Etiket arşivi: Bekir Özcan

Bediüzzaman’ın Gençliği

Mardin’in meşhur Ulu Camii minaresinde

Garip bir delikanlı görünür şerefesinde

 

Şerefedeki demir korkuluğun üstüne çıkar

Halk korku, heyecan, içinde bu gence bakar

 

Yiğit genç kollarını kuşkanadı gibi yanlara açar

Demir parmaklığın üstünde cesurca turlar atar

 

Cesaretin zirvesinde olduğunu gösterir

Ahirzaman bu, babayiğit olmayı gerektirir

 

On beş on altı yaşında çelik gibi delikanlı

Asrında, hıfzı ile birlikte en üstün zekâlı

 

İlmin zirvesinde duran, nurani genç bir âlim

Ateş pare zekâ, sanki ona mahsustu her ilim

 

Molla Said-ül meşhur olarak tanıyacaktı onu halk

Son asırda Peygamberimizin en has varisi olarak

 

Ta ezelden bu asra görevlendirdi Cenabı Hak

İşte meydanda Risale-i Nurlar, insafla bir bak

 

Bekir Özcan

www.NurNet.org

Bediüzzaman’ın Çocukluğu

Pek acelesi var yapılacak işler çok

Çocukluğunda bile anlayanı yok

 

Ağabeyi Abdullah’ın ilmine kaldı hayran

Verdi kararı, öğrenip ilmi, edecekti bayram

 

Yaratılışı, amirane sözleri hazmetmez

Asrın sahibine elbet bu laflar söylenmez

 

Medreseden medreseye bu sebeple gitti

Döndü ailesinin yanına, canına tak etti

 

Daha küçük çocuk, henüz dokuz yaşında

Bin sekiz yüz seksen beşin baharında

 

rüyasında kıyametin koptuğunu görür

Peygamberimizi nasıl ziyaret ederim diye düşünür

 

Sırat köprüsü nünde bekleyeyim der

Tüm peygamberlerle görüşüp ellerini öper

 

Son olarak kapanır peygamberimizin eline

Resullullah sorar “ne istediğini? Küçük Saide”

 

“Kur’an ilmini talep eder yüce peygamberden”

“Hiç bir sual sormamak kaydıyla ümmetinden”

 

“İlm-i Kur’an verilecektir der ancak sana bu şartla”

Peygamber müjdesiyle uyanır Said sevinçle şafakta

 

Almıştı rüyadan çok büyük bir feyz ve şevk

Öğrenip yayacak Kur’an ilmini sonsuza dek

 

Öğrendi yılmadan on beş senelik ilmi üç ayda

Etmeliydi acele büyük yangın çıkacak bu asırda

 

Verdi kararını riyazete başladı hemen

Ot ile idare etti, ekmek bile yemeden

 

Talebe iken dahi zekât sadaka almaz idi

Başkasının minneti altına hiç girmezdi

 

Asrın özelliği idi fikren mücadele etmek

Bunun için gerekirdi çekirdekten yetişmek

 

Çocuk yaşında ilmiyle yarışmaya başlar

Emsallerini, hocalarını bırakır kendine hayran

 

On üç yaşında giymesi istendi ilmî kıyafet

Kendisi ergenliğe girmediğinden etti ret

 

Kapalıdır hurafelere aklı hiç kabul etmez

Doğru olmayan bilgi mantığından geçmez

 

Teneke çalınıp tüfek atıldığını duyar bir gece

Her sebebi araştıran Said, sorar annesine

 

Validesi “ay’ı yılanın yuttuğunu söyler”

“Bak der gökyüzünde görünüyor kamer”

 

Nuriye Hanımın misali çocukça olmuştu biraz

Küçük Said annesi de olsa, etmişti buna itiraz

Bekir Özcan

(Bediüzzaman Said Nursi Destanından)

www.NurNet.org

Bediüzzaman’ın Doğumu

Şanlı Osmanlıyı dağıtacak gelecek yıllar

Yüz binlerce gazi şehit verecekti analar

 

Dünya devletleri yeniden şekillenecek

Doğacak güneş kâinata başka tesir edecek

 

Sabah olacaktı atmıştı şafak artık

Seher vaktinde parçalanacak karanlık

 

Osmanlı, hamile kalırken Avrupa’ya

Hamileydi Nuriye Hanım Bediüzzaman’a

 

Basmadı yere abdestsiz olunca hamile

Hiç bir iş yapmadı çekmeden besmele

 

Nurs köyünde kerpiçten yapılı bir evde

Heyecanlı herkes, tatlı bir telaş içinde

 

Bin sekiz yüz yetmiş altı yılının baharında

Emsalsiz bir çocuk dünyaya geldi Nurs’da

 

Doğdu erkek çocuk Nuriye hanımdan

Hayrette herkes, geldi bebek ağlamadan

 

Verildi müjde babası molla Mirza’ya

Geldi haber, göbek adı olsun Rıza

 

Ağlamadı çevresine merakla manalı baktı

Bebekken dahi kalbine hikmet ilhamı aktı

 

Konuşacak gibi bakıyordu etrafa bebek

Hikmete aykırı idi o anda söz söylemek

 

Sağ kulağına ezan, soluna kamet okundu

Bu sâbî çocuğa Said ismi kondu

 

Allah’ım! Bebek olmasına rağmen o ne heybet

Çocukta olur mu hiç bu vakar, nedir bu azamet

 

Mevlana Halid’in (KS) yüzüncü doğum yıl dönümü

Asrın sahibi Bediüzzaman’ın dünyaya geliş günü

 

Abdestsiz olarak annesi bir defa bile emzirmedi

Sofi Mirza zerre olsa da haram lokma yedirmedi

 

Peygamberin varisi gelmişti bu en son asra

Kur’an, iman, irfan nurunu saçacaktı kâinata

 

Güneşin doğduğu yerden tüm dünya nurlandı

Kâinattaki bütün karanlık âlemler aydınlan

 

Bekir Özcan

(Bediüzzaman Said Nursi Destanından)

www.NurNet.org

Şeçere

Nurs’da; Nuriye’den doğma, baba adı Mirza

Doğumdan sonra göbek ismi olsun denildi Rıza

Hem dünya hem de ahiret’de, mesut olsun denir

Kâinat kitabı Kuran’dan alınıp, “Said” diye söylenir

Molla Said-ül  meşhur denir talebe iken

Üç ayda tamamlar tüm tahsilini birden

Bu asırda unvanı “Garibüzzaman” diye anılır

Meşrutiyet dönemi onu “Bediüzzaman” diye tanır

Ahir zamanda “Sahibüzzaman” olarak bilindi

Helaket ve felaket asrının vekilidir denildi

Kıyamet çağı “Fatinülasır” namıyla eder yâd

“Fahrüddeveran” idi son yüzyılda Hz. üstad

Her iki baştan maddi ve manevi “seyyid” dir

Osmanlı’da lâkabına “Said-i Kürdî”  denir

Cumhuriyet devrinde oldu soyadı “Okur”

Tefekkür eder kâinatı, kalbi ruhu dolar nur

“Nursi” dir hürriyet devri soy isim şöhreti

“Risale-i Nur Külliyatı” onun meşhur eseri

Bekir Özcan

www.NurNet.org