Etiket arşivi: Zeynep Kahraman

Ev Hanımı İn, Çalışan Hanım Out

Geçenlerde bir kadının serzenişine şahit oldum. ‘Keşke çalışan gelin almasaydım’ diye hayıflanıp derdini anlatıyordu. Onun bu sıkıntısını çoğu kişi yaşıyor ama anlatamıyor sanki. Hele maddi durumu iyi olan aileler gelinlerinin çalışmasından oldukça rahatsız. Yıllardır ‘çalışan kız arıyorum’ lafı yerini ‘ev kızı arıyorum’ a bırakacak gibi.

Yıllarca okuyup elde ettiği mesleğini yapmak istemek elbette kadınların en doğal hakkıdır. Onlara bir sözüm yok. Ama hiç bir mesleği olmayan, paraya da ihtiyacı olmayan kadınlar da her hangi bir işte çalışmak istiyor. Bunun nedeni ne eşleri ne de kendileri. Bunun nedeni çalışan diğer kadınlar.

Diğer kadınlar için süslenen kadınlar şimdi de onlar için çalışıyor. Bir iş arkadaşım ‘ev hanımlarıyla geziye çıkmam, onlar sadece alışveriş derdinde’ derken ne kadar yanlış düşünüyordu.

Ben kadınları çalışan çalışmayan diye ayırmam. Eğer bir ayırım yapılacaksa kültürlü kültürsüz diye ayırırım. Kendini geliştirmek için çaba sarf etmeden, boş boş televizyon izleyip gün gün dedikodu peşinde koşuyorsa yazık ediyor kendine. Ama hem kendini hem çocuklarını yetiştiren, vakit buldukça hayır işlerine koşan kadınlar gerçek mana da “ev hanımı” oluyorlar.

Çalışmanın veya ev hanımı olmanın kendi içinde iyi ve kötü yanları var. Mesela çalışırken eş ve çocuklara vakit ayırmak çok güç. İnsan kendi şahsi işlerine bile zaman bulamıyor.

Gerçekten ihtiyacı olup çalışarak ailesine katkıda bulunan kadınları ayakta alkışlarım, hiçbir sözüm olamaz. Eğitim işleriyle uğraşan yahut sağlık sektöründe çalışıp hem kendine hem başkalarına faydası olanlarda alkışı hak ediyor. Bunlar benim düşüncem elbette. Kadın mutlaka çalışmalı ya da mutlaka çalışmamalı demek büyük haksızlık.

Şimdi çalışmak moda, her moda gibi güncelliğini yitirecektir.

Kadının çalışırken veya çalışmazken ki yaşadıklarının en önemli faktörü eşidir. Daha bir sürü faktör kadınların yaşadıklarını etkiliyor. Mesela;

Sabahtan akşama çalışıp bütün kazancı kocaları tarafından gasp edilenler,

Çalışacağım diye el kadar çocuklarını ellere teslim edenler,

Yorgunluktan akşam eve uyuklayarak gelenler,

Bütün gün işte yorulup bir de akşam evde koşturanlar,

Yoğunluktan bir sayfa kitap okumaya vakit bulamayanlar,

Maaşının küçük bir kısmını dahi aile bütçesine koymayıp sadece kendi için harcayanlar,

Çalışacağım diye dini tavizler verenler,

Ya da;

Evde bütün gün oturup akşama yemek yapmayanlar,

Gezmekten ev işlerine zaman ayırmayanlar,

Para kazanmadığı için hor görülenler,

Kocası tarafından harçlıksız bırakılanlar,

Nasıl olsa evde diye yakınları tarafından rahatsız edilenler,

Ev hanımı diye çalışan hanımların psikolojik baskısına maruz kalanlar…

Bunlar aklıma gelen kötü taraflar. İyi yönlerini de siz bulun isterseniz.

Zeynep Kahraman/cocukaile.net

 

Eşimizi Değiştirelim mi?

Bir hanım olarak yazıyorum ama, erkekler de kendileri için bir şeyler bulabilir bu yazıda.

 Konuya hanımlar açısından bakarak yaklaşacağım elbette. Evleneli belki yıllar oldu, belki bir kaç ay. Ne kadar olursa olsun eşlerimizde ufak tefek değişiklikler olmadı mı? Olumlu manada soruyorum bu soruyu.
Eşini değiştirmek çoğu evli kadının hayali. Ama bunun için çabaladıklarını düşünmüyorum. Erkekler evlenene kadar annelerinin elinde hamur gibidir, evlendikten sonra ise eşlerinin.
Kadınlar genelde eşlerinin yaklaşımından şikayetçiler. Konuşmadıklarından, dinlemediklerinden, yaşadıklarını paylaşmadıklarından, kısacası muhatap alınmadıklarından.
Muhataplıkta en önemli şey hitaptır. Eşimize sürekli güzel hitaplarda bulunursak eninde sonunda sözlerimiz karşılığını bulacaktır. Ona her zaman güzel sözlerle seslenelim.
‘Onun size nasıl seslenmesini istiyorsanız öyle seslenin eşinize.’
 “Ben ona âşık değilim ki nasıl aşkım diye sesleneyim, yapmacık olur,” diyenler tam da aşkım demesi gerekenler. Eşine ‘aşkım’ dersen aşkın olur, ‘canım’ dersen canın olur zamanla.
Her zaman tatlı dil ve güleryüzden vazgeçmesin kadınlar. Eşlerini gülen bir yüzle karşılamak çok zor gelmez herhalde kadınlara.
 ‘Evde veya işte yoruldum’ bahanesiyle esirgemesinler güleryüzlerinden eşlerini. Gülümsemek her iki tarafa da iyi gelecek ve güzel bir akşama iyi bir geçiş yapmış olacaklardır.
Sonrasında sohbet eşliğinde yemek ve yemek sırasında sadece güzel şeylerden bahsetmek günün yorgunluğunu unutturacaktır.
Yemek sırasında can sıkıcı şeylerden bahsederseniz veya kimi isteklerinizi sıralamaya başlarsanız muhtemelen eşiniz soluğu dışarıda alacaktır. Tam tersi sizin elinizde.
Yemek sonrası bir müddet eşinizle muhatap olmayın, gün içinde olanları düşünüyordur muhtemelen, bırakın kendi haline, dinlensin. Konuşsanız da duymayacaktır.
En az yarım saat geçtikten sonra kendine gelip sizinle veya evlatlarınızla muhabbete başlayacaktır. İşte o sırada istemek istediklerinizi, varsa problemlerinizi, derdinizi anlatabilirsiniz.
Kadınlar bir istekleri olduğunda çok fazla ısrarcı oluyorlar. Aynı şeyi tekrar tekrar söylüyorlar, ama sonuç değişmiyor. Tanıdığım bir abla çok güzel hallediyordu isteklerini.
Eşine istemediği bir durumu ifade edermiş ama üzerinde durmazmış. Sonra dua edermiş. Ve eşi kendi kendine  vazgeçermiş. Derdi ki “Israr etseydim inadına yapacaktı.”
Bence çok güzel bir yol bulmuştu. Herkesin eşi farklıdır elbette. Eşlerimizin kalbine giden yolu bulmak bizim ellerimizde. Onları tatlı dilimizle “mükemmel” erkek haline getirebiliriz.
Kavga ederken de tatlı dil işe yarar mı derseniz, yarayabilir ama en güzeli susmak. Bir konuda tartışırken tartışma büyümeye başladıysa hemen susun.
Çünkü o sinirle yanlış şeyler söyleyebilirsiniz. Siz susunca eşiniz de biraz daha söylenip susacaktır. Ve büyük bir kavganın önüne geçmiş olacaksınız.
Erkekler de bu tarz durumlarda evden çıkar. Kadınlar da arkasından delirir. Hiç üzülmeyin, sizi kırmamak için yapıyor bunu. O sizi seviyor. Sevmese  yanınızda ne işi var?
Annemin tavsiyesiyle bitireyim yazımı; “Erkekler sadece güler yüz ister”.

Zeynep Kahraman / cocukaile.net