Mısır ve Suriye Gecesinde Said Nursi’nin Hürriyete Hitab’ı Okundu

Misir.ve.Suriye.Gecesinde.Said.Nursi.nin.Hurriyete.Hitab.OkunduMısır’daki katliamın ardından Esed güçlerinin Şam’ın Doğu Guta banliyösüne düzenlediği ve 1300 çocuk, kadın ve erkeğin öldüğü kimyasal saldırı Türkiye’de STK’ları ayağa kaldırdı. Ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlendi. Saraçhane Parkı’nda gıyabi cenaze namazı kılındı.

Dünya harekete geçmeli

Saraçhane Parkı’nda aralarında AK Parti İstanbul Milletvekili Harun Karaca’nın da bulunduğu binlerce kişi Mısır ve Suriye’deki kurbanlar için toplu dua etti. Yeni Şafak’taki habere göre vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği gecede Bediuzzaman Said Nursi’nin Hürriyet Risalesi okundu. Karaca dünyanın harekete geçmesi gerektiğini belirterek, ‘Dünya sussa da biz susmayacağız.’ dedi. Suriye Şam Alimler Derneği Başkanı Şeyh Usame Rıfai ise ‘Çok şükür ki her yerde direniş var hak haykırılıyor, Irak, Mısır,Şam her yerde.’ dedi. Eyleme Dursun Ali Erzincanlı şiirleriyle, Grup Genç ezgileriyle, Ömer Döngeloğlu dualarıyla destek verdi. Suriye’de katledilenler için gıyabi cenaze namazı kılındı.

İŞTE BEDİÜZZAMAN’IN HÜRRİYETE HİTAB’I

Bismillahirrahmanirrahim

HÜRRİYETE HİTAB

Ey hürriyet-i şer’î! Öyle müthiş ve fakat güzel ve müjdeli bir sada ile çağırıyorsun ki, benim gibi bir bedevîyi tabakât-ı gaflet altında yatmışken uyandırıyorsun. Sen olmasaydın, ben ve ûmum millet zindan-ı esarette kalacaktık. Seni ömr-ü ebedî ile tebşîr ediyorum. Eğer aynelhayat Şeriatı menba-ı hayat yapsan ve o cennette neşv ü nema bulsan, bu millet-i mazlûmenin de eski zamana nisbeten bin derece terakkî edeceğini müjde veriyorum. Eğer hakkıyla seni rehber etse, ağraz-ı şahsî ve fikr-i intikam ile sizi lekedar etmezse…

Ya Rab! Ne saadetli bir kıyamet ve ne güzel bir haşir ki, (Ölümden sonra dirîliş haktır.) hakîkatinin küçük bir misalini bu zaman bize tasvir ediyor. Şöyle ki:

Asya’nın ve Rumeli’nin köşelerinde medfun olan medeniyet-i kadîme hayata başlamış ve menfaatini mazarrat-ı umûmiyede arayan ve istibdadı arzu edenler (Ne olaydı olaydı da, toprak olaydım. (Nebe’ Sûresi: 40.)) demeye başladılar. Yeni hükûmet-i meşrûtamız mu’cize gibi doğduğu için, inşaallah, bir seneye kadar (Çocukken beşikte konuşuruz. (Meryem Sûresi: 29.)) sırrına mazhar olacağız. Mütevekkilane, sabûrane tuttuğumuz otuz sene Ramazan-ı sükûtun sevabıdır ki; azapsız, cennet-i terakkî ve medeniyet kapılarını bize açmıştır. Hakimiyet-i milliyenin beraat-i istihlali olan kânun-u Şer’î, hazin-i Cennet gibi, bizi duhûle davet ediyor.

Ey mazlum ihvan-ı vatan! Gidelim dahil olalım. Birinci kapısı Şeriat dairesinde ittihad-ı kulub, ikincisi muhabbet-i milliye, üçüncüsü maarif, dördüncüsü sa’y-i insanî, beşincisi terk-i sefahettir; ötekilerini sizin zihninize havale ediyorum…

Sakın ey ihvan-ı vatan! Sefahetlerle ve dinde laubaliliklerle tekrar öldürmeyiniz. Ve bütün efkar-ı fasideye ve ahlak-ı rezîleye ve desais-i şeytaniyeye ve tabasbusata karşı, Şeriat-ı Garra üzerine müesses olan kanun-u esasî Azrail hükmüne geçti; onları susturdu.

Sakın ey ihvan-ı vatan! İsrafat ve hilaf-ı Şeriat ve lezaiz-i nameşrua ile tekrar ihya etmeyiniz. Demek şimdiye kadar mezarda idik, çürüyorduk. Şimdi bu ittihad-ı millet ve meşrûtiyet ile, rahm-ı madere geçtik; neşv ü nema bulacağız. Yüz bu kadar sene geri kaldığımız mesafe-i terakkîden, inşaallah, mu’cize-i Peygamberî ile şimendifer-i kanun-u şer’iye-i esasiyeye amelen ve burak-ı meşveret-i şer’iyeye fikren bineceğiz; bu vahşetengiz sahra-i kebîri kısa zamanda tayyetmekle beraber, milel-i mütemeddine ile omuz omuza müsabaka edeceğiz. Zîra, onlar kah öküz arabasına binmişler, yola gitmişler. Biz, birdenbire şimendifer ve balon gibi mebadiye bineceğiz; geçeceğiz. Belki, camî-i ahlak-ı hasene olan hakîkat-i İslamiyenin ve istidad-ı fıtrînin ve feyz-i îmanın ve şiddet-i açlığın hazma verdiği teshîl yardımı ile fersah fersah geçeceğiz-nasıl ki vaktiyle geçmiştik.

Talebeliğin bana verdiği vazife ve hürriyetin ferman-ı mezuniyetiyle ihtar ediyorum ki:

Ey ebna-i vatan! Hürriyeti sû-i tefsir etmeyiniz; ta elimizden kaçmasın ve müteaffin olan eski esareti başka kapta bize içirmekle bizi boğmasın.

Zira, hürriyet, müraat-ı ahkam ve adab-ı Şeriat ve ahlak-ı hasene ile tahakkuk eder ve neşv ü nema bulur. (Tarihçe-i Hayat 1. Kısım)

risale haber

1 tane yorum yapılmış

  1. Mehmet Selim dedi ki:

    Said Nursi’nin burada Ramazan-i sukuttan kastı Abdülhamid Han devri ve cennet-i Terakki ve hurriyet-i şer’iden kastı da ittihatçıların dayatmasıyla ilan edilen ve binbir belanın ibtidasi olan meşrutiyet mıdır? Bu sorunun cevabi bugüne kadar hüsni zan besledigim ve kiymetdar addetdigim bu insana tavrimi belirleyecek. Cevaplarsaniz sevinirim.

Sende yorum yazabilirsin