Kendine Avdet Eden Devlet

Büyük değişiklikler oluyor, ama bunları okumak için tarih ve din, Osmanlının ihatası gerekir.Osmanlı  padişahları halkası Sultan Vahdettin  Hazretleri ile tarihsel ömürlerini sona erdirdiler, veya birileri onları sürğün etmekle bitirdiğini zannetti.Sultan atlarını sattı Mustafa Kemal   ve Kazım Karabekir’e anadolu hareketini ve milli mücadeleyi başlatmalarını emretti. Sürgün edildikten sonra San Remo’da vatan kurtuldu ya , boşver saltanat , padişahlık önemli değil dedi.Mezarı bir hayranı tarafından Şam’a götürüldü.Ne gariptir sanki bu ülkede yüzlerce yıl devleti ebed müddeti idare etmiş insanları yurt dışına sürmükle kurdukları rejinin ilelebet gideceğini zannettiler. Onları yurd dışına sürerken vilayet meyhanesinde içenler kim bilir ne kadehler tokuşturdu, büyük sultanın saltanat anlayışından habersiz cehennem karıncaları gibi birbirlerine sarıldılar. Ama sen sabret zaman sabretmez demişler . Bu milletin  büyüklüğünü anlamayanlar böyle sıradan heyecanlarla mutlu oldular. Akif karış karış dolaştığı Anadolu’da milli mücadele sonrası Lozan’ın soran bir arkadaşının öldürülmesi üzerine o da  Mısır’a gitti. Ne yapsaydı ya.Sonra ölmek için geldi , gençlerin vefası ile ebedi istirahatgahına konuldu.

Bediüzzaman sultanların müşavere arkadaşı , onlara ülkesine ve memleketine üniversite açmak için koşan , Sultan Hamid’e mühhasif Yıldızı darülfünun  yap diyen adam , Burdur Isparta daha sonra başka başka vilayetlerde dolaştırıldı. Ama yeise kapılmadı.” Ben acele ettim kışta geldim, siz cennet asa bir bahada geleceksiniz “dedi . Şimdi bu günler cennet asa  günler.Varlığın maverasında neler oluyor, ülkenin geldiği  noktaya maveradakiler nasıl bakıyor. Keşte bir mavera sineması olsaydı görseydik.

Osmanlı padişahları taç giyme merasimlerini Eyup Sultan Hazretlerinin mekanında yaparlardı.Ne günler değil mi , Yavuz  taç giyiyor değil mi Fatih de öyle. Mehter Sesleri arasında mihmandarın saye-i himayesinde devleti ebed müddetin nöbet değişimleri , ah sinema nerdeydin  o günler.E y alemi misal ey levhi mahfuz açta sinemi göster bize o günleri .

Bir referandum oldu, haçlı ruhu ile içerdeki haçlı kafalılar ile dışarıdaki huffaşlar büyük devleti hezimete uğratmak için çırpındılar,  ömrü zindanlarda bu milletin imanı için geçmiş ve sabahlara kadar Türk milletinin selameti için dua etmiş adamı göz ardı edenler, onun  ettiği duaların gerçekleştiğini görecek  basirette  değiller . Dindar gibi görünen kindarlar da yanlış yere kıble gibi yöneldiler, yazık binlerce yazık adada kendi kafası atar kazık.

Sayın Erdoğan seçim sonrası ilk defe Özal’ın kabrine gitti, çünkü Özal’ın kafasındaki model de bu idi, ama onu o düşündüklerini gerçekleştirmeye Amerikan  kafalılar, İngiliz iradeliler koymadılar , kim vurduya gitti.O kurban giderken kader oyununu erteledi.

Dün sayın cumhurbaşkanı daha sonra    Eyüp Sultan’ın mezar-ı muallasına gitti, Fatih’in mezarı şerifine gitti,Yavuz Sultan Selim’in Kabri Mücellasına gitti, örtüsünü değiştirdi. Nereden nereye geldiğimiz  anlaşılmıyor mu vakalar konuşuyor ağızlar değil en mantıklısı da bu değil mi ?Yere düşen elmas yerine kondu, Namık Kemal “ yere düşmekle elmas sakıt olmaz kadrü kıymetten “diyor.

Devlet adamları büyük velilerin , büyük tasarımcıların, büyük dua kurucuların tezlerini gerçekleştirir.Şeyh Edip Ali Osman Gazi’nin arkasındaydı. Gördüğü rüyayı ona anlatır, oğul sen büyük bir devlet kuracaksın der sınırları çok uzaklara gidecek der. İşte Bediüzzaman , şeyşh Edip ali’nin bugünkü prototipi ya  Erdoğan kim….

 Vatan Şarkısı

Âmâlimiz efkârımız ikbâl-i vatandır
Serhadimize kal´a bizim hâk-i bendedir
Osmanlılarız ziynetimiz kanlı kefendir
Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz
Osmanlılarız can verir nâm alırız biz
Kan ile kılıçtır görünen bayrağımızda
Can korkusu geçmez ovamızda dağımızda
Her gûşede bir şir yatar toprağımızda
Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz
Osmanlılarız can verir nâm alırız biz
Top patlasın ateşleri etrafa saçılsın
Cennet kapusu can veren ihvâna açılsın
Dünyada ne bulduk ki ölümden de kaçılsın
Gavgâda şehdetle bütün kâm alırız biz
Osmanlılarız can verir nâm alırız biz

Namık Kemal

Yaşasın devleti ebed müddet , yaşasın Osmanlı Kendine avdet eden devlet

Himmet Uç

1 tane yorum yapılmış

  1. çağlar cengiz dedi ki:

    Sevgili hocam,Üstad ne güzel müjdeler vermiş Hutbe-i Şamiye’de EVET ümitvar olunuz, “Şu istikbal “inkılabı” içinde en yüksek gür sadâ, İslâm’ın sadâsı olacaktır”
    …istikbalin kıt’alarında hakîki ve manevî hakim olacak ve beşeri dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslamiyettir.
    …İslamiyet güneşinin doğmasına mümanaat eden perdelerin kalkmasıyla…Acaba baştan buraya kadar olan mukaddemeler netice vermiyor mu ki, istikbalin kıt’alarında hakîki ve manevî hakim olacak ve beşeri dünyevî ve uhrevî saadete sevk edecek yalnız İslamiyettir.
    Birinci Cihet, maneviyat cihetinde terakkiyatı ispat ettiği gibi; bu İkinci Cihet dahi maddî terakkiyatını ve istikbaldeki hakimiyetini kuvvetli gösteriyor.istikbalde, silah, kılınç yerine, hakîki medeniyet ve maddî terakkî ve hak ve hakkaniyetin manevî kılınçları düşmanları mağlûp edip dağıtacak…
    Madem meylü’i-istikmal (tekamül meyli) kainatta fıtrat·ı beşeriyede fıtraten derc edilmiş; elbette-beşerin zulüm ve hatasıyla başına çabuk bir kıyamet kopmazsa-istikbalde, hak ve hakîkat, alem-i Íslamda nev-i beşerin eski hatîatına kefaret olacak bir saadet-i dünyeviyeyi de gösterecek, inşaallah… Hakîkat-i İslamiyenin güneşi ile, sulh-u umûmi dairesinde hakîki medeniyeti görmeyi rahmet-i İlahiyeden bekleyebilirsiniz…
    Evet, bakınız zaman hatt-ı müstakim üzerine hareket etmiyor ki, mebde ve müntehası birbirinden uzaklaşsın…
    Çok selam ve hürmetlerimle…
    (Erzurum 50 nci yıl ortaokulundan öğrenciniz)

Sende yorum yazabilirsin