Risale-i Nur Nasıl Okunur?

Önce Risale-i Nur’dan kitap seçimi önemlidir. Her ne kadar her kitabın kendi sahasında riyaseti varsa da başlangıç için bu önemlidir. Genellikle Sözler ve Asa-yı Musa’dan başlanması faydalı olmaktadır ve yeni başlayanlar için daha akıcıdır ve kolay anlaşılır.

Asa-yı Musa’dan başladığınızı düşünürsek ilk kitabı lügatsız okumanız daha iyi olacaktır. Lügata bakmak zaman kaybettirir. İlk kitap size üsluba alışmanızı sağlayacaktır. Ayrıca zihninizde bazı kavramlar oluşur. İlaveten bazı kelimelerin de hemen bir sonraki kelimede eş anlamlısı veya daha kuvvetli veya zayıf manası verildiğini fark edeceksiniz.

İkinci kitapta veya Sözlerden başladı iseniz yarısından itibaren sözlük kullanarak okumanızda fayda var. Fakat her kelimeye bakmanız gerekmez. Eğer cümleden bir şeyler anlayabiliyorsanız lügat ile zaman kaybetmeyin. Lügat ile tam olarak çalışma birkaç kitaptan sonra olmalıdır. Ayrıca sözlük Risale-i Nur için hazırlanmış olmalıdır. Lügata bakarken isim tamlamasıyla beraber bakmakta fayda vardır. Mesela Rezzak ve Kerim kelimeleri beraber geçiyorsa ayrı ayrı bakmak yerine Rezzak-ı Kerim olarak bakmak daha faydalı olacaktır. Kelimeye bakıldıktan sonra lügat hemen kapatılmamalı cümledeki yerine göre tekrar bakmakta fayda vardır.

İkinci kitabı bitirdikten sonra bu kitapların hangi makamda ve hangi şartlarda ve kimler için yazıldığını ve uğruna neler feda edildiğini anlamak için Tarihçe-i Hayat okunmalıdır. Bu çalışma diğer kitaplardaki bazı kavramların ve ifadelerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Bundan sonra mutlaka lahikalardan birisi okunmalıdır. Lahikalarda sıralama Barla Kastamonu ve Emirdağ lahikaları şeklinde olması faydalı olacaktır. Burada temel kitapların yani (Sözler, Lemalar gibi..) günlük hayatımızda ve içtimai hayattaki uygulamaları anlatılmaktadır. Lahikalar istikameti sağlar. Daha sonraki her bir-iki kitaptan sonra bir lahika kitabı okumak gerekir. Lahikalar tek olarak okunabileceği gibi mesela Mektubat’ı yada Lemalar’ı okurken her gün bir yada iki mektup okumak şeklinde de olabilir.

Mektubat, Lemalar, Mesnevi-i Nuriye, Şualar, Lahikalar ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi bittikten sonra eski Said döneminde yazılan Hutbe-i Şamiye ve Sünühat gibi kitaplar okunmalıdır. En son olarak da büyük bir ilmi gayreti gerektiren İşaratü’l İcaz ve Muhakemat adlı eserler okunmalıdır. Tüm kitapları bitirdikten sonra tekrar baştan başlanmalıdır.

Her bir Nur talebesi yanında kitab olmadan Risale-i Nur’dan 4-5 konuyu 15 dakika bir sohbet havasında anlatacak şekilde hazır olmalıdır. Bunu bir seminere hazırlanır gibi notlar çıkararak çalışmalıdır.

Risale-i Nur okunurken zaman zaman neden niçin ve nasıl sorularını sormak daha çok istifadeyi sağlar. Ayrıca anlatılan konularla ilgili kendi zihninizden(kendi ürünümüz) örnekler bulmaya çalışmak da manaları pekiştirecektir.

Her bir kelimenin derin manaları olduğunu ve bir hazine olduğunu bilmek dikkat ve ilgiyi artıracak ve anlamayı sağlayacaktır. Risale-i Nur’un bir özelliği ona kalbini açmadan hakkıyla anlamak ve istifade etmek zordur. Sadakatla yaklaşıldığında birden önünüze hazineler gibi manalar serilmeye başlayacaktır.

Günlük hayatınızda karşılaştığınız hadiselerle okuduğunuz konular arasında ilgi kurmaya çalışmalıyız. İlk önce baştan bir bağlantı kurmak zor gibi gözükse de sonradan kitap ile bir çok konunun ve hadisenin arasında açık ilişkinin olduğu fark edilecektir.

Tefekkür ile ilgili bahisleri mutlaka günlük hayatımızda da hatırlamak gerekir. Yıldızlar, çiçekler, sofradaki ve çevremizdeki nimetler gibi varlıkları seyrederken bazı nimetlerden istifade ederken Risale-i Nur’daki ilgili konuyu hatırlamak gerekir.

Gündemimizde İslamiyet yada Risale-i Nur önemli bir yer kaplamalıdır. Arkadaşlarımızla ve ailemizle günlük sohbetlerimizde Risale-i Nur’dan bazı konular mutlaka olmalıdır. Risale-i Nur’da izah edildiği gibi sahabenin kısa zamanda medeni milletlere üstad olacak seviyeye gelmeleri gündemlerinin tamamen İslamiyet olmasındandır. Dostlarımızla ve arkadaşlarımızla karşılaştığımızda bir önceki gün okuduğumuz bazı konuları açıp onlara anlatalım. O konuyu bizden iyi biliyor olsalar bile önemli değil. Kalbleri zevkle dinleyecektir.

Risale-i Nurları okurken bulunduğumuz şehirdeki Risale-i Nur derslerine de mutlaka katılmak gerekir. Orada tecrübeli kişilerin okumaları belirli konulardaki vurguları ve yoğunlaşmaları bize çok şey kazandıracaktır. Ayrıca derslerde hiç bir şeyle meşgul olmadan çoluk çocuk arkadaş ve dünyevi meşgaleler gibi hiç bir şeyin müdahale etmediği ortamlar anlamayı en yüksek seviyeye çıkarır. İlaveten manevi havanın da etkisini göz ardı etmemek gerekir. Evde bunları sağlamak zordur.

Kendi kendimize okurken zaman zaman sesli okumak da oldukça faydalıdır. Anlamaya ve okumaya en çok zorlayan ve çok etkili olan hadiselerden birisi de birilerine ders yapmaktır. Belki bulunduğumuz yer yada bilgimiz Nur Dershanelerde ders yapmaya müsait olmayabilir. Ama ders yapabileceğimiz bazı yerler ve konumlar mutlaka vardır ve olmalı. Ayrıca herkes kendi evinde çoluk-çocuk sırayla ders yapabilir.

Müzakereli dersler olarak isimlendirilen 10-15 kişinin katıldığı ve konuların enine-boyuna tartışıldığı derslere katılmak önemlidir. Katılımcıların sayısı az olduğu için herkese konuşma ve fikir beyan etme imkanı sağlanmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi Risale-i Nur’da da bazı konular tekrar edilir. Bunun sebebi Risale-i Nur’da anlatılmaktadır. Bir kitabı okurken zaman zaman “bu konu başka yerlerde izah ediliyor mu” diye araştırma yapmak konuları daha detaylı anlamamızı sağlar.

İleri seviye için günümüz Türkçe’sinde de etkili olan Osmanlı Türkçe’sinin bazı metodlarını öğrenmekte fayda var. Batı ülkelerinde her lise mezunu Latince ve Yunanca’dan kendi dillerine kelime transferiyle ilgili temel prensipleri öğrenirler.

Son olarak da her gün az da olsa mutlaka okumak gerekir. Her gün 1 saat okuyan çok kişi vardır. Ayrıca bunu bir ibadet olduğunu unutmamak okumayı daha da zevkli hale getirecektir. Bediüzzaman bir sayfa dahi okumaya vakit bulamıyoruz diyenlere “kitabın kapağını açıp kapatın” demiştir.


www.islamseli.com

Sende yorum yazabilirsin