Sorularla EVRAD-I KUDSİYE

Bu yazımızda Evrad-ı Kudsiye olarak da bilinen Evrad-ı Bahaiye duası hakkında bazı soruların cevaplarını vermeye çalışacağız.

 

-Evrad-ı Kudsiye’yi kim tertiplemiştir?

Bahaeddin Muhammed B. Muhammed’ül Buhari (1318-1389) tarafından tertip edilmiştir. Sürekli yapılan gizli zikrin kalblerde vücuda getirdiği “nakş”a izafeten kendisine Şah-ı Nakşibend denilmiştir. Baba tarafından nesebi İmam-ı Cafer-i Sıddık Hazretlerine dayanan Şah-ı Nakşibend; kerametlerin fazla bir değer taşımadığını, bir tarikata bağlanmanın yeterli olmadığını ifade ederek, tekkelerde fazla oturmamasıyla geleneksel sufilikten farklı hareket etmiştir.

-Evrad-ı Kudsiye duasının içeriği hakkında bilgi verir misiniz? Bir marifet dersi olduğuna içerdiği hangi hakikatler ile işaret edilebilir?

Bu dua, ayetlerden ve hadis-i şeriflerde geçen dua metinlerinden oluşmaktadır. Bu kudsi münacatta Allah’tan mağfiret talebine delalet eden iki ayet, Cenab-ı Hakk’ın kudreti üzerine, akılları hayrette bırakan azametine işaret eden ayetler, tevekkül üzerine olunması için üç ayet, rızıkların yaratılması hakkında dört ayet ve onlarca kez peygambere naat, güzel sıfatların methi ile salâvat-ı şerifeler vardır.

 

-Evrad-ı Kudsiye hangi hakikatlere işaret ederek başlamaktadır?

“Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin” ile başlayan dua metninde şu manalar dikkati çekmektedir:

Allahümme:

Genellikle bu söz dua makamlarında kullanılır. Ayrıca İsm-i Âzam olduğu rivayeti vardır. Dua ihtiyaçlar ve kulluk makamının zahir olduğu yer olduğu için bu lafızla başlandı. Bu lafızda yokluğun sırları vardır. O´nun için “Ya Allah” lafzı kullanılmadı. Çünkü bu sözde fark ve ayrılık vardır. Allahümme’de ise birliğin mertebeleri bulunmaktadır.

 

Entel Melikül :

İltica şiddetli bir yöneliş olduğu için sığınma ifade eden hitap zamiri olarak Entel Melikül denmiştir. Çünkü mülk O´nunla var olur. Varlığın bekası ve fenası O´nsuz olmaz. Allah Melik’dir; âlemlerdeki her şeyin sahibidir. Bu sebeple Allah tüm mahlûkatın dua ile iltica kapısıdır.

 

Hayy :

O´nun hayatı her şeyin hayat sebebidir. Hayatı başka bir şeyin desteğine ihtiyaç duymaz. Mülk, gerçek hayat sahibinin elinde ancak muhafaza olur.

 

Kayyum :

Yok olma ve değişmesi olmayandır. Varlık, O´nunla hakikate çıkar. Her şey O´ndan, yine O´na olandır. Buna göre Mahlûkatın kendi vasfına bağlılığı yani haddini aşmaması, yükselme sebebidir. Her şeyin hakkı olan hakikatin gereği Allah Teâlâ için varlık, mahlûkat için yokluk sıfatı vardır.

 

Mübin :

Kullarına gerekli şeyleri açıklayan, doğru yolu dilediğine izhar edendir. Yani kulun kalbine hakkın sırlarını vererek, hakikati görmesini sağlayandır. Bu görme kulu irfan sahibi yapacaktır.

 

Bu açıklamalardan sonra ilk cümleye şöyle bir meal vermek uygun düşecektir.

Allah’ım!

Sen bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan Melik’sin; varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zati, ezeli ve ebedi olan Hay’sın; varlığınla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyum’sun, Kâinattaki bütün varlıkların dayandıkları tek gerçek Senin isim ve sıfatlarının tecellileridir ve Sen, zatın gerçek olduğu gibi, şuunat, sıfat, isim ve fiileri de gerçek olan Hak’sın; Peygamber ve kitaplar göndererek Kendini tanıttıran ve razı olacağın şeyleri insanlara, cinlere ve dilediğin varlıklara bildiren Mübin’sin .

 

-Evrad-ı Kudsiye hakkında Bediüzzaman Hazretleri ne demiştir?

“Şah-ı Nakşıbend’in kudsî bir evradıdır ki, Hazret-i Peygamber Aleyhissalatü Vesselâmdan âlem-i mânâda ders almıştır” demiştir. Bu bilgiyi Hamza bin Şemsad, Menbau’l-Esrar isimli kitabında şöyle nakletmiştir : “Şâh-ı Nakşibend hazretleri, ‘Bana bu evrâdı Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) âlemi mânâda öğretti. Her gece bana ders verip talim ederdi. Hatta yanında ezberledim’ buyurmuştur.”

 

Bediüzzaman Hazretleri evrad-ı kudsiyeyi nasıl okurdu?

Üstad Hazretleri bu duâyı, iki salâvat arasında yapılan dualar makbul olur kaidesince bir salâvat-ı şerife demeti olan Delâli’n-Nur’dan bir miktar okuduktan sonra okur, dua bitince Delâli’n-Nur’dan kalan kısmı okurdu.

 

-Evrad-ı Kudsiye gibi kudsi virdlere devam etmenin manevi hayatımıza kazançları nelerdir?

Cenab-ı Hak “Kim de Ben’im zikrimden yüz çevirirse bilsin ki; onun dar bir geçimi olur ve kıyamet gününde Biz onu kör olarak haşrederiz.”(Tâhâ,124) ve “Kim Rahman’ın zikrinden yüz çevirirse, ona bir şeytanı musallat ederiz. Artık o, onun yakın arkadaşı olur.” (Zuhruf; 36) ikazında bulunmaktadır. İhlâs ile yapılan ibadet ve ezkarlardaki devam ise muhabbetullaha vesiledir. Nitekim İbn Abbas’tan (r.a.) rivâyet olunan bir hadîs-i şerifte Resûlüllah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuşlardır:

“Kim kırk sabah Allah Teâlâ´ya ihlâslı olursa, kalbinden lisanına hikmet çeşmeleri akmaya başlar.” (Feyzu’l-Kadîr, 6/43)  İmâm Münâvî (rh.) bu hadîs-i şerifin baş kısmını, “Kim kırk gün ibâdetini Allâh’a ihlâsla yaparsa…” diye açıklamış ve ihlâslı olmayı da şöyle izah etmiştir:

A‘zâlarını, aklî mîzanlara ve şer‘î hükümlere muvâfık mâlum ve mu‘tedil tasarrufların dışına çıkmaktan korumak… Onları nebevî nasîhatler, hakîmâne tenbihler dâiresinde kullanmak ve bilhassa lisan ve hayâlini fâsit itikatlardan, bâtıl mezheplerden, âdi ve düşük hayallere dalmaktan koruyup onların boş emel ve dipsiz kuruntularla oyalanmasına meydan vermemek…

 

-Evrad-ı Kudsiyenin hasiyet ve faydaları hakkında büyük zatların keşif ve tespitleri var mıdır?

Bediüzzaman Hazretleri evrad-ı kudsiyenin yüz hâsiyeti ve faydası bulunduğunu söyler. Ayrıca Şeyh Ebu Ahmed (k.s.) şöyle buyurur: ‘Evrâdın içinde bir ism-i şerif vardır ki, yer ile gök hazinelerinin kapıları bu isimle açılır’.Muhammed Dımeşkî’den (k.s.) rivayet olundu ki, ‘Kim bu evrâdı hâlis bir niyet ile okursa, bedeninden bütün hastalıklar Allah Teala’nın izni ile kalkar’.

Bazı rivayetlerde ise  şu dikkat çekici açıklamaları görüyoruz:

‘Kim bu evrâdı okursa, Allah Teala ona nûr, hikmet ve yakîn ihsan eder. Sihirden, hasetten, nazardan korur; onun bütün sıkıntı ve üzüntülerini giderir. Ona izzet kapısı açılır’.

‘Bir kimse bu evrâdı okursa, ehl-i beyti arasında (ailesi içinde) kavgası olmaz, dirlik ve sevgi içinde geçinir. Ve onun üzerine nûrdan bir çadır kurulur, cinler ve şeytanlar o çadırı geçip eve giremezler’.

‘Her ne murad (hayırlı bir istek) için okunursa, Allah Teala’nın izni ile kabul olunacağı bildirilmiştir’.

 

Sonuç :

Bizleri, ahirzamanın fitnesinden muhafazaya vesile olacak bu kudsi vird ile Rabbani terbiye yoluna girip muhabbetullaha erişmeyi Cenab-ı Hak nasip etsin. Amin.

ZAFER KARLI

Kaynaklar :

  • TDV İslam Ansiklopedisi, IV. Cilt, s. 458-459
  • www.halisece.com
  • Hizbü’l-Envâri’l-Hakâikı’n-Nûriye
  • İsmail Hakkı Altuntaş, Kutsî Dua (Bahâiye)ile Rabbânî Terbiye
  • Gülser Keçeci-Evrad-ı Bahaiye Şerhi, Buhara Yayınları
  • Mesnev-i Nuriye

 

Sende yorum yazabilirsin