Malatya Niyazi-i Mısri Vakfı Okuma Programı (14-22 Ocak ve 23-30 Ocak)

Çin’de de olsa ilmi arayınız. Çünkü ilim öğrenmek her Müslümana farzdır. Melekler, yaptıkları işten hoşlandıkları ilim talebeleri için kanatlarını yere sererler.” (Câmiü’s-Sağîr, 1/310) buyurmuş Peygamber Efendimiz (a.s.m).

İmânın rükünlerinden en mühimmi, imân-ı billâhdır, Allah’a imândır. Sonra nübüvvet ve haşirdir. Bunun için, bir insanın en başta elde etmeye çalıştığı ilim, imân ilmidir. İlimlerin esası, ilimlerin şâhı ve padişahı, imân ilmidir.” der Konferans’ta Zübeyir Gündüzalp Ağabey.

Bu gaye ile, 500 lise talebesi Malatya’da Niyazi-i Mısri vakfında Kur’an-ı Kerim’in bu asrın anlayışına uygun tefsiri olan Risale-i Nur’ları okuma programı için bir araya geldi.

Malatya’da  220 Üniversite talebesi, Tokat, Urfa, Sivas, Diyabakır, Kırşehir, Kayseri, Samsun, Ankara, Nevşehir, Bingöl, Erzurum, illerinde okuma programlarına katılmak için aynı tarihlerde gittiler.

Başka illerden Malatya gelip okuyanlar da oldu. İstanbul, Sivas, Samsun, Diyarbakır, Tokat, Bingöl illerinden  ve Kakta ilçesinden 90 kişi üniversite talebesi okuma programına dahil oldu.

Risale-i Nur’un çeşitli yerlerinde “Dünyanın lezzetleri, zevkleri ve ziynetleri, Hâlıkımızı, Mâlikimizi ve Mevlâmızı bilmediğimiz takdirde Cennet olsa bile Cehennemdir.” “İnsan, ebed için yaratılmıştır. Onun hakikî lezzetleri, ancak marifetullah, muhabbetullah, ilim gibi umur-u ebediyededir.” Gibi ifadelerle hem İnsan’ın yaratılış amacını hem de öğrenmesi gereken ilk ilmin Marifetullah ilmi yani Allah’ı bilmek ve tanımak ilmi olduğunu belirtmiştir.

İşte bu noktalar içindir ki birkaç günlüğüne de olsa Cenab-ı Hakkı daha iyi tanımak ve bilmek, Kur’an’ı daha iyi anlayabilmek, Resul’ünün sünnetine daha bir iştiyakla sarılabilmek için zikrettiğimiz manaları en güzel bir şekilde ifade eden ve istifademize sunan Risale-i Nurları okundu ve daha iyi anlayabilmek ve anlaşılamayan yerleri sorabilmek ve hayata birazcık disiplin getirebilmek için birkaç günlük yoğunlaştırılmış, sabah namazından önce teheccüd namazıyla başlayıp akabinde Kur’an-ı Kerim ya da Cevşen gibi duaları okuduk ve akabinde Sabah Namazını cemaatle beraber tertemiz bir aleme açılarak dünyayı kesben değil kalben terk ederek namaza duruldu. Şahsi ve sosyal hayata Kur’an’ın hakikatlerini nasıl daha iyi yerleştirip düstur haline getirebiliriz gibi ince ve ulvi manaları düşünüldü, fıkhi ve günlük meselelerden kafalara takılan suallere cevaplar arandı ve bu alanda uzman hocalarımıza danışıldı. Ayrıca şevke medar nurani hadiselerden bahsedildi. Yaratılış amacını bir nebzede olsa daha iyi anlamak ve bunları sadece Allah’ın rızasını kazanmaktan başka herhangi bir amaç için yapmamak ve bu sayede aramızdaki kardeşliği, uhuvveti pekiştirmek niyetiyle bir sonraki programa buluşmak niyetiyle vedalaşıldı.

İbrahim Yüksel

www.NurNet.Org

Sende yorum yazabilirsin