Sonsuz Cehennem Adalet mi?

Detaylı incelemeye başlamadan önce kısa ve öz cevabı verelim:

Allah hem peygamberleri hem de kitapları aracılığıyla bazı suçların cezasının ebedî Cehennem olduğunu bildirmiş midir?

Bildirmiştir.

Bu suçları işleyip işlememe tercihini de kuluna bırakmış mıdır?

Bırakmıştır.

O halde ceza adildir. Bu cezayı kul kendi iradesi ile tercih etmiştir.

Uyarı ve tehditlere rağmen bu suçları işlemek fiilen “Yap da görelim!” diye meydan okumaktır ki belki bu da işlenen suç kadar büyük bir suçtur.

Şimdi konuya başka bir açıdan bakalım.

Eğer bu soru aklımıza geliyorsa şöyle bir mantık silsilesi sonunda ortaya çıkıyordur:

  • İnsan sınırlı bir sürede imtihan oluyor.
  • Bu sınırlı sürede sınırlı günahlar işliyor.
  • Bu adam bütün hayatını günahla geçirse, haydi her günahı için de on katı süre ceza çekse altı, yedi yüz sene sonra Cehennem’den çıkması lâzım.
  • Allah bize kendisinin Adil olduğunu söylüyor AMA böyle bir ceza nasıl adaletli olabilir?

Burada büyük harfle yazdığımız “AMA” büyük bir tehlikenin habercisidir. Bu “AMA’yı” kullanan kişi (en hafif ifadeyle) Allah’ı hakkıyla tanımıyor, hatta sonsuz ve gerçek adaleti sağlayıcı olduğundan şüphe ediyor demektir. Eğer hakkıyla tanısaydı mantığı şöyle kurması gerekirdi:

  • Allah bazı suçların cezasının sonsuz Cehennem olduğunu söylüyor.
  • Allah sonsuz ve gerçek adalet sahibidir.
  • Eğer sınırlı bir süre içinde işlenen bu günahlar sonsuz Cehennem ile cezalandırılmayı gerektiriyorsa
  • Bu günahlar ilk bakışta görülenden çok daha büyük olmalılar.

İlk çıkarımdaki gibi hatalı mantık kullanımı, aslında soru olmayan pek çok soruda karşımıza çıkmaktadır: Kalplerin mühürlenmesi, engellilerin yaratılması, içinde doğup büyünen aile ve çevrenin Müslüman veya gayrimüslim olması vb.

Fakat biz konuyu dağıtmayalım ve Kur’an’da sonsuz Cehennem’le cezalandırılacağı bildirilen suçları inceleyelim:

Rab, ilah olduğunu iddia etmek: Bunlar kontrol ettikleri gücün etkisi ile kendilerini insanlardan üstün görmenin zirvesine çıkmış, tanrı olduklarını iddia etmişlerdir. Tarihte Firavun ve Nemrut gibi isimlerle karşımıza çıkmaktadırlar. Elbette böyle bir suçun cezası üç beş bin sene ile sınırlı olmayacaktır.

Allah’a ortak koşmak (Şirk): Bunlar Allah’ı kabul ettikleri(!) halde birliğini kabul etmezler. Allah ile birlikte pek çok tanrılar da edinirler. Allah’ın kendisini tanıyıp kulluk etmek için verdiği hayat, rızık, akıl, cüzî irade gibi sonsuz sayıda nimetleri başka tanrılar kurgulayıp onlara nispet etmeleri, bu fiili işleyen müşrikleri sonsuz Cehenneme namzet yapmaktadır. Allah’ın her an yeniden yarattığı sayısız nimetin karşılığında başka, hayali ilahlara şükretmenin cezası da üç beş bin sene Cehennem olmayacaktır. Bir not olarak şunu da belirtelim ki sevgili peygamberimizin hayatının büyük kısmında savaştığı kavim kâfirler değil bu gruptakilerdir.

Allah’ı inkâr edenler (Ateistler): Bunlar da Allah’ın varlığını kökten reddederler. Aslında daha doğru bir ifadeyle bir yaratıcının olmadığını iddia ederler. “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlûkatı yarattım.” hadis-i kutsisinden öğrendiğimiz gibi tüm kâinatın ve insanın birinci var edilme amacı Allah’ı (cc.) bilmektir. İnsan ve cinlerin yaratılmasındaki bir başka maksat da Zariyat suresinde (51. s./56. a.) bildirildiği gibi Allah’a kulluk etmektir. Allah’ı inkâr eden bir kimse bu iki yaratılış maksadına da muhalefet etmiş olmaktadır. Çakmayan çakmak, yazmayan kalem, yanmayan lamba gibi üretilme maksatları olan görevleri yerine getirmeyen araçlar nasıl görevleri yerine getirenlerden ayrılıp çöpe gidiyorsa Allah’ı inkâr edenler için de en uygun yer Cehennem olacaktır.

Münafıklar: Bu grup kâfirlerden daha kötüdür. Çünkü hem inkâr eder hem de inanıyormuş gibi davranırlar. Cezalarının kâfirlere verileceklerden katbekat fazla olması adalet gereğidir.

Az önceki çakmayan çakmak, yazmayan kalem örneği aklımıza şunu getiriyor: Bu eşyalar var olma amaçlarını yerine getirmiyorlarsa imha ediyoruz. Allah neden bu insanları yok etmiyor?

Bu soru uzun zaman kafamı meşgul ettikten sonra şu iki sebebin olabileceği fikri benim kalbimi mutmain etti:

Ya,
Allah insana kendi ruhundan üflediğini bildiriyor. Bu sebeple, yaratılışından gelen mahiyeti itibarıyla insanı değersiz bir çöp gibi yok etmeyi tercih etmiyor

ya da

sonsuza kadar Cehennem’de bile olsa var olmak, yok olmaktan çok daha hafif bir ceza.

Dünyada bazı kişilerin yok olmayı Cehennem’e tercih ettiğini söylemesi, buna delil olarak da intihar edenleri göstermesi kafa karıştırmasın. Dünyada intihar eden kişi sadece birkaç yıllık daha ömründen vaz geçer. Fakat biz sonsuz hayattan bahsetmekteyiz. Kaldı ki intihar edenlerin çoğu bu eylemi şuurlarını kaybettikleri kriz anlarında yapmaktadırlar.

Şimdi şu adalet meselesine geri dönersek:

Yukarıda saydığım gruptaki insanlar ebedi Cehennem’de kalmasın demek, bir süre sonra çıkarılsın demek anlamına gelir.

Peki, bunlar Cehennem’den çıkarılırsa nereye gönderilecekler?

Cennet’e tabii ki!

İyi ama bu insanları Cennet’e koymak adalet olacak mı?

Muhiddin Yenigün

 

Sende yorum yazabilirsin