Sen Bediüzzaman’ı Türkiye’de Bırakıp, Buraya Nasıl Gelirsin?

sema

Sungur ağabey’den bizzat dinlediğim, sayın İhsan Atasoy’un da  Mustafa Sungur adlı kitabında çok güzel özetlediği mühim bir hatırası da şöyledir:

 “Üstadın hizmetinde kalbî vartalardan kurtulmak kolay değil. Sadece bu yönü bile büyük bir imtihandır. Çünkü kalbinizden geçenleri bilip sizi onunla muâheze ediyor (azarlıyor). Bir gün Üstadın hizmetinde beraber olduğumuz bir kardeşle aramızda kalbî bir gerginlik olmuştu. Üstad bizi gezmeye götürecekti. Gerginliği hissetti ki, tam arabaya bineceğimiz sırada:

‘Sungur, sen geri dön, Patnos’tan gelen mektuba cevap yaz’ dedi. Zahiren ‘peki efendim’ dedim, efeliğe toz konduramadım ama gelin içimdeki fırtınayı bana sorun. O kardeşin Üstad’la gidip benim geride kalmam, gerginliğimi arttırdıkça arttırdı. Neredeyse isyan edecektim. Onu bana tercih etti diye düşünüyor, içim içime sığmıyordu. Büyük vartalara yuvarlanıyordum.

Hatta bir ara içimden oraları terk edip gitmek geçti. Zihnimden önce Eflâni, sonra Ankara ve İstanbul’a gitmek geçti. Sonra en iyisi Ravza-i Mutahhara’ya varıp Resulullah’a türbedar olurum dedim. Böyle düşünürken bir hal oldu, sanki sema yarıldı, Ravzay-ı Mutahhara ortaya çıktı, içinden Peygamber Efendimiz göründü, ‘Sen Bediüzzaman’ı Türkiye’de bırakıp, buraya nasıl gelirsin? Doğru onun hizmetine geri dön!’ diye beni şiddetle azarlamaya başladı! Hayal değildi, sesini duyuyor ve zatını görüyordum.

O hal gözümün önünden gittikten sonra içimdeki o gerginlik birden boşalıverdi. Kalbim kadife gibi yumuşak hal aldı. O kardeşime karşı menfi en küçük bir şey hissetmediğim gibi, o an gelse ayakkabısını silecek kadar ona karşı hürmet ve muhabbetle doldum.

Hele üstadımız dönüp geldiğinde, arabanın korna sesini işitip karşıladığımda, koluna girip merdivenlerden çıkarken, ‘Ooo benim Sungur’um!’ diye iltifat etmesi üzerine, içimde en küçük bir şey kalmaz, tam tedavi olurduk..”

Dr. NİYAZİ BEKİ / cevaplar.org

Sende yorum yazabilirsin