Etiket arşivi: abdülhamit Oruç

Dikkat! Büyük Tehlike Kapıda

Bir yaşından , onbeş yaşına kadar çocuklarımız, bilgisayar ve tabletlere ,  bağımlı hale getirilerek, indirilen oyun ve çocuk filmleriyle, kendi inanç, din, kültür, anane ve anlayışımızdan resetlenmektedir. Kendi değerlerimiz ruhlarında çalınmakta , onun yerine  başka din hayat tarzı ve ideolojilerin anlayışları,  değerleri, zevkleri aşılanmaktadır. Bu yol ile , yirmi sene sonrası için  ,  bu nesillerimiz ,  başkaları tarafından devşirilmekte. İlerde silahla yok edilmesi gerektiğine inandıkları insanlarımızı şimdiden, Yaptıkları bu yatırım ve tertiplerle ,  fikren kölelestirmektedirler.

Elbette  anneler , babalar , tablet oyunları ile bağımlı hale gelen çocuklarını ,  uslu uslu oynuyor, biz de rahat ediyoruz tesellisi ve çocuklarının istediğini yerine getirmekten , aldatıcı bir rahatlık ve mutluluk yaşamakta, aslında başkalarının , sinsi eğitimine terkettikleri nesillerini heba etmektedirler.

Çocuklarımızla iletişim kurmakta zorluk çektiğimiz onları tabletten birkaç dakikaka uzak tutmayı başaramadığımızı hemen oyuna koştuğunu, bizim yanımızdan sıvıştığını görmüyormuyuz ? Onlar nüfus cüzdanı itibari ile bizim ruh yapıları ile adeta başkalarının çocukları haline gelmektedirler . Bu durum hepimiz için büyük bir sosyolojik felaketi hazırlamakta ve bizler de , bunun farkına varmamakta ısrar etmekteyiz.

Çare; Kişilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız ve devletimiz, topyekün tedbirlere yönelmeli , çok büyük gayret ve yatırımlarla, inancımızın  ,harsımızın, kültürümüzün , milli zevklerimizin, bilinmesini, yaşanmasını temin edecek ve çocuklara cazip gelecek oyunlar filmler ve bütün gerekli olanları üretmeli nesillerimizin  beyinlerinin yıkanıp , yabancı kültürlerin esiri olmalarına mani olmalıyız.

Aslında konuya , derin bir bakış sahibi olan herkes , bu işin nereye varmakta olduğunu görebilir. Feraset, basiret ve tedbir temennisiyle.

Abdülhamit Oruç

Hars ne demek; Örf, adet, gelenek, anane kelimeleri ile benzer anlam taşıyan; kısıtlı bir coğrafyada bir işin yapılma biçimine işaret etmek için kullanılan sözcüktür.

Hastalık Olmasaydı

Meçhul , insandaki muhteşem yapı , bu kadar araştırma olmadığı için bilinmez , muhteşem yapı anlaşılmazdı, insan bu meçhul , daha da meçhul olurdu. Hastaneler , doktorlar, eczaneler olmazdı. Tıb ilmi gelişmez , o kadar bilgi, o kadar kitap , o kadar Tıb öğrencisi olmazdı. Bütün buradan rızıklanan , Dr. lar, hemşireler, sağlıkçılar, eczacılar, ilaç sanayinde çalışanlar işsiz kalırlardı. Hastalıklar olmasa , binlerce defa , şifa bulan hastalarin mutlulukları meydana çıkmazdı.

Devamlı sağlıklı olan , bu yüzden ölümü ve ahireti düşünmeyen devamlı , gaflet içinde olanlar ikaz olunmaz. şifa umarken yapılan dualar temenniler olmazdı. Hastalara yönelen şefkat ve merhamet duyguları gelişmez , insanlar birbirlerine dua etmez, hal hatır sormazdı, Hasta yakınlarının , onlara bakmaktan ve hizmetten hasıl olan sevaplar vücuda gelmezdi.

Hastalıklar olmasa bu muhteşem eczanei Kübra olan yeryüzündeki şifa kaynakları keşfedilmezdi. Hastalıklar olmazsa , gafiller ölümün sebeb ve hikmetlerini anlamadıkları için , ölümü saygısızca Azraile yükler , Allah’a saygısızlık ederlerdi. Halbuki işin sırrını bilmeyen kimseler., Ölümün hastalıktan değil ,ecelden olduğunu anlayamdıklarından dolayı, kanserden öldü ,ülserden oldu, merkeb tepti, inek süstü deyerek sebeblerle oyalanma, bu dünyanın geçici mekteb gibi bir imtihan yeri olduğunun sırrını araştırmazdı bütün bunları hastalık iyidir, hasta olun tavsiyesinde bulunmak için değil böyle inanarak ve düşünerek hikmet ehlinin teselli ilacını kullanalım deye yazıyorum, Allah ağırlığını çekemeyeceğimiz hastalıklardan korusun, hastalara şifalar versin, sabırdan hasıl olan sevabı kat kat ihsan eylesin amin.

Abdülhamit Oruç

Hanımlar Taifesi

Bütün Peygamber’lerin, sahabinin, evliyanın anneleri hanımlar!

Kuranı Kerimde , erkekler için ayrı bir isimle süre bulunmadığı halde , hanımlar hakkında hususi  ,”Nisa” isminde , haklarının ve sorumluluklarının bildirildiği bir süre bulunan hanımlar!

Cennet babaların değil , annelerin ayağı altında olduğu haber verilen hanımlar!
Anneniz ve babanız aynı anda çağırırlarsa, önce annenizin çağrısına cevap verin denilen hanımlar!
Dini nikah sırasında , filana vardın mı? deye , evlilik rızası , erkekten önce , kendilerinden alınan hanımlar!

Daha bunun gibi , bir çok konuda , mukaddes dinimizce , onurlandırılan hanımlar!(tatbikatta yanlış muameleye maruz kalmaları Müslümanlığın değil, İslamın zarafetinden uzak erkeklerin kusurlarındandır)

Bütün bunlarla birlikte bazı hadisi şeriflerde,bazı dualarda ” Min şerrinnisai, Min belainnisai, Min fitnetinnisai” Denilerek , şerlerinden , Allah’a sığınılan hanımlarda da var. Kuranı Kerim , Cennetlik hanımlara binbir zulüm ve tehdid altında , İmanının icabını yerine getiren , firavunun zevcesi Asiye validemizi örnek gösterirken “imraeti nuhin vemraetu lut” deyerek , Allaha isyan edenlerle beraber olan ve , mübarek Peygamber’ler olan beylerine , isyan eden cehennemlik kadınlarında da olduğunu haber veriyor.

Hz Bediüzzaman güzel şeylerin bozulduklarında basit şeylerden daha zararlı olduklarını , yağın ve yoğurdun bozulup taaffün ettiklerinde , yağın , adeta zehir haline dönüştüğünü bozulmuş yoğurttan daha kötü olduğunu , örnek olarak gösteriyor. Elbette Allah’ın kulluğundan uzaklaşmış , iffetli hayata sırtını dönmüş, insanları baştan çıkarmada şeytani rol üstlenmiş kadınların şerrinden , bela ve fitnesinden Allah’a sığınmak , şeytanın ve şeytani güçlerin kadınları kullanarak , aile hayatlarını mahvetme tehlikesinden , Allah’a sığınmak gerekir.Aslında, sadakat ve şefkat kahramanı olan ve yavruları için her zaman hayatlarını feda eden , ya anne, ya eş, ya da bacı olarak düşünülmesi gereken hanımları , şeytanın hizmetkarı haline sokan komiteleri , Allah kahhar ismi ile kahr eylesin Amin.

Ne mutlu o zevceki dindar hanımını örnek alarak o da dindar olur. Ne mutlu o zevceyeki dindar kocasına bakarak o da dindar olur.
Ne mutlu o karı kocayaki elele vererek Cenneti kazandıran bir hayatı beraber paylaşırlar ne kadar bedbahttır o karı koca ki birbirini günahlara teşvik ederek elele cehenneme atlarlar.

Abdülhamit Oruç

İlahi Kanunlar Mucize Ve Harikalar 

Bundan önceki gönderide irade sıfatından gelen fıtri şeriat ile, sıfatı kelamdan gelen İslami şeriattan bahsolunmuştu.

Kainatı yöneten , sevk ve idare eden kanunların şumullü olmakla birlikte, Cenab-ı Hakk’ın zaman  zaman , bu fıtri kanunlara istisnalar yarattığı ve bu hallerin mucizat, irhasat, keramet, meğnat, istidraç olarak beş isimden biri ile müsemma olduğunu yazmıştık kısaca özetlemek gerekirse.

Mucizat; İnsanların mevcut fıtri kanunlarla izah edemedikleri , olağanüstü, görenleri aciz bırakan, Harikule işlerdir. Allah’ın bütün işleri mucizedir, mesela üzerinde gezindğimiz toprağa öyle bir özellik  koymuş, ona öyle bir fıtrat vermiş ki, bir tek topraktan nebatat, canlılar vücûd buluyor, yani tek topraktan , milyonlarca varlık hayat buluyor.

Kısaca ifade etmek gerekirse , Allah’ın bütün varettikleri mucizedir. İnsanlar arasında ve dini istılahda mucize , Peygamberlik dava eden ve Peygamberlik sıfatlarına haiz olan kimselerin ,  ellerinde meydana gelen harikalardır. Hz İbrahim’i Ateş’in yakmaması, Hz İsa’nın duası ile ölülerin dirilmesi , Hz Musa’nın asasının , ejderhaya dönüşmesi efendimizin  İnşikakı kamer, ayın ikiye yarılması elbette Allahü Zülcelal’in onlara bahşettiği mucizelerdir.

İrhasat; İleride Peygamber olacak zevatı kiramin henüz nübüvvetle tavzif edilmeden ellerinde veya çevrelerinde meydana gelen harikalardır. Hz İsa’nın bir günlük iken konuşması, Efendimizin bisetine mahal ümmetine , ileride kıble olacak olan Kabetüllahı yıkmaya gelen Ebrehe ve Ordusunun  ebabil kuşları tarafından helak edilmesi , Efendimizin çocukluğundan itibaren , bir bulutun daima ona gölge etmesi irhasattandır.

Keramet ise;Bir Peygamber’in ümmetinden olup, kamil İman, ciddi ibadet sahiplerinin Allah muhabbeti ve sadakatı ile hareket eden velierin , veya safi kalb sıradan müminlerde ortaya çıkan harikuladelikler de keramettir. Bu kerametler , ayrıca onların ümmetleri oldukları Peygamber’ler için mucizelerdir.

Abdülhamit Oruç

İlahi Kanunlar Mucizeler Ve Harikalar

Allah’ın sıfatı iradeden gelen bir şeriatı fıtriyesi , bir de sıfatı kelamdan gelen şeriatı İslamiyesi vardır.

Şeriatı fıtriye; Kainatı idare eden fıtratın kanunlarıdır, yerçekimi kanunu, tabiat kanunu, elektrik kanunu, erime kanunu, suyun kaldırma kanunu, hayatın kanunları vs.vs. kainatı çekip çeviren , Adetullah sünnetüllah deye tabir edilen. Kanunlardır. 

Fıtri şeriat;Mümin kafir ayırmadan , bu kanunların gereklerini yerine getiren kişiler ,veya milletler , ileri gider, buluşlar yapar, başarılı olurlar. Bu kanunları bilmeyen , fıtratın gereklerini yapmayanlar ise , yerinde sayar, diğerlerine muhtaç ve mağlub olurlar.

Kelam sıfatından gelen şeriatı islamiyeye aykırı davrananlar ise , İslamın kazandırdığı güzelliklerden mahrum kalır , ahirette de hüsrana uğrarlar. Geçmişte meydana gelen , İslam medeniyetinin gösterdiği gibi, hem fıtri şeriata , hem dini şeriata uyanların , iki alemde de başarılı ve mutlu olduğuna tarih şahiddir .

Fıtri kanunlara istisna teşkil eden ve tabi olmayan , aynı zamanda maddeten izah edilemeyen hadiselere de , harikulade , olağanüstü hadiseler demekteyız. Hz İbrahim’i ateşin yakmaması , Hz Musa’nın asasının bir ejderhaya dönüşmesi , Hz Davudun ateşte kızmış ateş kitlesi halindeki demiri elleriyle şekillendirmesi, Hz İsa’nın bir günlük bebek iken konuşması fıtri kanunlarla izahı mümkün olmayan harikulade olan işlerdendir. Harikulade işleri beş başlık halinde ele alabiliriz.

1 Mucize
2 İrhasat
3 Keramet
4 Meunet
5 Istidraç

Bu olağanüstü hadiseleri bir sonraki gönderide ele alalım inşaallah

Abdülhamit Oruç