Etiket: "risale-i nur"

Taassub

Ehl-i Sünnet’in en önemli şe’ni yek diğer kardeşine uhuvvetidir. İlmi ve mudakkik oluşudur. Nazikane tutumudur. Müminin tezyifi değildir. Ehl-i Sünnet bir müminin, eleştirdiği tarafı (Cemaatler, Batıniler, Vehhabiler, Şia, Ruhani Hristiyanlar gibi) taassubane tezyifi doğru değildir. Hem bir ehl-i hizmetin metodu olamaz.. (M. Fatih Özbilen’in yazısı..)

Devamını oku ›

Ölümle Dalga Geçen Adam..

Divan-ı Harbi Örfi yani sıkı yönetim mahkemesinde 1908 sonrası Bediüzzaman yargılanırken, ölümle çok yönlü olarak dalga geçer. Bir kere harekete katılmaya cesaret etmek başlı başına bir cünun eseridir. Eseri yayımlayan Ramiz onun zekâsını tarif eder. “ Said Nursi filvaki ifrat-ı zeka itibariyle hudud-ı cünunda idi. Fakat öyle bir cünun ki onun ulvi ruh ve kemal-i aklına işarettir. “ (Prof. Dr. Himmet Uç2un yazısı..)

Devamını oku ›
Said-i Nursi Dün Sabah Urfa’da Vefat Etti

Said-i Nursi Dün Sabah Urfa’da Vefat Etti

Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri vefatını o zamanın gazeteleri manşetlerine böyle taşıdı. Hüradam Gazetesi (29 Mart 1960 Salı) * Yüksek alim, yılmaz mücahid, eşsiz kahraman, Hz. Said-i Nursi hakkın rahmetine kavuştu. * Hazretin ölümü İslâm alemini mateme bürüdü. * Bediüzzaman Türk milletinin hizmetinde idi. * Urfa’da Hz. Bediüzzaman’a yapulan cenaze töreni pek muhteşem oldu. (Hüradam 05 Mart 1960 Salı) * Onbinlerce halkın elleri üstünde, […]

Devamını oku ›

Aziz Üstadım!

Senin bizi terk etmenin üzerinden 55 yıl geçti. Bizler seni yaşarken göremedik, bazılarımız daha dünyaya gelmemişti, bazılarımız da benim gibi çocuktu o zamanlar. Hem o günlerde sen zaten ziyaretçilerle görüşmüyordun ki. “Ehl-i hakikatin sohbetine zaman, mekân mâni olmaz; manevi radyo hükmünde biri şarkta, biri garpta, biri dünyada, biri berzahta olsa da rabıta-i Kur’aniye ve imaniye onları birbiriyle konuşturur.” diyordun.. (Dr. Selçuk Eskiçubuk’un yazısı..)

Devamını oku ›

Risale-i Nur Işığında Bir Müfredat Önerisi

Bugüne kadar kimi eğitimcilerin Allah’ı yok sayan, evrim, materyalizm gibi felsefeleri; var­lığı ve hayatı anlamlandırmada “yegane bakış açısı” olarak gösteren yorumlarına önem vermeden, iman ve Kur’an gözlükleriyle kâinata bakmaya çalıştık. (Oğuz Düzgün’ün yazısı..)

Devamını oku ›