Amerika’da İslamiyet Birden Parlayacak!

Bismihi Subhanehu

Esselamu Aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu ebeden daime

Aziz ve muhterem abilerimiz;

Mayıs ayında yaptığımız Amerika Birleşik Devletleri seyahatinde Connecticut (Bloomfield), Philedelphia, New York, Washington DC, New Jersey, Boston şehirlerindeki dershaneleri ve abilerimizi ziyaret etmeyi Cenab-ı Hak nasip etti. Oradaki abi ve kardeşlerimizin selam ve dualarıyla beraber oradaki müşahedelerimizi de paylaşmak arzu ettik.

Bir aylık bir süre içinde bir ülkeyi, insanlarını, oradaki hizmetleri ihata edebilmek pek kolay değildir. O sebepten paylaştıklarımızın tashihe muhtaç yerlerini tashih etmelerini oralara daha vâkıf abilerimizden bekliyor ve daha şimdiden kusurumuzun affı için Cenab-ı Erhamurrahim hazretlerinin rahmetini şefaatçi yapıp rahmetinden affımızı rica ediyoruz.

Yaklaşık üç yüz milyon nüfusa ve geniş bir yüzölçümüne sahip olan Amerika Birleşik Devletlerinin yukarıda da zikredilen şehirleri ülkenin kuzey doğusunda bulunan bazı şehirleridir. Bu şehirlerde İngilizce ve Türkçe olmak üzere belli günlerde dershane ve ev dersleri oluyor. Derslere katılanlar Amerika’da yaşayan Türkler, Amerikalılar ve aslen Asya ve Afrika’dan gelerek Amerika’ya yerleşen kimseler. Diğer şehirlerinin bazısında da hizmet ve dershanelerimiz olmakla beraber hizmetin yoğunlaştığı bölge de sabıkta ismi geçen şehirlerin olduğu kuzey doğu bölgesidir. Cenab-ı Hak en kısa zamanda bütün Amerika’da hizmetleri intişar ettirip insanların akıl, kalp ve duygularını Risale-i Nur’a musahhar yapsın. Âmin.

Dünyanın maddeten merkezinde olan ve kapitalizmin de merkezi olan bu ülkede bizim hizmetimiz de olmak üzere bütün İslami hizmetler yolun başında sayılır. Fakat buna rağmen özellikle iki bin yılından itibaren de artan bir ivme ile devam eden güzel faaliyetler olduğunu öğrendik. Amerikan halkı Avrupa’ya göre daha dindar. Fakat malum Hıristiyanlığın tahrif olması insanları tevhit inancından uzaklaştırmış. Zamanımızdaki fen ve müspet ilimlerin suallerine tahrif olmuş Hıristiyanlığın cevap verememesi sebebiyle insanlar dinden oldukça uzaklaşmışlar.

Dindar Hıristiyanlar ekseriyetle kalplerinin saffetiyle dinlerine bağlılar. Akli binlerce suale cevap veremeden teslim olmaya çalışan ekseriyeti yaşlı olan kimseler. Bildikleri tek din diyoruz çünkü maalesef islamiyeti neredeyse hiç bilmiyorlar. İslamiyet’le alakadar bildikleri de çok evlilik ve terör gibi yanlış manalar. Hıristiyanlıkta aradığını bulamayan insanların da merak edip baktıkları son din de ekseriyetle İslamiyet oluyor. Batıda maalesef İslamiyet aleyhine yapılan menfi propagandalar ve terörü, İslam’a isnat etmeleri halkın islamiyeti öğrenmelerine kalın bir perde olmuş.

Dinden gittikçe uzaklaşmak, Amerika halkında oldukça fazla ahlaki çöküntülere sebep olmuş ve bu ailevi ve içtimai problemleri beraberinde getirmiş. Kapitalist sistemin merkezi olması hasebiyle hayat, para harcamak ve harcayacağı parayı kazanmak için yoğun bir şekilde çalışmak üzere kurulmuş. Umum olmasa da ekser insanların hafta içi yoğun çalışma, hafta sonu da kazandığı parayı sefahatle harcama üzerine kurulmuş hayatları bize Risale-i Nur’da geçen deve kuşu misallerini hatırlattı. Ölümü hatırlamamak için çalışma veya sefahat kumundan başlarını çıkartıp ölüme bakamıyorlar. Ölümü düşünmemek üzerine kurulmuş bir hayat…

Amerika’da kiliseler ve diğer ibadethanelerin masarifi kendi etrafındaki ve o kiliseye müntesip olan insanlar tarafından deruhte ediliyor. Devletin bu konuda bir yardımı olmuyormuş. İnsanlar kayıtlı oldukları ve aidatlarını ödedikleri kiliselerden başka kiliselere pek gitmiyorlar. Bu sebepten dolayı ve insanların da diyanette zaafiyetleriyle çoğu ihtiyar olan cemaatlerinin de azalmasıyla beraber maddi sıkıntılar çeken özellikle kiliseler olmak üzere ibadethaneler satılığa çıkarılıyor.

Müslümanlar cami ihtiyaçlarını orada yeni bir cami yapmak yerine bu türlu kiliseleri almakla karşılıyorlar ve bu şekilde açılmış çok camiler var ve gittikçe artıyor elhamdülillah. Bu şekildeki camilerde namaz kıldık, hatta son kıldığımız cuma namazı Müslümanlar tarafından alt katı cuma günlerinde kiralanan bir kilisede idi. Özellikle Pakistanlıların camiler noktasında çok güzel hizmetleri var (Cezahumullahi hayran kesira). Türkiye diyanet işlerinin de camiye çevirmek üzere bir sinagog almak üzere olduğunu gelmeden önce duymuştuk. Allah emsallerini çoğaltsın. Âmin. Abilerimizin de şimdilik temenni hükmünde olan ve dua bekledikleri böyle bir niyetleri var. Cenab-ı Hak güzel ve ucuz bir kilise denk getirsin. Âmin.

Camilerde beş vakit namaz kılınmakla beraber Kuran kursu vesaire güzel faaliyetler için de kullanılıyor. Çok camilerde akşam namazından sonra halaka dedikleri sohbet halkası oluşturup ilmi sohbetler yapılıyor. Boston’daki kardeşlerin de böyle güzel bir faaliyetleri camide haftada bir defa oluyor. (Türkiye’deki camilerin de beş vakit namaza münhasır kalmayıp ilim ve irfan mekânları haline gelmesini rahmeti ilahiyeden niyaz ediyoruz.)

Orada hizmet eden abi ve kardeşlerle yaptığımız konuşmalar ve müşahedelerimizle de teyit edilen kanaatimizle, çöken ahlaki yapıya ve dinden uzaklaşan insanlara rağmen Amerikan halkının insanın ruhunu iten bir yapısı yok. Bunun nedenini de tahlil ederken şöyle bazı hallerin bunu netice verdiği kanaatine vardık ki; Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi “kâfirin her sıfatı kafir olmak ve küfründen neşet etmek lazım olmadığından” Amerikan halkındaki bazı sıfatlar bize Müslüman sıfatları olarak gözüktü. Ya bizden çalmışlar veya Hıristiyanlığın din-i hakikisinden kalma bazı sıfatlardır.

Bu sıfatların bir kısmı ise; mesela yalancılık insanlar arasında çok fazla revaç bulamamış ve insanlar arasında güven hakim. Söylenilen sözlere ve verilen beyanlara itimat ediyorlar, söylediğiniz şey onlar için doğrudur. Makam ve mevkii tahakküm aleti ve enaniyet vesilesi değil, hizmetkarlık olarak görüyorlar ve ona göre de çalışmalarını arttırıyorlar. Genel olarak vazifeşinas insanlar, küçükte olsa vazifelerine dikkat ediyorlar.

Ülkelerine güzel bakıyorlar, şehirleri, yolları bahçelerinin bakım ve temizliğine ihtimam gösteriyorlar. Birinden bir şey duydukları zaman hakkı içinde arıyorlar ve yanlış söz sahiplerini bile kırmamaya çalışıyorlar. Birbirilerini şevklendirmek için fiil, iş, eser ve sözlerinde güzel tarafı tutup onunla arkadaşlarını gayrete getiriyorlar. Mesela yaptığı eserin güzel ve çirkin tarafları varsa güzel tarafını nazara alıp bu şeyi güzel yapmışsın tebrik ederim vs gibi teşvikleri oluyor.

Diğer insanların inanç, libas ve yaşamlarına müdahale etmek değil hiç ilgilenmiyorlar bile. Bununla beraber kendileri için de müdahale edilmesine cevazları olmadığı gibi fikirlerinin değiştirilmek istendiğini düşünmek bile onların kapıları kapatmasına sebep oluyor. Oradaki hizmet ehli kardeşlerimizin de tavsiyesi şu ki, onlar talip olup sorana kadar bir Amerikalının yanına gidip hakikatleri anlatmanın çok isabetli olmayacağıdır.

Her yerde olduğu gibi Amerika’da da insaniyetten çıkmış ve dinsizliği din olarak görüp dine saldıran insanlar yok değil, fakat ülkemizde de olduğu gibi bunlar azınlıkta. Yine az bir kısmı da dindar Hıristiyanlar ve sair dinden olan dindar insanlar. Diğer ekseriyet ise sefahat bataklığına düşmüş ve çıkamayan insanlar.

Amerikan halkı ve Amerika’nın menfi ve müspet bu halleriyle beraber şöyle bir kanaat bizde hasıl oldu ki; Amerika’da İslamiyet birden parlayacak. Sanki bir ukde var ve o ukdenin açılmasını bekliyor gibi duruyor. Avrupa bir derece islamiyeti duyduğu ve gördüğü ve ona rağmen yıllarca inat etmesiyle beraber Amerikan halkı maalesef islamiyeti bugüne kadar neredeyse hiç duymadı, duydukları şeyler de çoğunluğu yalan olan ve islamiyeti kabullerini engelleyen şeyler. Böyle olunca araştırma ihtiyacı bile hissetmiyorlar. Bir Hıristiyan, Hıristiyanlık kendini tatmin etmez ve başka bir din arayacaksa en son bakacağı din İslamiyet oluyor maalesef.

Hatta 11 Eylül gibi İslamiyet’e vurulan bir darbenin akabinde sırf islamiyeti araştırma merakı vesilesiyle Müslüman olanların sayısında büyük artış olmuş. İslamiyeti duymadıkları ve bilmedikleri için İslama girmeyen üç yüz milyon insan. Hıristiyanlıkla bağları gittikçe kopan ve evrim gibi bir saçmalığın bilim olduğunu düşünen sözde medeni ve müterakki bir ülke.

Evet, Amerika ukdenin açılmasını bekliyor. O ukde de kanaatimizce, üstadımızın sürekli tahşidatını yaptığı “Eğer biz ahlak-i İslamiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalatını efalimizle izhar etsek, sair dinlerin tabileri elbette cemaatlerle İslamiyet’e girecekler; belki Küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslamiyet’e dehalet edecekler.” hakikati ile beraber ittihad-ı islamdan geçiyor. Bu ukdenin iki umdesinin birincisi İslamiyet ve iman hakaikinin fikri galebesi, ikincisi de islamiyetin kemalatını fiilen göstermek. Birincisini Risale-i Nur halledebilir ve Amerika’da ciddi, planlı, programlı maddeten terakkiye mütevakkıf, külli Risale-i Nur neşri ve hizmetlerine ihtiyaç elzem derecede. İkincisi için bütün Müslüman ülke ve cemaatlerinin uhuvvetkarane ve ittihad-ı islamı gösteren faaliyetleri lazım. İki hizmet de başlamış ve yol alıyor elhamdülillah. Fakat maalesef ikisi de henüz yolun başında. İkinci hizmet için dualar etmekle beraber birincisi için de dua, temenni ve fikirlerimiz söyle ki;

Türkiye’de bazı şehirlerimizde yüzlerce dershanemiz olmakla beraber aynı şehirde on kat hizmetimiz artsa yine eksik kalacağı bir hakikat. Fakat Amerika gibi koca bir ülkede hizmetimizin olmadığı şehir değil eyaletler çok sayıda. Her bir eyalet de aslında bir ülkedir. Gerek ehli hizmet abi ve kardeşlerimiz gerekse yüksek lisans ve doktora yapmak için gelecek kardeşlere ihtiyaç şedit derecede. Küçük bir numune olarak Washington DC’de yüksek lisansa giden ve dershane açan kardeşlerimiz sair milletler ve Amerikalı olan onlarca kişiyle ders yapıyorlar.

Şu gün yüz ehli hizmet abi ve bin talebe kardeşimiz gitse yine de ihtiyaç bitmiş olmayacak. Oraya giden veya gitmek niyetinde olan kardeşlerimizin “ben buraya Risale-i Nur’la Kuran ve iman hizmetini için, islamiyetin ulviyetini göstermek için geldim” deyip sebatkarane metanet göstermesi gerekir. Yoksa Muazzez üstadımızın “gaye-i hayal olmazsa veyahut nisyan veya tenasi edilse; ezhan enelere dönüp etrafında gezerler…” dediği gibi gayesini unutsa veya unutturacak esbap ona unuttursa malayaniyat o insanı boğabilir. Zira Amerika, insanı manen boğacak vartalardan hali bir yer değil.

Konu ile ilgili yazı için tıklayın

www.NurNet.org

1 tane yorum yapılmış

  1. Evet Necattin abimizin sadece gördükleri değil bunlar tüm duygularıyla hissettikleri..bizde aynen katılıyor aynı duyguları onun kadar olmasada hissediyor ve bu anlatılanların acilen hayata geçmesini Rabb-ı Rahim’i mizden niyaz ediyoruz.Allâh’ım sadece Amerikaya değil tüm dünyaya Hakâiki Kur’an’ı duyurmak azmu cehdini ve gayretini evvela ruhumuzda duymak ve bu manaları ve ihtiyaçları gündemimizin başına almayı nasip eyle.

Sende yorum yazabilirsin