Etiket arşivi: Meksika

Meksika’dan Güzel Haberler Var

MEKSİKA HİZMET MEKTUBU

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Aziz, Sıddık Ağabeylerimiz;

Evvelen: Cemaatimizin geçmiş Mevlid-i Şerifini tebrik ederiz. Elhamdülillah dünyanın her tarafında hizmet-i Kur’aniye ve hizmet-i Nuriye inkişaf etmektedir. Bu hadiseler Risale- i Nur’daki “Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır” hükmünü teyit etmektedir.

Saniyen: Şahs-ı manevinin duasının ve samimiyetinin hürmetine Cenab-ı Hak dünyanın diğer ülkelerinde de olduğu gibi Meksika’da da çok güzel hizmetlerde bizleri istihdam ediyor ve faaliyetler nasip ediyor. Cenab-ı Hak şükrünü eda etmeyi nasip eder inşallah.

120 milyon nüfuslu sadece 10 bin müslümana sahip yani onbinde bir müslümanı olan Meksika’nın başkenti 25 milyonluk Mexico City’de sadece 2 tane mescit bulunmakta. Fakat mütevazı insanlardan meydana gelen Meksika halkına İslamiyet’ten, Kuran’dan ve peygamberimizden A.S.M) bahsedildiğinde gayet güzel dinliyorlar. Ekseriyeti masum ve kendi halinde olan Meksikalıların genel olarak İslamiyet’e karsı önyargıları olmadığı gibi İslamiyet hakkında herhangi bir bilgileri de yok. Buradaki faaliyetlerimiz ekseriyetle Mexico City’nin merkezi Polonco’daki mescide gidip oraya gelen yeni Müslüman olan Meksikalılarla tanışıp Risale-i Nur vererek, onları dersaneye davet edip onlarla İspanyolca dersler yaparak İslamiyet ile alakalı sorularına cevap vererek ve namaz besmele, Fatiha ve kısa surelerin ağızdan talimi olarak cereyan etmektedir. Çünkü Kuran bilmedikleri için namaz kılmaları gerektiğinden dolayı kuran öğrene kadar ağızdan talim yapıyoruz. Ayrıca bu mescide İslamiyeti merak edip araştırmak amacıyla gelen gayrimüslimler de oluyor.

Hatta 11 Aralık Cuma günü bizim şahit olduğumuz 12 kişi İslamiyeti araştırmak için mescide gelmişti. Bunlardan 5-6 tanesi ile tanışıldı, Risale-i Nur hediye edildi ve irtibatımız devam ediyor. Bu irtibat kurduğumuz Perdo 2 hafta sonra kardeşini ve dayısını alarak İslamiyet ile alakalı yeni bilgiler almak için mescide geldiklerinde onlarla yapılan uzun sohbet neticesinde dershaneye geleceklerini söylediler.

O hafta Ömer Faruk isminde Meksikalı bir gencin şehadetine şahit olduk elhamdülillah. Kendisi ile tanışıp Risale-i Nur vererek dershaneye davet ettik. Davetimiz neticesinde memnun oldu. Kitapları okuyup bizi ziyaret edeceğini söyledi.

O şehadetlerden Angel ve Joseph ismindeki Meksikalı gençlerin hidayeti bizleri çok memnun etti. 29 yaşında olan Angel, üniversite öğrencisi çok uzun araştırmalar neticesinde Kur’an-ı Kerim’den etkilenerek Müslüman olmaya karar verdiğini söyledi. Yusuf kardeşimiz 18 yasında, ablası ile birlikte İslamiyeti araştırıp birlikte Müslüman olmaya karar vermişler. Müslüman olduğu ilk günlerde dershanemize gelen bu iki kardesimiz dersanemizi her hafta en az bir kere ziyaret ediyorlar. Namaz surelerini cok hızlı sekilde ezberlemeyi Cenab-ı Hak nasip etti. Her hafta bir risaleyi bitiriyorlar. Ayrıca her hafta 1-2 saat süren mütaalalı derslerimiz çok bereketli oluyor. Yusuf kardeşimize Müslüman olduktan sonra hayatında neler değiştiğini sorduğumuzda mutluluğun kaynağını bulduğunu söyledi. Annesini bu durum çok memnun etmiş. Hediye ettiğimiz Küçük Sözleri okumuş, ciddi bir şekilde İslamiyeti araştırmaya devam ediyor. Cenabı Hak hidayet nasip etsin inşallah.

Dershanemizin her hafta misafiri olan bir diğer kardeşimiz, 4 ay önce İslam ile şereflenen 26 yasındaki Ömer. Meksika’da Müslüman olmadığı halde müslüman adı taşıyan çok insan var. Ömer kardeşimiz de bunlardan biri idi. Bütün dinleri araştıran kardeşimiz aklına ve kalbine en uygun dinin İslam olduğuna karar kılmış ve Müslüman olmuş. Okumayı ve araştırmayı çok seven kardeşimiz ailesinin olumsuz tepkisine rağmen kararından dönmemiş. Kardeşimizin bu durumu adeta İslamiyeti kabul ettiği için ailesinden dışlanan sahabeleri hatıra getiriyor.

Bu misafirlerden biri de Cemal kardeşimiz. 43 yasında olan bu kardeşimiz geçmişinde alkol bağımlısı imiş. Bu kötü huyu nedeniyle 3 evliliği de kısa sürmüş. Uzun araştırmaları neticesinde 1 Mart 2015 İslam ile şereflenen bu kardeşimizi en fazla etkileyen hadise Hz Bilal Habeşi’nin çektiği eziyetlere rağmen Ehad Ehad deyip davasından vazgeçmemesi olmuş. Geçtiğimiz Çarşamba günü (30 Aralık) Hastalar Risalesini ikindi ve akşam namaz dersinde okuyarak bitirdi Bu durum bize çölde susuz kalmış bir insanın suyu bulunca kana kana içmesi gibi bu kardeşimiz de ruhuna hitap eden bu risaleyi bir çırpıda oturuşta bitirdi

Mescid Görevlisinin Hidayeti
Polonco’daki Mescidin görevlisi Ruben Garibaldi Abdullah 11 sene önce İslam ile şereflenmiş. Uluslar arası rehber olan Abdullah Arap eşyaları satan bir dükkâna giriyor ve orada duyduğu sesten çok etkileniyor. Artık gayri ihtiyarî her hafta bu sesi dinlemek üzere bu dükkâna geliyor. Bu sözler hangi şarkıcıya ait olduğunu sorma cesareti toplayan Ruben, duyduğu sesin Allah’ın kitabı olan Kur’an olduğunu öğrenince İslamiyete ilgi duymaya başlıyor. Tur rehberi olan Ruben işi gereği Mısıra gidiyor. Kahire’de ilk gecesinde bir ses duyuyor. Bu ses onu çok heyecanlandırıyor, duygulandırıyor ve gözyaşlarına hakim olamıyor. Camı acınca Bu ses Allah’ın sesi diyor ve hemen otel lobisine koşuyor ve görevliye “Bu sesi sen de duyuyor musun?” diyor. Otel lobisinde çalışan görevli bu sesin ezan oldugunu ve Müslümanları namaza davet ettiğini, burada günde 5 defa bu sesi duyabileceğini söylüyor. Günde 5 defa bu sesi duyacak olmak Rubeni mutlu ediyor. Ezanı duyunca Mısır’ın meşhur Nil Nehri, Piramitlerini unutan Ruben, kalbine hitap eden bu ezan sesine adeta hayran olmuştu. Kahire’deki günlerinin bitmemesini istiyor ama ayrılık vakti gelince gözyaşları içinde ezan sesine veda etmek zorunda kalıyor. 1 sene sonra başka bir görevlendirme ile Yunanistan’ın başkenti Atina’ya gelince Kahire’ye bu kadar yaklaşmış iken gidememek onu epey üzüyor. Ruben Meksika’ya geri dönüyor. Mısırlı Arap eşyaları satan arkadaşı Ruben’e ezan sesi ile 30. cüzün cd kopyasını hediye ediyor. Ruben artık her gün bu cd’yi dinlemeye başlıyor.

Baş, burun ve yüzündeki ağrılardan şikâyetçi olan Ruben doktora gidince kanser teşhisi konuluyor. Doktorların umudu kestiği Ruben, başında tümör ile en fazla 6 ay yaşayabileceği söyleniyor. Bu hastalığın ilaçla kemoterapi ile tedavisi olmadığı ve son günlerini dışarıda istediği gibi geçirmesini söylüyor doktorlar. Ameliyat olursa küçük bir ihtimal ile yaşayabileyecegi söyleniyor. Ama ameliyat esnasında tümörün patlaması ile ölebileceği söyleniyor. Çok riskli bir ameliyata giren Ruben, ameliyat esnasında makineye göre ölü görünüyor. Hemşireler dikkat ettiklerinde Ruben’in ölmediğinin farkına varıyorlar. Doktoru Ruben’e diyor ki, “Ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim şu anda karsımda yaşıyor olman.”

Ameliyattan 4 ay sonra Mısırlı arkadaşından mescidin adresini alan Ruben Garibaldi doğum gününde adeta yeniden bir doğuşu yaşıyor ve kendisini İslam ile şereflendiren o tılsımlı sözcükleri terennüm ediyor. Müslüman olduktan 5 sene sonra tekrardan kanser hastası oluyor. Yapılan tetkiklerden sonra ikinci kez ameliyata alınması gerekiyor. Hastalığa yakalandıktan sonra aklı “Neden? Ben Müslüman olmuştum, namazlarımı kılıyor, orucumu tutuyordum. Neden tekrardan?” sorularını soruyor ve cevabını bulamıyordum. İkinci kez ameliyattan sonra çok fazla korku hissediyordum. Namaz esnasında korku gidiyor ama namaz bitince tekrardan korku sarıyordu. Bütün gece açıklanması mümkün olmayan o korkulu halet devam ediyordu. O vaziyette iken Hastalar Risalesini okudum ve içimde korku tamamen yok oldu. Risale-i Nur ruhuma hitap ediyor ve derin bilgiler veriyor. Hayatın amacının ne olduğunu bildiriyor. Sadece benim için değil, tüm insanlar için. Bismillah deyip ameliyata korkusuzca girdim. Ameliyat sorunsuz şekilde geçti elhamdülillah. Geçen sene hac vazifesini yapan kardeşimiz Abdullah şu anda Meksika’daki en büyük mescidin görevlisi. Mescitte olduğu sürece kendine has tatlı üslubu ile ezan-ı Muhammediye’yi okuyor.

Bu hizmet-i imaniyede Cenab-ı Hak tarafından istihdam olduğumuzun bir numunesini ifade edelim. 28 Aralık Pazar günü haftalık meşveretimizi beklerken o hafta yapılmayacağı anlaşılınca Mersin’den medresemize bir aylık hizmet etmek için gelen Necdet Soydan Abi, “Ben mescide gideyim, belki birini görüp Risale-i Nur veririm” niyeti ile dershanemize 1 saat uzaklıktaki mescide gidiyor. Mescidde o gün 3-4 kişi ile tanışıp çeşitli risalelerden hediye ediyor ve bu kişilerinin numarasını alıyor. O numarasını aldığı Halid Garcia 6 ay önce Müslüman olmuş ve o akşam mesajlaştığımızda şunları söylüyor. “İçimde çok sıkıntı hissediyordum, mescide rahatlamak için gelmiştim. Kafamda cevaplanmasını istediğim sorular var. Benim sağlam bir öğreticiye ihtiyacım var” Bu mesajı alınca Necdet Abi bir sonraki gün mescitte tekrardan buluşmak için randevulaşıyor. Mescide gittiklerinde mescidin henüz açılmaması nedeniyle ögle namazını mescidin önünde eda ediyorlar. Necdet Abi namazdan sonra kalbinden şöyle geçiriyor. Bu kardeşimizin kafasındaki sorulara cevap verelim ama keşke İngilizce-Türkçe bilen birisi olsa da sorulara rahat bir şekilde cevap verebilsek diye geçiriyor. Hatta Türkiye’den ağabeylere ulaşmaya çalışırken biri Türkçe olarak “Abi namaz kıldınız mı?” diye sesleniyor. Bu sesin sahibi uzun yıllar Türkiye’de kalan Afgan kardeşimiz Hasan. Hasan kardeşimize Necdet Ağabey İngilizce bilip bilmediğini sorunca olumlu yanıt alıyor. Ama mescit kapalı olduğu için konusma ayakta devam edebilir mi diye düşünülürken Hasan kardeşimizin mescide 2 dakikalık uzaklıkta kafe işlettiğini söylüyor. Kafeye gidiliyor ve Halid Garcia’nın kafasındaki sorulara tatmin edici cevaplar veriliyor. Konuşma sonunda Halid Garcia görüşmenin çok iyi geçtiğini ve görüşmeden çok keyif aldığını ifade eden bir mesaj atıyor. Bir kulunun sıkıntısını gidermek için dünyanın diğer ucundan bir kulunu getirip, imdadına gönderen Allah’a binlerce kez hamd olsun.

Rabbi Rahimimiz, Meksika’da ve dünyada Müslüman olan kardeşlerimize İslamiyeti yaşamayı nasip etsin. İman, İslamiyet ve Kur’an hizmetinde bulunan kardeşlerimizi hizmetlerinde muvaffak eylesin. Gıyabi duanın kabul olması hasebiyle dualarınızı bekliyoruz.

Meksika’dan Selamlar ve Bazı İnayat-ı İlahiyeyi Tezekkür!

“و امما بنعمة رببك فحددث”.

“Bismillahirrahmanirrahim”

“وبه نستعن”

Kanaatimizce, bugüne dek imhal edilmiş (ertelenmiş) ve kısmen de unutulmuş Latin Dünyası ve hususan Meksika’dan bol Selam eder; burada Risale-i Nur’ların intişarı ile bu mazlum halkın da Kur’ani ve İslami hakikatler ile Nur’lanmaları ve saadet-i dareyne mazhar olabilmeleri için dualarınızı bekleriz.

25 milyonluk başkent Meksiko City de 2 bin civarında; 120 milyonluk Meksika’da da 7 bin civarında Müslüman’ın bulunduğu ve bu Müslümanlar arasında da 4-5 ayrı grup seklinde (Selefiler, Vehhabiler, Şiiler ve Sünniler) ayrıldıklarından ve ciddi manada İslamiyeti ve İmani erkanların izahat ve ispatı seklinde sual ve ihtiyaçlara cevap vermeyi hedef ittihaz eden bir cemaat olmadığından, yerli halk gibi Müslümanlar da Risale-i Nur ve hizmet tarzına kendi tabirleri olan “Bu Millet Dine Aç” ifadesi mübalağa değil bilakis nakıs olsa gerek…

İnşaallah bizim de buraya vardığımız ilk birkaç günlük sure zarfında

“و امما بنعمة رببك فحددث” Ayeti celilince, Risale-i Nur Hizmetinin mazhar olduğu bazı ihsanat-ı İlahiye’yi tezekkür edeceğiz.

Gelmeden sosyal medya vesilesi ile irtibatlı olduğumuz; yeni Müslüman olmuş Yusuf Carlos Abi’miz bizleri havaalanından aldıktan sonra, kendi etraflarında oluşturulmuş ve hafta sonları namaz ve siyer/fıkıh gibi sohbetler için kullandıkları Musalla tabir edilen, içinde pek mobilyası olmayan bir evde bizleri misafir ettiler.

Gece vardığımızın akabinde, sabah Cuma namazının kılındığı ve Sünni Müslimlerin geldiği Mescide vardık. Henüz Türkiye’de iken yine internet vesilesi ile tanıştığımız, 4 yıldır Meksika’da olan bir abimiz ile Cuma da görüşmek üzere randevulaştık. Allah razı olsun, kendisi de “Gelirseniz biz de unutmaya başladığımız bazı manaları inşallah yaşamaya başlarız” demişti. Hakikaten kendisi de çok memnun olup, hususi işlerini bırakarak araç noktasında ve diğer ihtiyaçları karşılama noktasında müşavirlik yaptığı gibi ;20 yıldır burada yaşayan ve buradan evlenmiş diğer bir abimiz ile tanıştırdı. Bu abimiz de hem kendisi hem de 10 yaşındaki yarı Meksika’li oğlu için çok sevindi; ilk derslerimiz de bu abilerimiz ile oldu. Hatta bu abimiz ilk tanıştığımız vakit bize 2-3 gün önce gördüğü rüyayı anlattı. “Rüyamın tabirinde bugünlerde birkaç kişi ile tanışacaksın ve bundan sonra hayatin çok daha verimli olacak.”

Elhamdülillah Türkiye’den gelen sizlerle tanıştık. Ben ve ailem için en güzel tanışma bu olabilirdi” diye ifade edince, biz de bu mana şahıslarımız değil inşallah Risale-i Nur’lar ve şahs-ı manevisidir dedik. Elhamdülillah, her gün ya bizzat bulunduğumuz kitap fuarına bizi ziyarete gelir, oğlu ile birlikte, ders okuruz, o da Türk kahvesi yapar, gelmediğinde de aksam muhakkak arar. Demek ki Ruhları bu imdad-ı Ruhani’yi hissetmişler.

Bu abiler ile tanışmak büyük bir mana olsa da, asıl mübaşeretine vesile oldukları ve bizim de iştirakimizi temin ettikleri “Exposotory” denilen büyük ve bilindik bir Kültür-Sergi-Fuar Merkezi’nin giriş katının tahsis edildiği İslami Kitap ve Fotoğraf sergisi oldu.

Burası bizim için; hem bir neşri efkâr ve hizmet meydanı; hem İslamiyet’e meraklı Hıristiyanlar; hem de Müslüman’lara ulaşmamız için -tabiri caiz ise- tertip edilmiş ve tarihi de buna göre ayarlanmış bir fuar.

Aynı zamanda herhangi bir ücreti olmaması ile birlikte inşallah 23 Temmuz’a dek sürecek.

Bizler de gelirken elhamdülillah, İstanbul’da ki abilerimiz vesilesiyle ve Ankara’dan aldığımız 130 kg’a yakın kitap ve broşürleri getirmiş; fakat Müslüman sayısını duyunca bu kitaplar ihtiyacın fevkinde olabilir diye düşünürken şimdiden; kitap ihtiyacımız belirmeye başladı. Biz de bunları buradan nasıl temin edebilir ve hatta bastırabiliriz diye düşünmeye başladık. Dua ediniz Cenab-ı Allah kitapların ulaştığı elleri layık ve okuyanlara da tesir ettirsin, Âmin.

Getirilen İspanyolca kitaplar başta olmak üzere, İngilizce ve Arapça olanlar da çok revaç görmekte olup; sadece 2 grup olduğumuzdan ve her ikimiz de (hem Selefi grup; hem de Risale-i Nur’lar) gelenler ile alakadar olup, ihtiyaçlarına muvafık kitaplar hediye etmekte ve sadece merak edip, bunun için gelenlerin sualler sorup, tatminkar cevaplar aldıklarını görünce hüsn-ü istihsan ederek ihtiyaçları olan kitapları muştakane alarak, irtibat bilgilerimizi alıp, kendileri de irtibat bilgilerini bırakıyorlar.

Özellikle de Türkiye’den gönüllü olarak sadece bunu bir vazife olarak kabul edip, İslamiyeti anlatma gayesiyle geldiğimizi öğrenince Hristiyanı da Müslümanı da ve hatta ateisti de memnun olup, sualleri için irtibatı devam ettirme arzularını dile getiriyorlar.

Elhamdulillahi haza min Fadli Rabbi

Acziyetimiz için de Cenab-ı Allah’ın Kudret tecellisi çok zahir görünüyor. Fakat düne göre yapılan hizmet her ne kadar muntazam görülse de henüz yapılması gereken ve ulaşılması lazım gelen milyonlar var. Dualarınızı ve dualarımızı beklemekteler.

Ayrıca misafir olarak kalmakta olduğumuz mescidin dünkü siyer sohbetlerine iştirak ettik. Kendileri de bizim gibi dönerli bir şekilde ders yapmaktaydı. Büyük çoğunluğu yeni Müslüman olmuş, gerisi de Hıristiyan veya inşallah yeni hidayet nasip olacak bir cemaat olup; derslerinin akabinde önce kendilerini böyle bir ortamda muhafaza etmeye çalışıp, İslam’ı öğrenmek için ev tutmaları ve vakit ayırarak bir araya gelip 15-20 kişilik ders halkaları oluşturdukları için tebrik ettik. Fakat hemen akabinde Türkiye’yi nazara vererek; Risale i Nur ve Hizmet tarzımızı anlattık. Kendilerinin de çok hoşlarına gitmek ile beraber inşallah haftaya dersin bir saati de Risale-i Nur’lardan olacak. Hepsine ayrılmadan kitaplar verildi.

Hatta bir kaçı, “Buraya gelemeyen arkadaşlarımız da var, onlara kitap götürsek olur mu?” diye arz-ı ihtiyaç ettiler. Dersi yapan imam da “her şeyden önce Türkiye’den bu mana için kalkıp gelen sizleri tebrik ediyorum” dedikten sonra, “biz burada ki Müslümanlar hem İspanyolca, hem de diğer dillerdeki tüm kitaplara karşı büyük bir ihtiyaç içindeyiz. Eğer gönderirseniz, ben bizzat ulaştıracağım” dedi ve hizmet tarzımızı ve Risale-i Nur’ların mahiyetini dinlemeye ve Arapça ile İspanyolca Cemaate tercümeye başladı.

Biz de kendisi ile hususi istişare etmek üzere, önümüzdeki pazardan önce, randevu verdik. İnşallah, tekrar görüşerek beraber veya ayrı neler yapılabilir diye görüşeceğiz.

Ayrıca mescitte, Cuma da tanıştığımız, Mısır’lı, Cezayir’li ve buranın yerli Müslümanları bu gaye ile Meksika’ya gelen bu heyetimizi ve Risale-i Nur’ları hüsn-ü istihsan ederek; “Beraber ne yapmamız gerekiyorsa hazırız. Çünkü buradaki Hıristiyanlar da Müslümanlar da hakikatlere aç” dediler.

Zaten görüştüğümüz Hıristiyan’ların büyük çoğunluğu “Bizim Allah ile sorunumuz yok, Kilise ile var” diyerek (We have no problem with God, our problem is with Church) diyerek; durumu betimliyorlar.

Henüz, bizi kuzey sınırında Rosarita’dan ve Güney’de Müslüman olmaya başlayan köylerde oranın imamları ve İstanbul’dan bizi irtibatlandırdıkları Meksika’lıları ziyaret edemedik.

Elhamdülillah yoğun bir faaliyet 3 gündür devam ettiğinden dördümüz de kahvaltıdan başka; pek vakit kalmıyor, farklı bir meşguliyete… Bu faaliyetteki lezzet ve akabindeki yorgunluk; ne mobilyasız dershaneyi ne de unutulan öğünleri hatırlamaya vakit vermiyor. İnşallah, Cenab-ı Hak kabul eder de müessir olmuş olur, yapılan faaliyetler…

İnşallah vakit bulabilirsek ziyaretlerimiz ve oralarda -yeteri kadar- kalırsa kitap ulaştırırız. Burası başkent, İslam’ı ve Allah’a imanı anlatan kitaplara ulaşamıyorlarsa, güney ve kuzeyde muhakkak ki daha çok ihtiyaç hissetmektedirler.

Müessir dualarınızı beklemekteyiz.

Kardeşleriniz

Selam ve Dua ile

Meksika Nur Talebeleri

Peru Hapishanelerinde Risale-i Nur Dersi Yaptılar

Dünyanın bir ucu Arjantin’den, güneşin battığı yerden, Nurlar’ın doğduğu yere, Türkiye’ye binler selam !

Arjantin hizmetlerinin daha ilk günlerinden itibaren, maddi – manevi duaları ile bizleri unutmayan herkesten Allah razı olsun! Henüz bir yılını bile doldurmayan Güney Amerika’daki Nur hizmetleri, daha geniş sahalarda devam ediyor. Biz de bu son havadisleri dualara vesile olması niyetiyle paylaşmak istiyoruz.

Evvela; Santa Fe şehrinden Rosario şehrine gelen birisi, İslamiyet hakkında bilgi almak için oradaki mescide uğruyor. Daha önceden nurları bilen, ciddi hizmet eden başka bir kardeşimiz ile tanışıyor. Beraber altı saat boyunca ara vermeden Küçük Sözler, Yirmi üçüncü Söz, Hastalar Risalesi ve Ramazan, İktisat ve Şükür Risalelerinden okuyorlar ve bitiriyorlar. Hatta okurken duygulu anlar da yaşanıyor. İslam hakkında bilgi almak isteyen şahıs ağlamaya başlıyor. Bunun üzerine diğer kardeşimiz de dayanamıyor ve ağlayarak okumaya devam ediyorlar. Ve Risale-i Nur Külliyatı’ndan sadece birkaç kitap okuyarak,  tam ve mukni bir iman dersini alan bu şahıs belki de hayatındaki en güzel ve önemli kararı hiç tereddüt etmeden  veriyor ve soruyor; “Ben Müslüman olmak istiyorum, şimdi ne yapmalıyım?”

Rosario’da nurların neşrine çalışan bu kardeşimiz, birkaç ay önce kendi şehirlerindeki hapishanenin kütüphanesine Risale-i Nurların konulmasına vesile oldu ve her hafta gidip oradaki mahkumlarla ders okumaktalar. Bu dersler neticesinde, mahkumlardan birisi Risalelerden  aldığı nur-u iman dersi ile islamı seçti ve şimdi Müslüman olarak hayatına devam ediyor.

Adeta bir çekirdek olan bu hapishane hizmetleri, diğer ülke ve şehirlerdeki hapishanelerde de filiz vermeye başladı. Önce Arjantin’in kuzeyindeki Peru’nun başkentinde, Adalet bakanlığına bağlı hapishaneler genel müdürü ile görüştük. Türkiye’den geldiğimizi ve mahkumların ıslahı için bir projemiz olduğundan bahsettik. Hapishanelerin ağzına kadar dolup taştığını ve yer kalmadığını ifade eden yetkililer, bu tarzdaki çalışmalara çok fazla ihtiyaç duyduklarını belirttiler. Risale-i Nurlar’ı bir hafta inceledikten sonra bu eserlerin çok harika olduğunu ifade ederek, Peru’daki yedi hapishanenin her birisine kitaplarımızın konmasına müsaade etiler. Bununla beraber mahkumlarla  sohbet ve ders okuma imkanını da sağladılar. İslamiyet hakkında çok az, ya da yanlış bilgileri olan mahkumlar, okuduğumuz dersten çok memnun kaldılar. Hatta bir mahkum dağıttımız Tabiat risalesinden biraz okuyunca: “Ben müslumanları başka bir varlığa tapıyor sanıyordum. Halbuki görüyorum ki aramızdaki fark çok az. Bu kitaplar çok hoşuma gitti ve bunları okumak istiyorum.’’ dedi. Diğer mahkumlar da aynı heyecanla okumak istediklerini belirtiyorlardı. Bu eserleri hapishane kütüphanesine koyacağımızı ve oradan alıp okuyabileceklerini söylediğimizde ise çok sevindiler. Ders sonunda İslamiyet hakkında birçok soru sordular. Bunlardan birisi; Kur’an-ı Kerim’in değişip değişmediği idi. Biz Kur’an-ı Kerim’in 1400 yıldan bu yana tek bir harfinin dahi değişmediğini söyleyip izah edince çok şaşırdılar ve etkilendiler. Bizi şaşırtan başka bir hadise ise, konferans salonundan ayrılırken, ders esnasında bizlerden “Allah” adını henüz öğrenen mahkumların “Allah! Allah! Allah!” diyerek yüksek sesle bağırmalarını duymamız oldu.

Peru’daki bu güzel hizmetlerin heyecanını yaşarken, başka bir gelişme de Arjantin’de gerçekleşti. Buradaki hapishanelerden sorumlu genel müdürlüğe, bilhassa Meyve Risalesinden bazı vecizelerin de yer aldığı, mahkumlar için hazırladığımız ıslah projemizi sunduk. Arjantin’in bütün hapishanelerinden sorumlu müdür Dr. Juan Natelo eline geçen vecizeleri okuduğunda ise hemen internetteki sayfamıza girip Risaleleri inceliyor. Bu eserlerin mahkumlar için faydalı olacağı kanaatına varan hapishaneler genel müdürü, daha fazla bilgi almak için bizi çağırdı. Biz de Riasale-i Nurların, mahkumlar için hakiki bir teselli ve ıslahları için mühim bir ders olduğunu ve kabul ettikleri halde hapishane kütüphanelerine koyabileceğimizi ifade ettik. Müdür de, bunun kolay olduğunu fakat sadece kitap koymanın yeterli olmadığını ayrıca hapishanelere gidip bizzat anlatmamız gerektiğini söyledi. Ve hemen aynı gün, hapishanelere rahatça girebilmemiz için özel bir kimlik kartı hazırladılar. Şimdi Arjantin’de bulunan  otuz beş hapishanenin kütüphanelerine  Risaleleri göndermeye başladık. Hatta iki hapishanenin kütüphanesine bizzat Nurları koyduk ve mahkumlarla dersler okuduk. Bu derslerde duygulananlar, göz yaşlarına hakim olamayıp ağlayanlar hem lisan-ı halleriyle hem de lisan-ı kalleriyle ziyaretimizden duydukları memnuniyeti ifade ettiler. Bizler de bu hizmetlerdeki inayeti bir tahdis-i nimet nevinden anlatmak  ve Üstadımızın bu iman davasındaki fevkalade muvaffakıyetini gösteren bir noktayı nazara vermek istiyoruz. Yıllar önce kendi memleketinde, kendi insanlarının imanlarını ve ahiretlerini kurtarmak amacıyla yazdığı eserlere mani olmak için, Üstadımıza hapishaneleri, sürgünleri reva görmelerine rağmen şimdi bir ecnebi memleketindeki hapishanenin gayri müslüm idarecileri, insanlığın ekmek ve su gibi ihtiyacı olduğu  aynı Nurların okunması için, bize tahsis ettikleri araba ile hapishaneye götürüyorlar, hapishanede uygun ortamı hazırlıyorlar, ders sonrasında ikramlarda bulunup yine arabayla dershanemize kadar bırakıyorlar.

Allah isterse, hristiyanlara da bu hizmeti yaptırdığını hayretle müşahede ediyoruz. Bu hapishanelere ilk ziyaretleri Arjantin hapishanelerinden sorumlu Baş Rahip Panço Martinez ile yapmış ve beraber dersler okumuştuk.

Risalelerin insanın ruhuna tesir ettiğini söyleyen, Rahip Panço, gittiğimiz her yerde güvenlik görevlilerine, çalışanlarına, yöneticilerine hatta bindiğimiz arabanın şoförüne varıncaya kadar herkese Risale-i nurları tavsiye ediyor ve okumaları için ısrar ediyor. Ve bu hizmetlerden memnuniyetini ifade ediyor.

Arjantin hapishane hizmetlerinin, sonradan fark ettiğimiz bir tevafuğu da; hapishane dersine başladığımız gün, meyve risalesinin tashihi bitip baskıya verdiğimiz gün olmasıydı. İnşallah,  Arjantin ve Peru’dan sonra diğer Güney Amerika ülkeleri de en zulmetli yerlerden, hapishanelerden nurlanmaya başlıyacak.

Ayrıca geçtiğimiz cumartesi Rahip  Panço’nun daveti üzerine, kilisesine bir ziyarette bulunduk. Yaklaşık seksen kişinin bulunduğu Kilisede, Rahip Panço kendi cemaatine bugün aramızda azizler var bunlar ta Türkiye’den buralara kadar gelen Müslüman kardeşlerim deyip bizim hapishanelerdeki hizmetlerimizden, anlatılan iman hakikatlarından mahkumların dayanamayıp ağladığından ve insanın Ruhuna hitap eden çok güzel kitaplarımızın olduğundan bahsetti.

Sonra “Türkiye’den gelen Müslüman kardeşlerimiz” diye tanıtarak bizi kürsiye çağırdı. Biz de cemaati selamladıktan sonra, Risale-i Nur külliyatı’ndan bahsedip, yaklaşık elli dilde tercümesi olduğunu ve sadece Müslümanlara değil  bütün insanlara hitap eden eserler olduğunu anlattık ve numune olarak yirminci mektuptan bir parça okuduk. Kemal-i ciddiyetle ve başlarıyla tasdik ederek dinledikleri bu kısa fakat ehemmiyetli dersin sonunda herkesin kiliseyi inletircesine alkışlayarak bizi uğurlaması açıkçası bizi de heyecanlandırmıştı.

Önceleri hristiyan, sekiz seneden beri Müslüman olan Rober Tayyip ağbey, kilisede birisinin alkışlandığını hiç duymadığını, bunun çok ilginç bir hadise olduğunu ve okunan hakikatlerin kilisede bulunanların kalplerine ulaştığını gösterdiğini söyledi. Kilisedeki bu kısa ders sonrasında, yetmiş yaşlarında bir kadının yanımıza kadar gelerek, “Selamunaleykum” deyip Tokalaşmak için elini uzattığı esnada biz ne olduğunu anlamadan elimizi öpmesi ve babasının Müslüman olduğunu söylemesi bizi oldukça şaşırttı. Programın sonunda, yanımızda getirdiğimiz kitaplarımıza yoğun ilgi gösteren kilise cemeatine, kitaplarımızdan hediye ettik. Rabbim tesir ve hidayet versin. Amin

Bununla beraber, Buenos Aires’te yaklaşık iki aydan beri bir radyoda hazırlayıp sunduğumuz “la luz de la fe” yani “nur-u iman” adındaki programımız devam ediyor. Radyo programımızı, Risale-i Nur’dan konular belirleyip, nurları bilen, okuyan Arjantinli Müslümanları konuk alarak her hafta gerçekleştiriyoruz. İnternet üzerinden İspanya, Peru, Meksika, Şili gibi İspanyolca konusulan farklı ülkelerden de dinlenilen bu program vesilesi ile daha geniş sahada daha çok insana nurları duyuruyoruz ve  inşallah hava sahifesinde de Nurlar yazılıyor.

Bu arada Meksika’nın en büyük üçüncü şehri olan Guadalajara’da bir Müslüman gurubun, laluzdelafe.org ismindeki internet sitemizden küçük sözleri elde ederek, her hafta toplanıp ders okuduklarını öğrendik. Ayrıca kendi internet sitelerinde anasayfadan da Risale-i nurları paylaşıyorlar.

Bu hizmetlerimizin belkemiği diyebileceğimiz İspanyolca tercüme ve kitap basım faaliyetlerimiz de devam ediyor. Şimdiye kadar, Yirmi üçüncü söz, Küçük Sözler, Hastalar Risalesi, Ramazan-İktisat ve Şükür Risalesi, Tabiat Risalesi, otuz üç Pencere, ihlas-uhuvvet risaleleri ve meyve risalesi olmak üzere sekiz küçük kitap bastık. Dokuzuncu kitabımız olarak ise Üstadımızın, “Tabiatta boğulanları dalaletten kurtarıyor ve bu zamanda herkese hususen şüpheye ve inkara düşenlere lazımdır ve tiryaktır”  ve “Amerika alimleri , elbette Asa-yı Musa risalesine lakayt kalmayacaklar. Eğer dini din için seven kısmının ellerine geçse, fütuhat yapar” dediği       “Asa-yı Musa Mecmuası”nı bastık ve dualarınızla onuncu kitabımız olan Münacat Risalesi’ni baskıya hazırlıyoruz.

Son olarak bir ihtida haberi vermek istiyoruz. Buenos Aires’e yakın Pergamino şehrinde bulunan Mario isminde altmış beş yaşındaki başka bir şahıs da internetteki sitemizden tavsiye üzerine Risaleleri okuyor ve Arjantin’de Risale-i Nurlar ile ruhları, kalpleri, hayatları nurlanan ve İslamiyeti seçenler kervanına dahil oluyor.

Velhasıl, Arjantin ve diğer Güney Amerika ülkelerinde yaşayan hem Müslümanların hem de diğer dinlere mensup insanların ekmek ve su gibi ihtiyaçları olduğunu gördüğümüz bu hakikatleri, her vesileyi kullanarak bilhassa ruhen Nur’a müştak, Nur’un fıtri talebelerini bulmak istiyoruz. Otobüslerde, metrolarda, sokaklarda o anda gördüğümüz belki de bir daha hiç göremeyeceğimiz insanlara, en azından birer broşür vererek nurlarla tanışmalarına vesile olmaya çalışıyoruz.

Haddimizin fevkinde ve şuurumuzun haricinde cereyan eden bu hizmetler için her zaman ihtiyaç duyduğumuz dualarınızı bekliyoruz. Allah, hepimizi bu kudsi hizmette ihlasla istihdam eylesin. Amin

Arjantin Nur Talebeleri namına

Ahmed Hasan, Abdullah, Fatih, Hüseyin

www.NurNet.org

Ankara Risale-i Nur Hizmetleri Ülkelere Taştı

Ankara’da neredeyse yarım asırdan fazla devam eden Risale-i Nur hizmetleri bugünlerde  de meyvelerini vermeye devam ediyor. Ankara’nın hemen hemen her ilçesinde ve mahallesinde dersler devam ediyor. Bu hizmetlerin yanı sıra yurtdışı ile irtibatlı olunan ülkelerde de islamiyetin nurunu yaymak için abi ve kardeşlerimiz azami ihlas ve irtibat  ile çalışmaya devam ediyorlar. Neredeyse Ankara’nın her bir ilçesi bir ülke ile ilgileniyor.

Ankaranın alakadar olduğu ülkeler şunlar: Abd, Japonya, Sudan, Norveç, Kamerun, Meksika, Etiyopya.

Yurtdışı hizmetleri ile ilgilenmek için bir çok  heyet kurulmuş. Bunlardan bazıları; İrtibat heyeti, Kitap ve İnsan Kaynakları Heyeti, Neşriyat Heyeti, Strateji Geliştirme Heyeti.

İrtibat heyetinin çalışmalarını şöyle kısaca özetleyebiliriz :

  • ABD ile internet üzerinden  haftalık derslerin tanzimi
  • Diğer ülkeler ile internet üzerinden haftalık derslerin tanzimi
  • İrtibat zinciri oluşturarak  yurtdışındaki abiler  ve kardeşlerle iletişimin sürekli hale getirilmesi
  • Yurtdışı ile internet üzerinden meşveretlerin tesisi
  • Yurtdışı ile alakadar semtlerin ortak meşveretlerinin tesisi

Kitap ve İnsan Kaynakları Heyeti:  Amacı, Yurt dışı hizmetleri için gerekli olan insan ve kitap kaynaklarını temin etmektir. Bunun için yapılan çalışmalar:

  • Dil bilen kardeşlerimizi belirleyip, bu kardeşlerimizi ihtiyaç olan sahalarda istihdam etmek.
  • Camilere gelen yabancılarla tanışıp kitap veya broşür vermek.
  • Yurtdışına eğitim, hac-umre, ziyaret veya ticaret için giden abilere kitap temini.

Neşriyat Heyeti : Tarihçe-i Hayat’ta bahsedildiği gibi, Risale-i Nur’un; “en modern neşir vâsıtasıyla, hem Anadolu’ya, hem âlem-i İslâma ve insâniyete duyurulmasının temini” yolu takib edilmiştir. Bu vesileyle, yurtdışından gelen talepler doğrultusunda oralarda Risale-i Nur’ları broşür, sunum, poster vb. yollarla tanıtmaya ve yurtdışı hizmetlerini cemaatimize sunmaya çalışıyorlar.

Abilerimizin ve kardeşlerimizin hizmetleri ilgili fotoğrafları nazarlarınıza sunuyoruz :

www.NurNet.org

 

“İstikbal yalnız ve yalnız İslamiyet’in olacak. Ve hakim Hakaik-i Kur’aniye ve İmaniye olacak”


“Biz Kur’an şakirdleri olan Müslümanlar, bürhana tâbi oluyoruz. Akıl ve fikir ve kalbimizle hakaik-i imaniyeye giriyoruz. Başka dinlerin bazı efradları gibi ruhbanları taklid için bürhanı bırakmıyoruz…”


 

“…akıl ve ilim ve fennin hükmettiği istikbalde, elbette bürhan-ı aklîye istinad eden ve bütün hükümlerini akla tesbit ettiren Kur’an hükmedecek.”



www.NurNet.org