Rüyadan İbretlik Notlar!

Şerafeddin, akşam namazı sonrasında bastıran uykuya, beraber kaldığı arkadaşları gelinceye kadar teslim olur. Rüyasında kapı yüksek sesle vurulur, heyecanla fırlar ve hızla açar. Kapıda tanımadığı ama korku ve dehşet veren görüntüde iri yarı birisi emreder:

-Haydi, vaktin doldu, der.

-Yahu bir yanlışlık olmasın!

-Hayır, yanlışlık yok, düş önüme!

-Bir abdest alsaydım, iki rekât namaz kılsaydım, biraz sonra gelecek arkadaşlarımla helâlaşsaydım…

-İtiraz etme, düş önüme.

Çaresiz önüne düşer Azrail’in. Yolda zaman kazanmak için yavaş yürür. Nihayet biten sokakların ardından uzaktan kabristan görünür. Yıllarca okuduğu Külliyattaki: “Eyvah, aldandık! Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebi ile bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzeran-ı hayat bir rüya gibi geçti…” ibretlik ifadeler hızla zihninden geçti. Pişmanlıkların bini bir para; şimdi o hayat eline geçse idi yaptığı hataların hiçbirisini yapmayacaktı, namazları zamanında eksiksiz kâmilen kılacak, gıybet ve dedikodudan uzak duracaktı, ne çare ki artık faydası yok.

Kabristana girerler. Mezarların aralarından sıkıntıyla geçer ve eşilmiş bir kabrin başında kendini bulur.

İn aşağı, emri ile kabre iner.

Yat, emri ile uzanınca hışımla doğrulur ve ovuşturduğu gözleri duvardaki tablolara takılır;

Allah Allah, bu kabirde aynı bizim dershanedeki gibi risaleli tablolar varmış, der ve hızla vurulan kapının sesi ile kendine gelir, geçenlerin rüyada olduğunu anlar ve şükreder.

Azrail’in ne zaman, nerede ve nasıl geleceği hiç belli değil. Ama belli olan bir şey var ki o da bizim hazırlıklı olmamız. Nedense, insanoğlu elinden kaçırdığı ve hoyrat kullandığı şeylerin kıymetini sonradan anlıyor ama o kuş çoktan uçmuştur.

Hastalıktan önce sağlığın, yokluktan önce varlığın, gitmeden önce boş geçen vaktin, ölmeden önce hayatın, ihtiyarlıktan önce gençliğin kıymetini bilmeliyiz. Bunlar elimizde iken kıymetini bilmemiz için yapılan nasihatlere kulak vermeliyiz. Tecrübelere dikkat etmeliyiz.

Mehmet Çetin

Sende yorum yazabilirsin