öğretmenlerin de mahallî dili bilmemeleri sebebiyle eğitimden mahrum kalmaktadırlar. Bu da vahşeti, keşmekeşi ve Avrupalıların uğursuz gayelerini davet etmektedir. Aynı zamanda ahâli vahşi kalarak sadece ilkel şeyleri taklid yollarına girerek her türlü vehim ve şüphelerin etkisine maruz kalmaktadırlar.

Eskiden beri Kürdlerin hep gerisinde kalan çevreler onların bu durumundan istifade etmektedirler. Anlatılan bu üç nokta sebebiyle gelecekte müthiş bir darbe hazırlanıyor olduğunu basiret sahipleri tahmin eylemektedirler.

Bunun çaresi, hem nümune teşkil etmesi ve hem de başkalarını da teşvik için biri Beytüşşebâb’da, ikincisi Mutki ve Sason civarlarında ve üçüncüsü de Van’da olmak üzere, Medrese adı altında hem dinî ilimler ve hem de fen bilimlerinin okutulacağı üç Dar’üt-Ta’lîm açılmalı ve masrafları hükûmetçe karşılanmalıdır. Ayrıca bazı medreselerin ihyâsı Kürdistan’ın geleceğini ihyâ demektir. Böylece dâhilî ihtilâflar bertaraf edilecek ve bu bölge devlete büyük bir kuvvet teşkil edecektir.

Molla Sa’îd-i Meşhûr.

Prof. Dr. Ahmed Akgündüz

www.NurNet.org

said.nursi.mektup

1 tane yorum yapılmış

  1. Said Yüksekdağ diyor ki:

    Risale Tashih sitesinin sahibi aynı zamanda Risale Talim Haberde yazar olan Bilâl Tunç Ağabeyin bu yazı hakkında facebooktaki paylaşımı:

    Ahmed AKGÜNDÜZ’e..
    Değerli Hocam, birkaç noktada tesbitlerinize katılamadığımı belirtmek istiyorum:
    1) Üstâd’ın “Şark ve Kürdistan”da çıkan yazısının başlığı “Kürdler Neye Muhtaç” değil, “Kürdler Yine Muhtâcdır” olacak.. http://www.risaletashih.com/…/ihz…/74-kurdler-yine-muhtacdir
    2) Yazının sâdeleştirilmemiş hâlini de eklemeniz dahâ uygun olmaz mıydı? (Bknz: a.g. link)
    3) “Bedîüzzamân’ın İstanbul’a gelişi Kasım 1907’dir.” tesbîtinizin dayanağını ibrâz edebilir misiniz?..
    4) Bitlis Vâlîsi Tâhir Paşa’dan aldığı mektûb 16 Kasım 1907, Van Vâliliğinden aldığı mürur tezkiresi 18 Kasım 1907 târihli.. Hemen yola çıkmış olsa bile (ki, hareket târîhini bile bilemiyoruz!) o târihlerde iki haftadan kısa bir sürede İstanbul’a ulaşması nasıl mümkün olabilir?..

Sende yorum yazabilirsin