Nur talebeleri Fiilen Siyasete Girmezler, Ehline Bırakırlar

İman hizmetinin hakiki şakirdleri siyasî faaliyetlere girmemelerine dair Risale-i Nur’da şiddetli ikazlar vardır :
 
Kur’an-ı Hakîm’in hizmeti bize kat’î bir surette siyaseti yasak etmiş.» (Kastamonu Lâhikası sh: 137)

«Risale-i Nur şakirdlerinin, mümkün olduğu kadar, siyasete ve idare işine ve hükûmetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir.
«Risale-i Nur, ……………..bir tarafa tâbi ve dahil olmaz….. mütecaviz dinsizlere karşı haklı tarafa yardımcı olur ve dost olur ve ihtiyat kuvveti hükmünde onlara bir nokta-i istinad olur. (Emirdağ Lâhikası-l sh: 160)

«Nur şakirdleri, hiç siyasete karışmadılar, hiçbir partiye girmediler. Çünki iman, mâl-i umumîdir. Her taifede muhtaçları ve sahibleri var. Tarafgirlik giremez. Yalnız küfre, zendekaya, dalâlete karşı cephe alır. Nur mesleğinde, mü’minlerin uhuvveti (kardeşliği) esastır.» (Emirdağ Lâhikası-I sh: 180)

Bu yukardaki hizmet düsturlarına uymayarak, gazete ve televizyonlarda siyasi propagandalar yapan, siyasi mücadelelere giren ve müminlerin kardeşliğine zıt hareket edenler NUR HİZMET CAMİASI dışındadırlar !!

 
**  NURCULAR İMAN HİZMETİNDE İSTİĞNA İLE HAREKET EDERLER

Dinî hizmetlerde maddî ve manevî menfaatleri istememek olan istiğna düsturu, Risale-i Nurun hizmetinde ehemmiyetle ve ısrarla nazara verilen bir esastır.
 
“Neşr-i hak için enbiyaya ittibâ etmekle mükellefiz. Kur’ân-ı Hakîmde, hakkı neşredenler: “İn ecriye illa Alallah. İn erciye illa Alallah.” diyerek insanlardan istiğnâ göstermişler. Sûre-i Yâsin’de
“İttebiu men la yes’eluküm ecren, vehüm mühtedune.”cümlesi, meselemiz hakkında çok mânidardır.” (Mektubat, s.13)
 
“İşte, böyle bir zamanda imâna hizmet için, dünyaya el atmadım, dünyayı terk ettim. Hizmet-i imâniyemi hiçbir şeye âlet etmeyeceğim” der.” (Sözler, 760)
 
“….hizmet-i diniyenin mukabilinde dünyada birşey istenilmemeli ki, ihlâs kaçmasın… (Lemalar. 150)

İstiğna ile ilgili pekçok bahislerden sadece 3 cümle ile gördüğümüz gibi, iman hizmeti yaparken halklardan himmet, zekat, sadaka adı altında para toplamak Risale i Nur Hizmet Mesleğine zıttır. Bu menfaatı kabul ederek hareket edenler NUR CAMİASI dışındadır.

 
**  NURCULUKTA ŞAHSİ LİDERLİK YOKTUR

«Bu asrın ehemmiyetli ve mânevî ve ilmî bir Mürşidi olan Risaletü’n-Nur’un heyet-i mecmuası…» (Kastamonu Lâhikası sh: 10)

«Ben size nispeten kardeşim, mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârâne dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var. Cenab-ı Hakkın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymettar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette taksimü’l-mesâi kaidesiyle iştirak etmişiz. ….

…Risale-i Nur’un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 89)

«Ben size nispeten kardeşim mürşidlik haddim değil. Üstad da değilim, belki ders arkadaşıyım. Ben sizin, kusuratıma karşı şefkatkârâne dua ve himmetlerinize muhtacım. Benden himmet beklemeniz değil, bana himmet etmenize istihkakım var. Cenab-ı Hakkın ihsan ve keremiyle sizlerle gayet kudsî ve gayet ehemmiyetli ve gayet kıymettar ve her ehl-i imana menfaatli bir hizmette taksimü’l-mesâi kaidesiyle iştirak etmişiz. ….

…Risale-i Nur’un talimatı dairesinde ve bizlere bahşettiği hizmet noktasında feyizli makamlara kanaat etmeliyiz. Haddinden fazla fevkalâde hüsn-ü zan ve müfritane âlî makam vermek yerine, fevkalâde sadakat ve sebat ve müfritane irtibat ve ihlâs lâzımdır. Onda terakki etmeliyiz.» (Kastamonu Lâhikası sh: 89)

Bediüzzaman gibi bir Müceddid i Azam şahsını değil Risale-i Nuru ve Ehli İmanın Şahsı Manevisini nazara veriyorsa, Cemaat Lideri olarak ortaya çıkanlar Nur Hizmet Dairesinin dışındadır…

 
**  NURCULAR RİSALE İ NURU ESAS ALIRLAR

İkinci suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lûtf-u İlâhî ile hakikate geçmektir ki, Sahabeye ve Tâbiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur. Demek, hakaik-i Kur’âniyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya mâlik olabilirler ve mâliktirler.» (Mektubat sh: 356)

«Resâili’n-Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim olduğu halde, külfeti tahsile ve derse çalışmaya ve başka üstadlardan taallüm edilmeye ve müderrisînin ağzından iktibas olmaya muhtaç olmadan, herkes derecesine göre o ulûmu âliyeyi, meşakkat ateşine lüzum kalmadan anlayabilir, kendi kendine istifade eder, muhakkik bir âlim olabilir.» (Şualar sh: 690)

«Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.» (Lem’alar sh: 167)

«Risale-i Nur dairesinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarikat ve sofî meşreb zatlar onun cereyanına girmek ve ilim ve tarikattan gelen eski sermayeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirdlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuzu kazanmak için o dairedeki âb-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir ve elzemdir. Yoksa, Risale-i Nur’a karşı rakîbâne başka bir çığır açmakla hem o zarar eder, hem bu müstakim ve metin cadde-i Kur’âniyeye bilmeyerek zarar verir, zındekaya bir nevi yardım olur.» (Kastamonu Lâhikası sh: 122)

Nur Talebeleri Tefsir-i Kur’an Risale-i Nur ile İslamiyete hizmet ederler. Sair islami eserleri Risale-i Nur yerine okutarak, veya Risale-i Nura benzer veya rakibane kitaplar yazarak neşredenler NUR DAİRESİ dışındadırlar.

 
**  NURCULAR SADECE MÜSBET HAREKET EDEREK HİZMET EDERLER

Bediüzzaman Hz. Vefatından evvel verdiği son dersinde şu düsturu ders vermiştir :

«Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Rıza-yı İlâhîye göre sırf hizmet-i imaniyeyi yapmaktır, vazife-i İlâhiyeye karışmamaktır. Bizler âsâyişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde herbir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz. (Emirdağ-2-241)

Biz dünyaya bakmıyoruz. Baktığımız vakit de onlara yardımcı olarak çalışıyoruz. Âsâyişi muhafazaya müsbet bir şekilde yardım ediyoruz. İşte bu gibi hakikatler itibarıyla, bize zulüm de etseler hoş görmeliyiz.» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 243)

……Benim Nur âhiret kardeşlerim, “ehvenüşşer” deyip bazı biçare yanlışçıların hatâlarına hücum etmesinler. Daima müsbet hareket etsinler. Menfî hareket vazifemiz değil… Çünkü dahilde hareket menfîce olmaz. Madem siyasetçilerin bir kısmı Risale-i Nur’a zarar vermiyor, az müsaadekârdır “ehvenüşşer” olarak bakınız. Daha “âzamüşşer”den kurtulmak için, onlara zararınız dokunmasın, onlara faydanız dokunsun.

Hem dahildeki cihad-ı mânevî, mânevî tahribata karşı çalışmaktır ki, maddî değil, mânevî hizmetler lâzımdır. Onun için, ehl-i siyasete karışmadığımız gibi, ehl-i siyaset de bizimle meşgul olmaya hiçbir hakları yok…» (Emirdağ Lâhikası-ll sh: 245)

Üstadımızın “Zerratı günahkarlardan mürekkep bir hükümet, tamamıyla masum olamaz. Demek nokta ı nazar, hükümetin hasenatı seyyiatına tereccuhudur. Yoksa seyyiesiz hükümet muhal i adidir” kaidesince Nur Talebeleri dindar demokratları tercih ederken bu ölçüye göre hareket eder.

Bediüzzaman Hz. bu müsbet hareket tarzı ile dindar demokratlara oy ile destek vermeyi tavsiye eder.  Ehven üş şer düsturu ile cüzi hataları yüzünden ekser sevaplarını ve hayırlı hizmetlerini görmezden gelmenin hatalı bir hareket olacağını ifade eder. Buna rağmen, dindar demokrat bir hükümete savaş açanlar, siyasi desiseli mücadelelere girenler Nur hizmeti dairesi dışındadırlar !!!

 
**  NURCULAR BÜTÜN EHLİ İMAN İLE KARDEŞTİR

«O vâiz ve âlim zâta benim tarafımdan selâm söyleyiniz. Benim şahsıma olan tenkidini, itirazını, başım üstüne kabul ediyorum. Sizler de, o zâtı ve onun gibileri münakaşa ve münazaraya sevk etmeyiniz. Hattâ tecavüz edilse de bedduayla da mukabele etmeyiniz. Kim olursa olsun, madem imanı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce mukabele edemeyiz. Çünkü, daha müthiş düşman ve yılanlar var.» (Kastamonu Lâhikası sh: 247)

«Sakın, sakın, dünya cereyanları, hususan siyaset cereyanları ve bilhassa harice bakan cereyanlar sizi tefrikaya atmasın.

Karşınızda ittihad etmiş dalâlet fırkalarına karşı perişan etmesin “Elhubbu fillah velbugzu fillah” düstur-u Rahmânî yerine (el-iyazü billâh) “Elhubbu fissiyaseti velbugzu lissiyaseti.” düstur-u şeytanî hükmedip, melek gibi bir hakikat kardeşine adâvet ve elhannâs gibi bir siyaset arkadaşına muhabbet ve taraftarlıkla zulmüne rıza gösterip cinayetine mânen şerik eylemesin.» (Kastamonu Lâhikası sh: 122)

“İşte, ey ehl-i iman! İhtiraslarınızdan ve husumetkârâne tarafgirliklerinizden, kuvvetiniz hiçe iner az bir kuvvetle ezilebilirsiniz.” (Mektubat, 270)

Bu yukardaki hizmet düsturlarına binaen, Risale i Nur Talebeleri bütün ehli iman cemaatleri ile kardeştir ve onlarla vazife taksimi içinde  ittifak ve tesanüd ederler. Bu uhuvvet ve kardeşlik ruhunu darbeleyen ve tahrib eden hareketlere girenler NUR DAİRESİ DIŞINDADIRLAR !!!

Paylaşan: Abdülkadir Haktanır

Sende yorum yazabilirsin