İman nuruyla bakan bir gözün önünde kâinatın nasıl bir güzellik içinde belireceğini tasvir eden bu satırların kendisi de o güzellikten bir nasip almış ve tekrarına doyulmayacak bir letafet kazanmıştır. Bu satırlar, hiç şüphe yok ki, onu yazan kalem sahibinin içindekini aksettirmekte ve onun gördüğü kâinatı tasvir etmektedir. (Ümit Şimşek’in yazısı..)
Devamını oku ›Etiket: "risale-i nur"
Türkçe ve Bediüzzaman
Bütün bu dil tahribatları cereyan ederken, Bediüzzaman Osmanlıca ile eserlerini yazdı, talebeleri Osmanlıcanın yayılmasına çalıştılar. Kimseyle kavgasız dövüşsüz, teorik mülahazalara girmeden… Dil hakkında yüz yıldır yapılan bütün tahrip çalışmalarında dilden atılan bütün kelimeler, onun eserlerinde yaşandı okundu ve kullanıldı. (Prof. Dr. Himmet Uç’un yazısı..)
Devamını oku ›Yeni Bir İman Mektebi Olarak “Risale-i Nur”
Kur’ân’ın konusu kâinat olduğu gibi, ilimlerin de konusu kâinâttır. Kur’ân da, ilimler de, kâinat kitabının bablarını ve fasıllarını, sûrelerini ve âyetlerini izah etmektedirler. O halde hakiki hikmet ve ilimlerden hiçbirinin Kur’ân’a muhâlif olması mümkün değildir. Zira Kur’ân, kâinat kitabının müellifi tarafından yapılan tercümesidir; ilimler ise, aynı kitabın acemileri ve mübtedîleri tarafından yapılan izahıdır. Fizik, kimya ve matematik gibi ilimler, kâinât kitabının hükümlerini açıklayan fenlerdir. (Prof. Dr. Ahmed Akgündüz’ün yazısı..)
Devamını oku ›Risale-i Nur Penceresinden “Vahiy Nedir?, İlham ve İstihraç Nedir?”
Risale-i Nurlarda bu konuların cevapları vardır, basit bir araştırma yapan birisi internet üzerinden bile bu bilgilere ulaşabilir. Ayrıca kütüphaneye gitme veya kitap alma zahmetine bile katlanmadan böyle asılsız şeyler de yazmayabilirdi. İşte bu konuda Risale-i Nurlarda yer alan sözler.. (Dr. Selçuk Eskiçubuk’un yazısı..)
Devamını oku ›Bediüzzaman’ın Aşkı – 3
Aşk, aslında kulun Rabbine olan sonsuz ve sınırsız sevgisinin adıydı. Buna çağımızda en güzel misallerden biri de Bediüzzaman’ın Allah’a olan aşkı ve sevdasıdır, aşık olan, böyle olmalıdır. “Allah’ı seviyorum” diyen, Allah’ı işte böyle sevecektir. Derdi-davası Allah olacaktır. Her yerden, her eserden onu görecek ve Onu gösterecektir. Her yerde ve her eserde Onun taklit kabul etmez turralarını, sikkelerini, mühür ve imzalarını bulacaktır, okuyacaktır.. (Doç Dr. Vehbi Karakaş’ın yazısı..)
Devamını oku ›








