Evlilik bir ibadettir !

Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.

Evet, bir işte mütehayyir kalan veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın.

Kalblerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sâni ile tabir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden, kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, surî ve zahirî olan arkadaşlığı samimîleştiren; kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır. [1]

Malumdur ki insan sosyal bir varlık olması ve Adem (a.s.)‘dan bugüne ve bugünden berzah aleminin kapısı olan kabre kadar da böyle olacaktır. Cemiyetten istifa edip yerin altına hendek kazıp saklanmak imkanı da yoktur.

Cemiyetten/sosyal hayattan ayrılması söz konu olmayınca bu hayat içerisinde insan kendi efkar ve mizacına dair kimseler olup kendi hayatını ve efkarını daha rahat ve kendi alemine renk katması için kendisi kimseler arar.

Bu hali ile insanın ihtiyacını bu manada tatmin edecek en büyük şey ise ailesidir, aile hayatıdır. Nitekim “Kalblerin en latifi, en şefiki; kısm-ı sâni ile tabir edilen kadın kalbidir. Fakat kadın ile ruhî imtizacı (geçimi) ikmal eden,kalbî ünsiyet ve ülfeti itmam eden, surî ve zahirî olan arkadaşlığı samimîleştiren; kadının iffetiyle, ahlâk-ı seyyieden temiz ve pâk bulunması ve çirkin ârızalardan hâlî olmasıdır.”  [2]

Aile hayatı ise “İnsanın hususan müslümanın tahassüngâhı ve bir nevi cenneti ve küçük bir dünyası aile hayatıdır.” [3]

İnsanı düşünecek olursak kim olursa olsun ne iş yaparsa yapsın kendi alemini paylaşacak birisini ister. Bu kimsenin de ömür boyu ve ahirette de devamlı olarak yanında olmasını ister bu her insanın düşüncesidir. Bu kimse ise insanın hayat arkadaşıdır. Çocuklarının anne/babasıdır.

Böyle bir vaziyette birisi elbette tefekkürünü, tezekkürünü, hayretini, şevklerini, neşesini, gamını, kederini hülasa her şeyi paylaşacağı her an yanında olmasını isteyecektir. Lakin ömür boyu söz konusu ise bu ancak ve ancak refika-i hayatıdır.

Bir insanın refika-i hayatı ise erkek olsun kadın olsun onun hayatının tamamını kapsayacak surette olmalıdır.

Erkek ve kadın arasında irtibatın sağlam olması ise çok ehemmiyetlidir. Bu irtibatı samimiyeti kıracak şeylerden de uzak durulması gerekmektedir. Bunu sadece sosyal medya olarak değerlendirmemek gerekir. Mesela birkaç şeyini söyleyecek olursak boşanan kimselerle çok zaman geçirmek, mahremiyete dikkat edilmeyen düğünler, gösteriş meraklısı kimseler ve onların ev ortamları. Bunların hepsi evliliği dinamitleyen sebeplerdir.

İnsan evine girdiği zaman sanki ilk günkü heyecanını hissedebilmesi çok ehemmiyetlidir. Sadece dünya hayatında bir yoldaş olarak bakılmamalı. İnsanın evlilik içinde ve o süreçte ev eşyası, takı tasarım, saz söz, davul zurna gibi şeylerle incitip gençleri evlendirmek yerine eşyaları evlendirmeyi tercih edilmesi ise bir faciadır.

Adeta bir saz söz, eşya, takı tasarım için nice aileler kurulmadan yıkılıyor. Hadisat-ı alem buna şahittir.

Erkek ve kadını birbirine zamklayan, tutkallayan ise arasında var olan ve olması gereken ahlaktır. Hassaten rezil ahlaktan uzak olmasıdır. Ve anlayışlı olmaktır. Unutulmamalıdır ki iki testi tokuşturulsa birisi muhakkak kırılır. Dik başlılık asla evlilikte tavsiye edilmemektedir. Aile hayatında ise bu felaket sinyalleridir.

Kadının ahlaklı olup saliha olması ise erkeği kendisine daha çok bağlayacaktır. Tesettürlü olan kimseye mesture, dindar olana mütedeyyin, iyi bir ahlaka sahip olup dikbaşlı olmayan kimseye saliha denir.

Sadece mesture ve mütedeyyin olan kimseler salih/saliha sayılmaz. Salih/salihlık ise karakterle mizaçla alakalı olan bir meseledir.

Aile içinde bir salih erkek veya saliha bir kız/kadın ise o aile içinde bir gül bahçesidir. Ama selahiyet söz konusu yoksa şatafatlarla evlenip kısa bir süre içerisinde iyi bir avukat yolu tutulur. Ve arşı titretecek bir şey olan boşanmak yolu açılır. Allah katında helal olan ama Allah’ımın sevmediği bir şeydir.

Bekarlara vesile olmak ve salih/saliha kimselerin evlilik hususunda ellerinden tutmak ise toplumsal bir vazifedir.

İnsanların önüne askerlik, iş, diploma gibi şeylerin çıkartılması ise toplumsal bir felakettir.

Herhangi bir vakfa derneğe cemiyete tarikata giden kimselere bu hususta vazife daha fazla düşmektedir. İffetli Müslümanların bir araya gelip aile kurmasına vesile olmalıdır. Vesile olmaktan kaçınmak ise ahlaki olarak çöküntü sebebidir. Sadece maneviyat verip ahlak verilmezse namaz kılıp ahlaksız kimseler türemesine sebeptir.

Namaz nasıl bir ibadetse o ibadet kadar ehemmiyetli olan bir şey hatta ibadet olan evliliktir. Bu sebeple dengini bulmuş iki kişinin evlenmesinden güzel bir şey yoktur.

Muhammed Numan özel


[1] İşarat-ül İ’caz ( 145 )

[2] İşarat-ül İ’caz ( 145 )

[3] Lem’alar ( 201 )

 

www.NurNet.Org

6 tane yorum yapılmış

  1. Mustafa NUTKU diyor ki:

    Bir yazının başlığı, o yazının bir veya birkaç kelime ile özeti olabilecek şekilde itina ile seçilmelidir. Evlenmek, Peygamberimiz’in (s.a.s.) sünnetidir. “Namaz nasıl bir ibadetse, o ibadet kadar ehemmiyetli olan bir şey hatta ibadet olan evliliktir” cümlesi ile yazıyı bitirmek de yanlıştır. Namaz, farzdır; evlenmek farz değil, sünnettir. Peygamberimizin (s.a.s.) evliliğin lehinde ve tavsiye eden hadislerinden başka onun tehlikelerine dikkat çeken hadisleri de vardır. O hadisler de bilinmezse, evliliğin tehlikeleri içine düşülebilir. Bu mesele mühimdir ve geniştir. “Bediüzzaman Cevap Veriyor” cep kitabına da konmuş olan Bediüzzaman’ın “Evlenmek Meselesi” ile ilgili sözleri, konunun gerçeğini ifade eder. Abdullah Yeğin’in “İslâmî, İlmî, Edebî Felsefî Lügat”ındaki “Mücahede” kelimesinin manâsı iyi anlaşılmağa çalışılmalı, gözü kapalı olarak evlilik ummanına dalmamalıdır. Bir tek cümle ile özetlemek gerekirse: “Bir Müslüman hangi halde İslâmî hayatı daha iyi yaşayabilecekse, o hâli tercih etmelidir.” “Bir sünnet için yüz günaha girilmez” diyen, çok mühim İslâmî hizmetler evlenmemesini gerektiren Bediüzzaman ve ondan başka büyük zatlar, Abdullah Yeğin vd bir ibadeti terk etmemişler; İslâmî hayatı daha iyi yaşayabilecekleri için evlenmemeyi tercih etmişlerdir.

  2. evet, başlık itina ile seçildi. Nasılki selam vermek sünnet almak farz ise, diğer ibadetlerin daha kamil manada olması için de evlilik farz duruma gelmiştir. Merak ediyorum aile hayatınızdan memnun değil misiniz bu kadar kahırla yorum yazmışsınız.
    demişsiniz ki: ““Bir sünnet için yüz günaha girilmez” diyen, çok mühim İslâmî hizmetler evlenmemesini gerektiren Bediüzzaman ve ondan başka büyük zatlar, Abdullah Yeğin vd bir ibadeti terk etmemişler; İslâmî hayatı daha iyi yaşayabilecekleri için evlenmemeyi tercih etmişlerdir.” sende bir Bediüzzaman Bir Abdullah Yeğin Bir Ahmet Aytimur ol sende evlenme muhterem!.
    1 sünneti işlemediği için insanlık her yerde zina ediyor.
    bir sünneti işlemediği için gençler bekar kalıyor.
    Bir sünneti işlemediği için harama düşüp zina ediyor.
    Bir sünneti işlemediği için ahlaksızlık kol geziyor
    Bir sünneti işlemediği için ibadetlerinden hazz almıyor.
    Bir sünneti işlemediği için psikolojisi bozuk tipler oluyor.
    İbadetin temeli olan gusül abdesti ne ise insanın aleminde de evlilik odur.
    Dinini yaşamaktan korkanlar için evlilik kabustur. vesselam

    • Mustafa NUTKU diyor ki:

      İmzasız bir yazıya yapılan bir yoruma imzalı (gerçek mi, değil mi belli olmayan) bir cevap yazılmış. O cevabı yazan, yazıyı da yazan ise, yazısına niye imzasını atmamış? Yazıyı yazan değilse, “hariçten gazel atmak” gibi şeyler yazmak yerine bu mevzuu biraz daha derinlemesine incelemesi, kaba saba laflarla itiraz etmek yerine, en azından benim yorumumda da bahsettiğim bir lügat manâsına bakması gerekirdi. Evlenmenin hükmü herkes için ayni değildir. Kimler için farz, kimler için vâcip, kimler için sünnet, kimler için ise haram olduğu kitaplarda yazılıdır. Evlenmek kendisine farz olanın elbette bunu mutlaka yapması gerekir, vacip olan için bu mevzudaki mükellefiyet farz olana nisbeten azalır. Evlenmek kendisine sünnet olan bu sünnet için çok günahkara girecekse elbette onun “ibadet” (?) diyerek evlenmemesi lâzımdır. “Bu hamur çok su götürür”. İleri-geri haddi aşan sözleri “yorum” diye yazmaktan önce bu konuyu iyi öğrenmek gerekir. Kitaplar hacmindeki bu mevzua burada ancak sözün özü birkaç cümle yazılabilir.

      • Muhammed Numan diyor ki:

        O Halde evlenmek sanki üç beş kişiye sünnetmiş gibi bir yorum yapılmasın. Lafız muhataba göredir prensibimizdir. Bu yazı bir mukaddeme hükmündedir devamı inşallah gelecektir.

  3. Mustafa NUTKU diyor ki:

    “İbadetin temeli olan gusül abdesti ne ise insanın aleminde de evlilik odur” Bu yanlış söz, hangi yanlış kaynağa (!) dayanarak söylenmiş?

Sende yorum yazabilirsin