Oruç Tıbben Faydalı Mıdır?

Oruç vücudun bütün sistemlerine tesir yapan, sıhhat veren bir hassayı haizdir. Bir kimse sıhhat için oruç tutarsa orucu kabul olmaz. Allah için tutacak ve hikmet de bir bahşiş halinde zuhur etmiş olacaktır.

1- SİNİR SİSTEMİNE ETKİSİ

Oruçlu kimse gıdaî faaliyetinin azalması dolayısiyle farkına varmadan bir çok lüzumsuz yorgunluklardan kaçınır. Aynı zamanda her fert iktisadî gücü nisbetinde iftar ve sahurda fazla gıda ve vitamin alır. Diğer taraftan şehvet ve cinsî arzunun istirahat halinde oluşu, bütün sinir sistemine açık bir sıhhat sağlamaktadır. Bazı kimselerin oruçken sinirli oluşlarının sinir sistemiyle alâkası yoktur. O cihet nefse ait mânevî bir keyfiyettir.

Karaciğer, oruçlu fertlerde istirahat halinde olduğu için, bir çok zehirli maddeleri tahrip ederek sinir sistemini yorgunluk dediğimiz vahim illetten halâs eder.

2- DOLAŞIM SİSTEMİNE ETKİSİ

Oruçken gündüzleri kanda kolesterolün seviyesi düşer. Damar cidarlarında biriken eski kolesterolün artıklarını yavaş yavaş kan deveranına vererek sertliklerini giderirler. Kezâ bilhassa öğle sonu tansiyon biraz düştüğü için damarlarda az tazyik sebebiyle büsbütün bir istirahat meydana gelir. Böylece bu günün en korkunç hastalığı olan arterioskleroz (kalb tıkanması ve felçlerin sebepleri) oruç ve abdestin müşterek tesiriyle âdeta yok olur. Ben, oruçlu ve devamlı abdest alan 300 ihtiyarın tansiyonları üzerinde yaptığım tetkikte, kendilerinde en ufak bir artioskleroz ârazı olmadığını, 65 ten yukarı yaşlarına rağmen tansiyonlarının 12 nin üstüne çıkmadığını müşahade ettim.

Kalbe gelince: Kalp üzerinde kötü tesir yapan üç etken vardır: Damar sertliği, sinir yorgunluğu ve midenin devamlı tazyiki. Bu üç etken de orucluda otomatik olarak bertaraf olur. Oruçlunun kalbi -mânâsı gibi- maddesi de felâh da kalır.

3-HAZIM SİSTEMİNE ETKİSİ

Doğuştan ölüme kadar durmadan çalışmaya mezun olan hazım sistemi, oruçta vasati olarak günde dört saat mutlak istirahata geçer. Dolayısiyle yıpranan taraflarını tamir imkânını bulur.

Orucun en açık sıhhat tesiri karaciğer üzerinedir: Vücudun çeşitli sahalarında birbiriyle ayrı guruplar halinde karaciğerin 50 ye yakın vazifesi vardır. Yağları hazmeden, safrayı yapmaktan tutun da hastalıklara karşı muafiyet maddesi hazırlamaya kadar bütün işler; daha doğrusu bedendeki kimyasal her hadise karaciğer tarafından yapılır. Buna karşılık karaciğer sıhri bir ölümsüzlük içinde -durmadan- hayat sonuna kadar çalışır. Pek nadir olarak hastalanır -karaciğer- çok yüklenince görevlerinin bir kısmını eksik yapmak zorunda kalır. Bugünün tıbbı, bir çok hastalıkların iptidaî sebebini (yani vücut mukavemetinin kırılması, muafiyet teessüs edemeyişi) karaciğere ve onun yüklü olmasına bağlar.

İşte oruç, karaciğere bir günde üç dört saatlik bir istirahat sağlar. Vâkıa karaciğer vazife ve faaliyetini durdurmaz; ama limit bir yavaşlama gösterir. Böylece her uzuvda olduğu gibi karaciğerde de istirahat yanında umumi revizyon ve yenilenme vuku bulur. Vücudun müdafaa, kan kimyası ve hazım cihazı böylece en ideal şekle döner. İşte oruç, sağlık korunmasının asıl merkezi halinde felâh bulucu mânâsını böylece maddeleştirir.

4- KAN KİMYASINA ETKİSİ

Vücudun en hassas kimya olayları kanda cereyan eder. Çeşitli gıda maddeleri, müdafaa maddeleri ve hayati teneffüs enzimleri muayyen bir nisbette kanda bulunur. Bu maddeler yoğunluklarını arttırdıkça vücut bunu telâfi için çetin bir faaliyet gösterir. Oruçluda bu maddeler en düşük seviyede kalır. Dolayısiyle de kanın kimyasal olayları büyük bir kolaylık içinde seyreder. Zayıf olduğu için oruç yiyen ahmak bilmez ki; kendini kemiren asıl oruçsuzluktur. Çünkü zayıflarda kan kimyası bir türlü denge sağlayamamaktadır.

5- ÜROGENİTAL SİSTEME ETKİSİ

Gerek sinir sistemi sükûneti, gerekse bakışlarda bile cinsi arzuyu franleyen bir şehvet perhizi, şüphesiz ki cinsi hayat için çok kıymetli bir hassa taşır.

Böbreklerin, gıdaların yanma ürünlerini süzdükleri nazarı itibara alınırsa, her böbrek hücresinin her an çeşitli gıdaları süzmekteki güçlüğü yanında, oruçlunun dört saat içindeki mutlaka yakın istirahati açıktır. Demek ki sağlığın topluca hıfzıssıhası orucun en yakın varlığıdır. Bu nokta ilâhî bir emri vâkîdir.

Onkolog Uzm. Dr. Haluk Nurbaki

 

4 tane yorum yapılmış

  1. ismail genç dedi ki:

    oruç ibadetinin tıbbi olarak faydalarına değinmişsiniz çok güzel ama bu gibi açıklamalar ve sağlığı ön plana çıkarmalar günümüz fitnelerinden olup bu zamanın jakoben sınıfına hitab etmektedir.ben oruç ibadetinin sağlığa vereceği yararı araştırmam bile beni bağlayan kısmı terazide ne kadar yük alacağıdır.vallahi billahi tallahi deseler ki oruç tutan ölmez eğer ALLAH c.c. emri olmasa tutmam.bırakın artık bu sağlığa fayda kısımlarını,bir insan sağlıklı olayım diye oruç tutarsa onun adı oruç değil açlık olur……

    • SukruPasa dedi ki:

      Sitemizde, Orucun mana ve muhteviyatı, Kuran ve Hadis kaynaklı hakikatler, insanın şahsi kemalatı, nefis terbiyesi, uhrevi kazançları, Cenab-ı Hakkın rızası, sosyal topluma kazandırdığı faydaları ile ilgili bir çok yazı yayınlandı.

      Ayrıca orucun bedene zararlı olduğu şüphesini taşıyanlar için de bu yazı yayınlanmıştır.

      Sitemizi her sınıftan insan takip etmektedir.

      Meselenin bir çok yönüyle incelenmesi, hakikate bir kusur veya nakıse getirmez, bilakis, insanın tefekkür boyutunu zenginleştiren bir unsur olmakla beraber hakikatin zihinlerde suhuletle yerleşmesine vesile olur.

      Editör

    • Efrayim akcabel dedi ki:

      Asıl amaç başkalarının kazanılmasıdır. Bunun yoluda bilimsel verilerle deteklenip kafasında soru işareti olanlara sunulmalıdır. Ha siz ben yeterim başkasına gerek yok diyorsanız o başka…

  2. Mehmet Kazar dedi ki:

    SukruPasa Hocama katılıyorum, Oruca sadece bir yönden yaklaşmamak lazım, işin tefekkür-i boyutuyla değerlendirdiğimizde, daha insanoğlu için çok faydalar mevcuttur. Rabbimin emri hikmetlerle doludur…

Sende yorum yazabilirsin