“Bar”da Risale-i Nur Dersi Yaptılar!

Konu ile ilgili birinci yazıyı okumak için tıklayın (Çamurda Bulduğu Bir Kitap ile Hayatı Değişti!)

Konu ile ilgili üçüncü yazıyı okumak için tıklayın (Erkan Sen Nurcu Mu Oldun!)

Sabah olmuştu ve cep telefonu elime aldığımda 126 çağrı ve 52 mesaj gelmişti ve hiç birine bakmadan trene bindim ve söğütlü tren istasyonuna doğru trenle giderken cep telefonumdaki çağrılara ve mesajlara baktım ve “gelmiyormusun? Erkan nerede kaldın? Bar sahibi seni soruyor erkan” gibi mesajlar gelmişti ve çağrılarda ise İsmet bey aramıştı 15 kere (bar sahibi), üniversiteden arkadaşlar ve bardan arkadaşlar.

Elimde Lemalar kitabı vardı ve bara gidip arkadaşlara ne olduğunu anlatacaktım. İstasyondan yürüyerek bar’ın kapısından içeri tam giriyordum birden arkadaşlarım beni görüp kimisi sarıldı ve kimisi kızmış bir şekilde beni karşıladı ve içeri girdim. İsmet bey hemen yanıma geldi ve bana “hayırdır erkan neden açmadın telefonlarımızı, sanırım hastaydın, çünkü sen böyle yapmazsın, eğer keyif için gelmedi isen ve düşüncelerimde yanılıyorsam…” dedi ve sustu. Benimde paraya hala ihtiyacım olduğu için “evet hastaydım kusura bakmayın” dedim ve çekildim aradan. İsmet bey kusurumu affetti ve bir daha olmamasını tembih etti sonra gitti.

Bar daha açılmamıştı ve hemen hemen faaliyete geçmesine rahat 4 saat vardı. O sıra arkadaşlarım elimden tutup mini bara götürdüler hepsi birer içki aldı ve benim alkol kullanmadığımı bildikleri için meyve suyu ısmarladı ve biri şöyle başladı:

“Ya Erkan çok endişelendik, hastaydın demek he. Vay be abi. Abi geçmiş olsun” dediler. Ben de o sıra “yok be kardeşim ne hastası, ismet bey işten çıkarmasın diye öyle söyledim” diyecekken aklıma hemen Lemalar kitabı geldi ve hastalar risalesi tevafuka bak dedim olaya öyle girerim dedim ve

“Evet, ya hastaydım epey bi hastaydım bir hafta hemen hemen kendimde değildim ama şimdi çok iyiyim” dedim. Tam Lemalar kitabınının konusunu açarken arkadaşlarımdan biri ateistir, kendisi:

“Zaten insan bu dünyaya çile çekmeye gelmiş. Hiç birimiz gülmedik ki şu dünyada, hep bir olaylar, hep kavga hep gürültü. Erkan inanırmısın bilmem ama ben hiç böyle ağız tadı ile güldüğümü bilmem bak buralarda mutluluğu arıyoruz” derken üzüldüm ve şunu dedim:

“Devrim kardeşim, bak elhamdulillah sen de güzel kardeşlerimden birisin. Sen merhametlisin abi. Bu ortamın bozulmamış insanlarısınız. Ben hastaydım evet ama bir kitap buldum ve bu kitap beni iyileştirdi. Bu kitapta islam üzerine yazılar var. Yani lenin veya che guevara gibi yazar değil. Ben de bilmiyorum kitabı kimin yazdığını ama hastalığa öyle bir bakmış ki mubarek, inanılmaz derecede şaşırtıcı bir kitap

O sırada kitabı çıkardım ve okumak için müsade istedim ve okudum. Kitabı okurken osmanlıca kelimeleri telaffuz edemiyordum ama anlıyordum yani. Kitapta 6 deva okudum ve barda sessizlik hakim oldu. O muhalefet Devrim birden sus pus olmuştu ve ateistdi kendisi. Ve ben okumayı durdurdum ve fazla değil 15 saniye sonra bunlar kendine geldi ve “devam etsene Erkan!” Diye bir tepki aldım. Güldüm ve devam etmeye başladım. Hoşuma gitmişti çünkü.

Okuduktan sonra kız arkadaşımız olan İpek bana, “Yahu erkan, bu kitabı nereden buldun, bende alayım bi tane” dedi. Ben de başımdan geçen olayları anlattım ve gülmekten yanaklarımız ağrıdı resmen ve Devrim bir şey söyledi ve beni çok şaşırttı:

Erkan ama bak o koşmana deymiş. Bu kitapta bir şey var abi. Haklısın ateist olabilirim ama aklım var Erkan. Burada anlatılan şeyleri ben de yaşıyorum. Evet düşünmedim hiç ve düşünmeden hareket ettiğim için sanırım ateist profilindeyim ama… Durakladı ve bu kitabı okuyalım” dedi ve sustu birasından bir yudum daha aldı ve birayı yutmadan tükürdü ve attı yere.

Çok şaşırmıştım. İpek, Yeşim,be Berna ve Rana kardeşler vardı. Onlara da birazcık tesettür risalesinden aklımda kalanları anlattım ve bu konuyu aramızda tartıştık. Avrupada kadınların gözhapsi bahsini resmen iki saat tartışmışızdır.

4 saat su gibi geçti resmen ve Devrim bizim elektrogitar çalan arkadaşımızdır bu arada bana, “Çıkışta kaybolma Erkan, biraz daha konuşalım” dedi. İpek, Yeşim, Berna ve Rana kardeşler de çıkışta bir kaç arkadaşını çağıracak ve fikir konusunda tartışmalar yapalım diye teklifte bulundu ve ben de tamam dedim.

O gün müzikal oldu ama ben ve arkadaşlarım bir an önce şu 6 saatlik müzik olayı bitsin ve lem’alar hakkında konuşalım diye sabırsızlanıyorduk.

Beklenen zaman geldi ve herkes bardan çıktı biz 15 arkadaş kaldık içeride. İsmet bey de yoktu ve içeride kitabı açıp okumaya başladım. Tesettür risalesini baştan sona kadar okudum ve izahlarda bulundum anlayabildiğim kadarıyla. Bazı arkadaşlarım ise hiç beklenmeyecek yanıtlar verdiler ve olur olmaz adamlardan o kadar güzel yorumlar çıktı ki eşsiz bir gündü o gün.

Bir kaç gün sonra kitabın bar’a gitmeyeceği kanaatine vardım. Çünkü içinde ayetler vardı ve dini bir kitaptı. Bunu bardaki arkadaşlara beyan ettim beni neredeyse döveceklerdi ve bu tepki üzerine Devrim bize evini açtı ve artık Devrim’in evinde yani bir ateistin evinde lem’alar kitabını okuyor ve kendimize çeki düzen veriyorduk. Devrim’e gittiğimiz vakit uykusuz kaldığını gördüm. Devrim’i rahatsız ettiğimi sanıyordum ama yanılıyormuşum ki ben onlara:

Arkadaşlar küçükte olsa bir ev tutalım orası bizim fikir evimiz olur ve bu kitapla da birçok şeyi orada güzel bir ortamda tartışırız” dedim. Onlarda kabul etti ve Kadıköy’de ev aramaya başladık. Modada bir dükkân bulduk eskiden büfeymiş ama iflas ettiği için kapatmış. Ev sahibi ile konuştum ve kirasını öğrendim 250 tl istiyordu ve 500 depozito. O sıra benim de birikmiş param 350 tl vardı Devrim’de ise 150, kızlarda da toplasan 300 ya var ya da yok. Ama bize de para lazımdı ve ekstra işlere bakmaya başladım.

Lise zamanlarımda bostancı meyve-sebze halinde tanıdığım adıyamanlı tüccar Bekir abinin yanına gittim. Yanımda ise 9 arkadaş. Ona beyan ettim durumumuzu ve sağolsun bize hemen oracıkta bir iş buldu. 10 ton domates var dedi ve inmesi gerekiyor indirirsiniz dedi paranızı veririm. 9 kişi 10 ton olmaz derken arkadaşları çağırdım bardan 15 erkek bir giriştik kamyona nasıl bir koşturma var anlatamam 1 saate yakın sürede indirdik. Hiç durmaksızın ve bardaki arkadaşlarla resmen bir ilim dayanışması halinde olduk. Bize 300 tl verdi Bekir abi yani kazıkladı, ama parayı bulduğumuza şükrediyorduk. Sonra Bekir abi bize bir evi olduğunu ve bize kiraya verebileceğini söyledi biz de kabul ettik. Göztepeye yakın bir evdi burası 2. Kat. Gittik ve evi gördük ev çok güzel ve biraz küçük bir evdi. Kabul ettik ve evin mastaflarını karşıladık. Gerçi ev dayalı döşeliydi ama televizyon, buzdolabı v.s elektronik aletler yok sadece halı, yatak ve koltuk. Bardak çanak v.s v.s

İLK DERSİMİZ ŞÖYLE OLDU

Rana ve Berna kardeşler bir çok kız arkadaşına anlatmış -bir fikir evi yaptık, gelmek istermisiniz- diye. Devrim de arkadaşlarına aynı şekil davette bulunmuş ve bardan epey bi adam topladıktan sonra tastamam 45 kişi ile ders yapmaya başladık. İlk tesettür risalesi hakkında konuştuk ve ders yaptım, örnekler verdik, epey bi katılım oldu, aktif bir ders oldu, ara sıra küçük muhalefetler olsada onlarda ilerleyen dakikalarda olayı tam anlayıp dinlemeye başladılar.

Hastalar risalesini okudum o gece hepsini ve hastalığın ne demek olduğunu ve insan neden hastalanır gibi örnekler verdik. Gözle görünmeyen bir virüsün kendisinden milyon kat büyük bir insanı nasıl yataklara düşürdüğünü ve ne kadar aciz olduğunuzu anlattım ve ateisti, agnostiki v.s her çeşit insan hem fikir olup kabul ettiler.

Ortak noktalarımızın ve dünyaya geliş amacımızın gayelerini anlattık. Bu ders tam 1 ay boyunca hergün farklı insanlarla devam etti ve 1 aydan sonra o evden çıkmak zorunda kaldık. Çünkü Bekir abi evi başkasına kiralayacağım gibilerinden bizden fazla kira istedi ve biz de çıktık. Sonra hemen o Moda’daki dükkâna gittik ev sahibi ile görüştük ve orayı tuttuk. Ama orası el gibi olmadı işte. Sedir aldım ve 2.el koltuklar aldım oraya param yettiğince fakat bu seferde çok soğuk olduğu için ders yapamadık.

Epey zor şartlar içerisinde ihtiyarlar risalesine kadar gelebildik ve artık tesettürü ve hastalar risalesini ezbere bilen ve kitapsız söyleyebilen ateist arkadaşlarımız oldu ve çok mutlu oluyordum bende.

Özetle şunu diyeyim o günkü dayanışma ve o kardeşlerimin samimiyetime inanıp birşeyler yapabildiğimize ve en önemlisi ateist,agonist arkadaşlarımızın Lemalar kitabının nasihat tadında dinleyip kendilerine dava yapmaları beni gerçekten çok etkileyip ağlatmıştır.

Devam edecek…

www.NurNet.org

22 tane yorum yapılmış

  1. Smy dedi ki:

    Cok guzel bir hikaye, ya da gercek hikaye.İhlasli her adim insana yeni bir hizmet kapisi aciyor.Allah hic bir seyi zayi etmiyor.

  2. Erkan Yıldız dedi ki:

    Çok Teşekkür Ederim yayınladığınız için.

  3. meryem öztürk dedi ki:

    paylaşımınız için Allah razı olsun.

  4. Sersebil Mehmet dedi ki:

    Maşaallah Erkan kardeşim.

    Cenab-ı Hak senin gibi nicelerine hidayeti tam nasib etsin inşaallah.

    Risale-i Nur’un büyüklüğü yer yerde açığa çıkıyor işte.

    İznin olursa forumumuzda da paylaşmak istiyorum yazını.

  5. Erkan Yıldız dedi ki:

    Elbette kardeşim ekleyebilirsin
    hezekiel.schwarz@msn.com
    bu mail adresinden ulaşabilirsiniz bana

  6. irem dedi ki:

    çok güzel çok beğendim devamıda olacakmı acaba?

  7. özcan dedi ki:

    Bu hikaye beni ağlattı ama mutluluktan. Allah yolunu açık etsin Erkan kardeşim…

  8. karanfil dedi ki:

    Bu yazıyı bana arkadaşım tavsiye etti.Yazının sonunda daha çok kişiye ulaşması gerektiğini düşündüm. Gerçekten çok etkileyici ve ibret alınması gereken bir yazı. Gerçeği yansıttığı içindir belkide bu kadar etkileyici kılan.

    Çıkarılacak o kadar ders var ki… Öncelikle o kadar boş, faydasız şeylere merak saldığımızı ve merak duygumuzun yönünü değiştirmemiz gerektiğini farkettim.

    Dünyaya dalmalarına, hata etmelerine rağmen tevbe eden, ne kadar nefsinin hoşuna gitmese de gerçekleri kabul eden, iradesinin hakkını verenin her iki cihanda da kazandığını bir kere daha anladım.

    Çoğumuzun dilini anlamıyoruz deyip bir köşede bıraktığımız, anlamak için hiç çaba göstermediğimiz risalenin sözüne değil özüne bakmışlar. O yokluk içerisinde hakikati bulabilmek için gösterilen çabayı görünce bunca varlık içindeki hareketsizliğimiz, hakikati arayış içinde olmamamız, bu gerçeklere gözlerimizi kapatmamız kısaca gaflet içinde olmamız içler acısı.

    Burada o kadar güzel bir niyet var ki Allah zayi etmiyor. “Bana bir adım atana, Ben on adım atarım. Bana yürüyerek gelene, Ben koşarak gelirim…” diyen Rabb’imize zor gelecek hiçbir şey yoktur. Yeter ki niyetimiz halis olsun. Şimdi bildiklerimizle amel etme zamanı…

  9. nuru hakikat dedi ki:

    esselamunaleykum..
    yazıyı oumama vesile olanlardan Allah razı olsun.. nur celp eder nurun bulunduğu yerlerde karanlık olmaz ve nur bir odada sığınıp kalmaz, nurun vasfı aksetmek yayılmaktır.. elhamdülillah.. nice örnekler var buna dair ve kesir olmakta heryerde risalei nurlar.. kalbi zerre kadar hakikate açık olanlar nerede oluursa olsun bu nura mazhar olacaklar inşaallah.. çünkü biz dualarımızda YA RABBİ İMANLARI ZELZELEYE UĞRAMIŞ İMANA MUHTAÇ GÖNÜLLERE SEN RESULULLAH HÜRMETİNE RİSALEİ NURLA NECAT VER amin.. diyoruz.. Rabbim gayretleriniizi artırsın.. ve nurlara ihtiyacımızı kalben hisettirsin amin..

  10. muhammet emin yavuz dedi ki:

    çok güzel bir hayat kesintisi.yüce allah muvaffak etsin.ihlasınızı aynı şekilde son nefese kadar artırsın başkalarına ve öncelikle bana şevkini artırsın hak ettiği dersleri alıp hizmette hayatımızı idame ettirsin.

  11. sevil nursu dedi ki:

    selam kuran talebesi ilk sana nasip olan kitap hangisi ise onun taımını almanı tavsiye ederim daha cok istifade edersin.üstadın tavsiyesi.altı lügatlı degil ayrıca lügat var onu alıp kelmelerini bulabilirsin.ruslar anlamadıkları halde orjinalini okuduklarında daha cok feyiz aldıklarını söylüyorlar.

  12. Nurşin Oruç dedi ki:

    Selamun aleyküm…
    Üstad’ın ‘sebepler yalnız birer perdedirler’ sözünü hatırladım… Kimine çamura bulanmış bir kitap, kimine bir rüya vesile olabiliyor. Rabbim çıktığınız ve çıkmış olduğumuz yolda bizleri muvaffak eylesin İnşallah.

    Selam ve dua ile…

  13. sevil nursu dedi ki:

    bu güzel kardesimiz aslında ilk kitabı buldugu gün lügatta nasip olmuş fakat onu sonradan gidip almayı akletmemiş.

  14. AAkif dedi ki:

    ..maşallah ne de güzel bir öykü.. yaşanmış gerçek bir olay olması dolayısıyla insanın doğal olarak etkilenmemesi elinde değil.. Erkan kardeşim seninle biraz yazışabilsem ne de iyi olurdu..

Sende yorum yazabilirsin