Taksim Gezi Parkı Göstericileri yahut Yeni Kabakçı Mustafalar; Cami ve Tarih Düşmanları yahut Yeni Henri Prost’lar

Türkiye yine iç ve dış düşmanların tahrikleriyle karşı karşıya. Din ve tarih düşmanları, Batılı bazı devletlerin ve ABD’deki yıkıcı çevrelerin desteğini alarak, 1940’da Lütfi Kırdar denilen CHP’li vali ve Belediye başkanının kararıyla yıkılan Taksim Kışlasını yeniden imar etmeye karşı çıkıyorlar. Halbuki burada bir tarih yatıyor ve millet bunun farkında değil. İstanbul Belediyesi, Osmanlı Tarihinin bir park haline getirildiği yeri eski haliyle imar etmek istiyor. Halbuki ateistler, sözde sanatçılar ve de Taksim’de Camiye karşı çıkan bütün CHP zihniyetliler, Batılı yandaşlarıyla birlikte Camiye, tarihi yapıya ve Osmanlı medeniyetine karşı çıkıyorlar.

İşte Karşı Çıktıkları ve 1940 yılında CHP’nin Yıktığı Tarihi Yapı

Taksim Kislasi ya da Halil Pasa Topcu KislasiTaksim Kışlası ya da Halil Paşa Topçu Kışlası, 1780 – 1940 yılları arasında İstanbul Taksim Meydanı’nda günümüzde Taksim Gezi Parkı’nın durduğu yerde bulunan ve 2013 yılında tekrar inşa edilmeye başlanan tarihi binadır. 1940 yılında İstanbul Valisi ve Belediye başkanı sıfatıyla Lütfi Kırdar’ın isteği ve Avrupalı şehir planlamacılarından Henri Prost’un tavsiyesi üzerine yıkılan kışlanın yerine konut ve sosyal etkinlik alanları inşa edilmesi kararlaştırıldı, fakat planlanan düzenlemelerin pek azı yapılabildi. Şimdi yapının yerinde Taksim Gezi Parkı vardır.

Taksim Kışlası 1780 yılında Osmanlı padişahı III. Selim zamanında Selimiye Kışlası’nın Avrupa yakasındaki karşılığı olarak, Balyan Ailesinden Krikor Balyan[4] tarafından yapıldı. Ertesi yıl Kabakçı Mustafa İsyanı’nda tahrip olan bina, II. Mahmut döneminde onarıldı.

Bina birkaç kez yangın geçirdikten sonra Sultan Abdülmecit döneminde Tophane Müşiri Damat Gürcü Halil Rifat Paşa’nın gayretleriyle 19. yüzyıl mimari üslubunda ve çok gösterişli olarak yeniden yapıldı. Uzun avlusu ve geniş kanatları olan iki katlı yapının köşelerinde ve her cephesinin ortasında üç katlı yüksek bölümleri vardı. Rus ve Hint mimarilerinden izler taşıyan yapının iki anıtsal giriş kapısı Harbiye Caddesi ve Talimhâne Caddesi cephelerinin tam ortalarında bulunuyordu. Kışla 1860-1870 yılları arasında Osmanlı ordusunun modernleştirilmesi sürecinde önemli bir rol oynadı ve en şatafatlı günlerini yaşadı. Sultan Abdülaziz’in 1864 yılında Mısır seyahati dönüşünde kışlayı ziyaret edip kışlada yemek yemesi, kışla tarihinde önemli bir olay olarak kayıtlara geçti. Askeri işlevlerinin yanı sıra cambaz gösterileri, at yarışları, Rum hacıların konaklaması gibi amaçlarla da kullanılan kışla 31 Mart İsyanı’nda önemli bir rol oynadı. İsyan 12 Nisan – 13 Nisan 1909 gecesi Taksim Kışlası’ndaki Avcı Taburu’na bağlı askerlerin subaylarına karşı ayaklanarak Meclis-i Mebusan’ın önünde toplanmalarıyla başladı ve 27 Nisan 1909’da II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesiyle son buldu.

1940’ta şehir planlamacısı Henri Prost’un önerisi ile kışlanın yıkılması, yerine konut ve sosyal etkinlik alanları inşa edilmesi kararlaştırıldı. Kışlanın yıkımından sonra planlanan düzenlemelerin pek azı yapılabildi. Kışla’nın yerine Taksim Gezi Parkı inşa edildi. 16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı kararla yapının Kentsel Tasarım Projesi ile bir bütünlük içerisinde değerlendirilerek tekrar inşa edilmesi kararlaştırıldı. Fakat 17 Ocak 2013 tarihinde Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu yapının inşasına, Gezi Parkının İstanbul’un belleğinde yer ettiği gerekçesiyle onay vermedi. Bu karara İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu nezdinde itiraz edildi. Üst kurul, 1 Mart 2013 tarihinde bölgesel kurulun kararını iptal ederek Kışla’nın tekrar inşasına kesin olarak onay verdi.

Prof. Dr. Ahmet Akgündüz

www.NurNet.Org

3 tane yorum yapılmış

  1. yunus gürbüz dedi ki:

    hocam iyi-hoş-güzel yazmış da meselenin çözümüne değinmemiş. sokaklarda karşıt görüşler çatışmaya başladı. ne olacak şimdi?

    Benim kanaatim Ayasofya’nın laneti, Fatih Han’ın bedduası tecelli ediyor. Sayın başbakan’a Kızılcahamam toplantısında Ayasofya’nın ibadete açılmasına ilişkin bir çalışma olup olmadığına ilişkin soruya “Sultanahmet çok boş. Sultanahmet dolarsa Ayasofya’yı da gündeme alabiliriz” demiş.

    • Erdoğan Esenkal dedi ki:

      Bunların, son günü birgün hükmünde olup, adileşerek sokaklara dökülerek, hırçınlaşıp, şirretleşecekleri, halkında bu saldırganlıklarına karşılık tükürükleriyle bunları yola getireceği bilinen bir te’vildir. Allah’u alem bu gün O gündür.

  2. mandalina dedi ki:

    …Din ve tarih düşmanları, Batılı bazı devletlerin ve ABD’deki yıkıcı çevrelerin desteğini alarak, 1940’da Lütfi Kırdar denilen CHP’li vali ve Belediye başkanının kararıyla yıkılan Taksim Kışlasını yeniden imar etmeye karşı çıkıyorlar. Halbuki burada bir tarih yatıyor ve millet bunun farkında değil… …Taksim’de Camiye karşı çıkan bütün CHP zihniyetliler, Batılı yandaşlarıyla birlikte Camiye, tarihi yapıya ve Osmanlı medeniyetine karşı çıkıyorlar.
    YUKARIDAKI YAZI SIZDEN ALINTIDIR SIMDI YORUMLARIMI YAZACAGIM:
    oncelikle sade bir vatandasim 9 gündür ne taksim e ne de sokaga cikmadim tv dan izlediklerimle gazetelerden okuduklarimla ve DÜSÜNDÜKLERIMLE bunu yaziyorum ki keske siz de öyle yapip objektif olsaydiniz.
    mesela öncelikle vikipedyadan alip koymak yerine kislanin tarihini daha iyi inceleseydiniz ki eger böyle yapsaydiniz topcu kislasinin yerinde önceden ermeni mezarliginin ve bir ermeni mabedinin bulundugunu görüp muhtesem ecdadimizin da bazi zamanlarda yanlislar yaptigini fark ederdiniz. ama neyse önemli olan bundan sonra dikkat etmeniz ve tarihcenin üstündeki yorumunuza ceki düzen vermeniz. chp akp mhp diyerek de milleti bölmeyiniz lütfen. 1940 da yapilan bir yanlisin bütün hatasini simdiki partilere partiye yikmaniz dogru degil. ermeni degilim chp sempatizani da. cevap verirsenoz sevinirim. tesekkürler.

Sende yorum yazabilirsin